AYASOFYA NE DiYOR?


Milletimiz ve İslam alemi Hak din İslam’ın galibiyetinin nişanesi olan Ayasofya’nın ibadete açılışının mutluluğunu yaşıyor. Bu açılışta insaflı, vicdanlı Hristiyanlar da mutlu oluyor, sevinç duyuyorlar. Çünkü Ayasofya bir ibadethane olarak inşa edilmişti. Asırlar sonra ibadethane olmaktan çıkarılarak kirli ayaklarla, tuvaletlere girer gibi girilen bir mekâna dönüştürüldü.

Ayasofya; Hz. Adem (a.s.)’den ahir zaman peygamberi Hz. Muhammed (s.a.v)’e kadar gelen bütün peygamberleri, onların Allah’tan vahiy yoluyla aldıkları ilahi emir ve yükümlülükleri kabul ve tasdik eden dinimiz İslam’ın yüceliğinin sembollerinden biri oldu.

Allah-u Teala yeryüzüne hâkim olması için İslam’ı göndermiştir. Müslümanlara da hak din İslam’ı yeryüzüne hâkim kılmak için mücadele etme, cihat etme emrini vermiştir. Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav)’den günümüze kadar bunun gereği yapılmıştır, kıyamete kadar da bu ilahi emirin gereği yapılacaktır. Yegâne Hak din olan İslam’ı hâkim kılmak azmi ve iradesi sürekli ayakta kalmıştır ve kalacaktır. İslam’ı hâkim kılma arzu ve iradesi sevgili peygamberimizden başlayarak devam etti, ediyor ve edecektir.  Emeviler, Abbasiler Hicri 34, Miladi 655 yine Hicri 169, Miladi 785 tarihleri arasında İstanbul’a 5 sefer düzenlemişlerdir. Osmanlılar ise 7 sefer düzenlemişlerdir. Bu seferler olağan üstü irade ve çalışmalar sonucu hayırla neticelenmiştir.

29 Mayıs 1453’te İstanbul fethedildi. Bu Fetih lisanı haliyle adeta tüm dünyaya şöyle bir mesaj veriyordu: “Allah nezdinde yegâne din İslam’dır, kitabı Kur’an’dır, Resulü Hz. Muhammed’dir. Öyleyse ey insanlık yeniden inançlarınızı değerlendiriniz. Küfür ve şüphe bataklığından çıkınız.” diyordu. Sevgili Peygamberimiz (sav) asırlar öncesinden “İstanbul mutlaka fethedilecektir. Onu fetheden komutan ne güzel komutan, onun askeri ne güzel askerdir” müjdesini vermişti.

İşte o şeref ve müjde Fatih Sultan Mehmet Han başkanlığında onun askerlerine nasip olmuştu. Fatih, Fetih’ten sonra Ayasofya’ya gitmiş ikindi namazını kıldırmıştır. İlk Cuma’nın orada kılınması için emir vermiş, hazırlıklar yapılmıştır. İlk Cuma namazını Akşemseddin kıldırmış ve hutbeyi okumuştur. Bir rivayete göre ise hutbeyi Fatih okumuş ve namazı o kıldırmıştır. Fetih’ten sonra İstanbul’un burçlarına bayraklar çekilmiş, surlar üzerinde de ezanlar okunmuştur. Ayasofya yapılan değişikliklerle tam bir camiye dönüştürülmüştür. Fatih’in ve askerlerinin bir emaneti olarak asırlardır dimdik ayakta durdu, Ezanlar okundu, selâlar verildi, 5 vakit namazlar huşu ile kılındı. Ama 1934’te bir kararla bu kutsal mabed cami olmaktan çıkarıldı. Müzeye dönüştürüldü. Ayasofya’nın camiden müzeye dönüştürülmesi Müslümanların kalbini yakıyor, onları hüzne boğuyordu. Gerçek Müslümanların göz yaşları pınarlar gibi akıyor. Haykırış ve feryatları gök kubbeyi inletiyordu. Yanan yürekler Allah sevdası ile adeta bütün dünyaya haykırıyordu. Ayasofya’nın adeta puthaneye çevrilmesine dayanamıyorlardı. İçten gelen duygular ve gözyaşları ile his ve duygularını şiirleriyle, söylemleriyle ifade ediyorlardı.

İşte onlardan bir tanesi de Osman Yüksel Serdengeçti idi. Kendisiyle Ankara’da bir dolmuşta tesadüfen görüşmüştüm. Hâl hatırını sormuştum. Öyle bir insanı görmekten ne kadar mutlu olmuştum.

Bakınız o muhterem insan hislerini nasıl dillendiriyor. Bu kahramanın haykırışlarından bazı pasajları sizinle paylaşıyorum. O şöyle diyordu:

 

“Hani minarelerinden göklere yükselen,
Ta maveradan gelen ezanlar?...
Hani o ilahi devir, ilahi nizamlar?...

 

Hani nerede?
Gönüllerden kubbelere,
Kubbelerden gönüllere
Gürül gürül akan Kur'an sesleri?...
Kur'an sesleri dindirilmiş,
Müslümanlar sindirilmiş!...
Allah-Muhammed-Hülafa-i raşidinin
İsimleri kubbelerden yerlere indirilmiş!...

Ayasofya,
Ey muhteşem mabet;
Gel etme,
Bizi terketme!...
Bizler, Fatih'in torunları, yakında putları devirip,
Yine seni camiye çevireceğiz...

Dindaşlarımızla,
Kanlı göz yaşlarımızla,
Abdest alarak secdelere kapanacağız,
Tekbir ve tehlil sadaları boş kubbelerini yeniden dolduracak
İkinci bir fetih olacak,
Ezanlar bu fethin ilanını,
Ozanlar destanını yazacaklar...”

 

Gibi mısralarıyla his ve duygularını bütün dünyaya ilan etti. Şair düşünür bu şiirinden dolayı 161. maddeye göre yargılandı.

 Ama bugün yıllar sonra Osman Yüksel Serdengeçtiler’in ve diğerlerinin haykırışları ve Fatih Sultan Mehmet Han’ın yakarışları duaları kabul gördü. Sevgili Peygamberimizin müjdesi de gerçekleşti. Danıştay olumlu kararını verdi. Başkanımız R. Tayyip Erdoğan da azmi ve iradesiyle Ayasofya’nın camiye dönüşmesine izin verdi. Emeği geçen, katkısı olan herkesten Allah razı olsun, hayırlarını Allah kabul etsin.

 24 Temmuz 2020’de Cuma günü Cuma Namazı orada kılınacaktır. Namazı Diyanet İşleri Başkanımız Ali Erbaş kıldıracaktır. Bugün yeniden tüm dünyaya Fetih esnasında verilen mesaj tekrar edilecektir. Denecektir ki “Yegâne din İslam’dır. İstanbul ve Ayasofya bizimdir. Ey ehli kitap mensupları sizin de kutsal kitabınız İncil’de Hz. İsa’nın müjdesini verdiği ismi Ahmet olan peygamberin peygamberliğini ve ona gönderilen Kur’an’ın son ilahi kitap olduğunu kabul ediniz. İslam’ın itikat, ibadet, muamelat hükümlerini şeksiz şüphesiz kabul ederek küfür bataklığından çıkınız. Geliniz tek Allah’a kul, Resulü Hz. Muhammed (sav)’e ümmet olunuz. Kutsal kitap Kur’an’ı kabul ediniz ve hayatlarınızı onun emir ve prensipleri doğrultusunda yeniden düzenleyiniz...”

Ayasofya’nın yeniden camiye dönüşmesinin tüm İslam alemine ve insanlığa hayırlar getirmesini Allah’tan diliyor, bu ve benzeri afetlerden tüm İslam alemini korumasını da Rabbimizden temenni ediyoruz. Açılış mübarek olsun kılınan namazları yapılan duaları Allah kabul etsin, Allah’ım hayırlara vesile kılsın…Amin.