BAŞKAN BİNGÜL: ÇİFTÇİMİZ AÇISINDAN 2020 ZOR BİR SINAV YILI...
Reklam
Reklam

BAŞKAN BİNGÜL: ÇİFTÇİMİZ AÇISINDAN 2020 ZOR BİR SINAV YILI OLMUŞTUR

Akşehir Ziraat Odası Başkanı Aziz Bingül çiftçiler ve tarım açısından 2020 yılını değerlendirirken 2021 yılınında hayırlı olmasını diledi.

14 Ocak 2021 - 10:53

Akşehir Ziraat Odası Başkanı Aziz Bingül açıklamasında şu ifadelere yer verdi: 
"Pandemi sürecinde diğer sektörlere sağlanan desteklerden mahrum olmasına rağmen, pandemiyle mücadelede ülkesinin insanına yeterli gıdayı sağlayarak hizmet eden çiftçimiz bu sınavı başarıyla geçti.
Tarım ve gıda sektörünün önemi gıda güvencesi açısından pandemi sürecinde çok daha net anlaşıldı. Tarımda kendi kendine yeterlilik ile yerli ve milli üretim kavramları hatırlandı. Bu süreçte paramız olduğu halde dışarıdan pirinç ve buğday bulamadığımız dönemler oldu. Gıda güvencesini sağlamak için orta ve uzun vadeli tarım politikalarının gerekliliği daha net şekilde ortaya çıktı. Ülkeler kendine yeterlilik için ihracatlarını kısıtladı. Gıda milliyetçiliği kavramının yükseldiği bu dönemde tüm ülkeleri gıda güvencesini sağlayamama endişesi sardı. 
Kuraklığın dünyada ve ülkemizde ciddi bir gıda krizine yol açması ihtimalinin çok farkında olmadığımızı görüyoruz. Ülkemizde yaşayan tüm vatandaşlarımızı etkileyecek olan böyle bir krizin olumsuz etkilerinden korunmak için acil olarak, daha fazla zaman kaybetmeden gerekli önlemleri almalıyız. Kuraklığın boyutları artarsa paramız olsa bile tarlada ve marketlerde ürün bulamaz hale gelebilirizÇiftçimiz 2020 yılında finansman açısından sıkıntılar yaşadı. Son yıllarda afetlerin de etkisiyle çiftçinin kredi borçları arttı. Çiftçilerimizin bir kısmı, takibe düşmemek için başka bankalardan yüksek faizle aldığı kredilerle borcunu kapattı. Çiftçinin yüksek faizle borçlanmadığı özel banka kalmadı Çiftçi borçları, 2019 yılı Tarımsal Gayri Safi Yurtiçi Hasıla Değerinin yüzde 50’sine yaklaştı Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu verilerine göre, 2019 yılında 106,3 milyar lira olarak gerçekleşen tarımda kredi miktarı 2019 yılı sonundan 2020 Eylül ayına kadar, 122,9 milyar liraya ulaşmış, 9 aylık süreçte bankalardan kredi kullanımı yüzde 15,6 artmıştır. Bu dönemde Tarım Kredi Kooperatiflerinin çiftçiye kullandırdığı kredi miktarı da 2020 yılı 9 ayın sonunda 7,7 milyar olarak gerçekleşmiştir. Bu gerçeği görerek, üretimin çok önem kazandığı pandemi ve kuraklık sürecinde, çiftçimizin ödeyemeyerek takibe düşen borçları ile yüksek faizle yapılandırdığı borçlarının faizsiz olarak uzun vadeye yayılması çiftçimizin rahat bir nefes almasını sağlayacak, çiftçimizi tarıma kazandıracaktır. Şunu unutmamak gerekir ki; zor bir süreçten geçtiğimiz bugünlerde ülkemizin hem çiftçimize hem de onun üretimine çok ihtiyacı vardır. Finans sektöründe en çok sıkıntı çeken kesim küçük çiftçilerdir. Ziraat bankasından kredi almakta zorlanan küçük çiftçiler, Tarım Kredi Kooperatiflerine ve özel bankalara yönelmekte, buralardan yüksek faizle kredi çekmekte, çok pahalı girdi, alet ve ekipman temin etmektedirler.
Küçük çiftçilerimiz aile işletmelerinde üretim yapan geliri yeterli olmayan kesimdir. Bu nedenle yüksek maliyetle kullandıkları ayni ve nakdi kredileri geri ödemekte büyük zorluklar çekmektedirler. Bu durumda olan çok sayıdaki aile işletmelerinin ayakta kalabilmeleri için pozitif ayrımcılık yapılmalı, daha düşük faizle kredi kullanması sağlanmalıdır. Aile işletmelerimiz desteklerden daha az yararlanmaktadır. Bu işletmelerimiz destekleme bütçesinden daha fazla pay almalıdır. Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri çiftçimizin düşük faizli kredi ihtiyacının tamamını karşılamalıdır. Tarım Kredi kooperatifleri faizlerini Ziraat bankası seviyelerine çekmelidir
Diğer yandan devam eden kuraklık nedeniyle cazibe suya ulaşması mümkün olmayan çiftçilerimiz daha çok yeraltı suyunun daha derinden çekilmesine ihtiyaç duyacak, bu da elektrik maliyetini çok fazla yükseltecektir. Zaten elektrik fiyatlarının yüksekliği nedeniyle üretimde zorlanan çiftçiler üretimden tamamen uzaklaşabilir. Bu durum üretim için ciddi bir tehdit oluşturabilir. Yaşanacak bu olumsuzluğu şimdiden öngörmek gereklidir. Elektrik tarifesinde daha fazla gecikmeden ciddi bir indirim yapılmalıdır. Kuraklık kapıya dayandı, kaybedecek zamanımız kalmamıştır. Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünce her yıl yayınlanan ‘Su Kullanım Hizmet Bedeli Tarifelerine’ göre de buğday, ayçiçeği, çeltik, pamuk, mısır, meyve ve sebze son bir yılda cazibe sulamada yüzde 20,8 ile yüzde 25 arasında, pompaj sulamada ise yüzde 31,6 ile yüzde 34,8 arasında değişen oranlarda artışlar olmuştur.  2015 yılında dekar başına 1 lira olan yeraltı suyu kullanım ücreti 2016 yılında 2 liraya, 2017’de 5 liraya, 2019 yılında 10 liraya, 2020 yılında da 15 liraya, 2021 için ise 17 liraya çıkmıştır. 6 yılda 17 kat artış göstermiştir
Enflasyonu önlemek üzere et ve süt fiyatlarına yapılan müdahale yem fiyatlarına yapılmamıştır. Süt ve besi fiyatları artmazken, yem fiyatlarındaki bu yüksek artışlar 2020 yılında üreticimizi ciddi bir şekilde etkilemiş, hayvancılık sektörüne büyük bir darbe vurmuştur. Et ve süt fiyatlarını baskılama girişimlerine acilen son verilmelidir. Paramız olsa da artık üretici ülkelerden damızlık ve besilik hayvan ithalatı hem zordur, hem de pahalıdır. Pahalı ithal edilen ürünlerle insanlarımızı besleme imkanı yoktur.  Süt fiyatları acil olarak 1,5 pariteye göre 3 liranın üzerine çıkarılmalı, hayvan kesimleri önlenmelidir.
2020 yılı besiciler için sıkıntılı geçmiştir. Pandemiye bağlı talep daralması ve yüksek yem fiyatları üretimi zora sokmuştur. Yağsız karkasın 1 kilogramıyla satın aldığı besi yemi miktarı Ocak ayında 20,1 kilogram iken Aralık ayında yem fiyatlarının da yükselmesiyle birlikte 16,1 kilograma kadar düşmüştür. Yani, 2020 12 aylık döneminde besicilerin alım gücü yüzde 19,8 azalmıştır. Özellikle bugünlerde Et ve Süt Kurumu besi alım fiyatlarına acilen zam yapmalıdır. Malını elden çıkaran üreticilerimiz bu işi bırakmaktadır. Bu durum besi üretimi için çok büyük bir tehdittir. Üreticilerimizin üretime dönmesi, ülkemizin et ihtiyacının karşılanması için hiç vakit kaybetmeden üreticilerimize gerekli desteği vermeliyiz. Destek bütçesi, Tarım Kanunu’nda belirtildiği gibi Gayri Safi Milli Hasıla’nın en az yüzde 1’i oranında olmalıdır.
Desteklemede yüzde 2-4 arasında uygulanan stopaj kesintisi kaldırılmalıdır.
Desteklerde adalet sağlanmalı, küçük aile işletmelerine öncelik verilmelidir. 
Çeşitli nedenlerle Çiftçi Kayıt Sistemine (ÇKS) dahil edilemeyen ancak tarımsal üretim yapılan araziler de tarımsal desteklerden faydalanmalıdır.Gübre fiyatları, artan döviz kurlarının etkisiyle yükseldi. Üre gübresi Aralık ayları itibariyle 2019 yılına göre yüzde 60,4 artarak ton başına 1770 liradan 2750 liraya ve DAP gübresi yüzde 44,1 artarak 2360 liradan 3400 liraya yükseldi. Gübre kullanımı, fiyat artışından olumsuz etkilenmektedir. Bunun önüne geçmek için gübre fiyatları artışlarına paralel olarak gübre destekleri artırılmalı, çiftçinin gübre kullanımından uzaklaşmasının önüne geçilmelidir. Yine, 2020 yılında, önemli girdi kalemlerinden birisi olan, zirai ilaçlarda yüzde 25 ile yüzde 87 arasında değişen fiyat artışları olmuştur. Zirai ilaçlarda uygulanan yüzde 18’lik KDV çiftçiye destek olarak verilmelidir. Organik, organomineral ve toprak düzenleyicilerin kullanımını yaygınlaştırmak için desteklemeye devam edilmelidir.
Temel ürünlerimiz olan patates, soğan ve domates gibi ürünlerimizde pazarlama sorunları çözülmelidir İhracat pazarlarımızın kaybolmaması ve iç piyasada ürün fiyatlarının üretici aleyhine gelişmemesi için portakal, soğan, limon ve patates gibi ürünlerde ihracat yasakları getirilmemelidir” 
Ülkemizde üretim planlamasının yapılamaması zaman zaman patates ve kuru soğan başta olmak üzere birçok üründe arz talep sorunu yaşanmasına sebep olmaktadır. Üretim planlaması tüm ürünlerde süratle hayata geçirilmelidir.Sözleşmeli üretim, lisanslı depoculuk ve ürün ihtisas borsaları yaygınlaştırılmalıdır. Depo kurulumu tüm bölgelerde destekleme kapsamına alınmalıdır. Ülke içi bitkisel ve hayvansal üretim teşviklerine devam ederek, besilik dana da dahil her türlü ithalatın kısa zamanda ülke gündeminden çıkarılması sağlanmalıdır
Başta peynir olmak üzere ürünlere katma değer kazandırılma ve markalaştırma çalışmalarına hız verilmelidir.
Birçok sektör üretiminde zorlanırken, çiftçilerimiz zor şartlara rağmen tarımsal faaliyetlerine devam etmektedir. Çiftçimiz halkımızın sofrasından üç öğün hiçbir şeyi eksik etmemiştir. Herkes bu çiftçinin değerini bilmelidir. Bu vesile ile ülkemizin gıda güvencesini sağlayan eli öpülesi çiftçilerimize teşekkür ederim.
Covit – 19 dan ölenlerimize Allah (CC) dan rahmet yakınlarına baş sağlığı diler, hastalarımıza acil şifalar dilerim. 
2021 yılının çiftçilerimize ve ülkemize sağlık, bolluk, bereket getirmesini Allah (CC) dan niyaz ederim… 
HABER / MEHMET İNCE 

Bu haber 443 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
BAŞKALARININ YERİNE SINAVA GİRDİLER YAKAYI ELE VERDİLER
BAŞKALARININ YERİNE SINAVA GİRDİLER YAKAYI ELE VERDİLER
İLGİNÇ KAZA GÖRENLERİ ŞAŞIRTTI
İLGİNÇ KAZA GÖRENLERİ ŞAŞIRTTI