MÜLTECİ SORUNU
Reklam
Reklam
Abdullah Uğur

Abdullah Uğur

DÜŞÜNCE NOTLARI

MÜLTECİ SORUNU

24 Mart 2016 - 15:13

                                                                        

 

                Mülteci sorunu hakikaten can sıkan ve bir çırpıda çözülebilecek bir konu değil. Evet, buyrun gelin, veya hayır gelmeyin diyebileceğimiz bir konu değil. Atalarımızın; “komşuda pişer bize de düşer” diye bir sözü var ya, aynı öyle… Gerçekten komşuda pişti, bize de düştü. Hem de nasıl düştü; ateş mi ateş…

                Şüphesiz olayların bu şekilde gelişmesini yetkililerimiz istemezdi; ama mesele öyle bir noktaya geldi ve getirildi ki; bu olup bitenlerin müsebbibi sanki bizmişiz… Şu hale bir bakın Allah aşkına! Dünyayı ve bilhassa Ortadoğu’yu yeniden şekillendirmek ve hudutları yeniden çizmek isteyen güçler, Suriye’yi, Irak’ı, topyekûn Ortadoğu’yu ateşe verdiler. Ortadoğu Eş Başkanı yaptıkları o günkü başbakanımız Sayın Tayyip Erdoğan istedikleri gibi çıkmadı. Emme basma tulumba gibi başını eğip; istediklerine “peki efendim, hay hay efendim, tamam efendim, emriniz olur efendim!” demedi. Dünyayı kesip biçmeye alışmış sırtlanlar, karşılarında değişik bir tip buldular. Hiç alışık olmadıkları bir halde; hasbi, mert ve şeffaf bir T.C Başbakanı ile karşılaştılar. Dış politika da alışıla gelen diplomasi teamüllerini hiçe sayan ve her devlet başkanını hayrete düşüren, çok net ve mert duruşlar sergileyen bir Eş Başkan ile karşı karşıya kalmışlardı. Nereden yapmışlardı bunu Ortadoğu Eş Başkanı…

                Suriye konusunda Amerikanın kırmızı çizgilerini, İran konusunda dünyanın nükleer silah yasağını hiçe saydı. Hiçe saydı saymasına ama, bunun bedelini de ağır bir şekilde ödetmeye çalışıyorlar. Komşularla sıfır problem politikası uygulayalım derken, neredeyse savaşın eşiğine geldik.

                Neden?

                Nedeni, sırtlanların çıkarlarına denk düşen bir dış politika ortaya koymadığı ve onların Ortadoğu menfaatlerine evet demediği için. Amerika’nın; İngiltere’nin, Rusya’nın, Almanya’nın ve İsrail’in Suriye’de peydahladıkları neseb-i gayri sahih çocuğu bir anda ateş topu olarak kucağımızda bulduk.

                Senmisin bizim Suriye kırmızı çizgilerimizi hiçe sayan… Senmisin bizim İran’a koyduğumuz nükleer silah yasağını tanımayan… Ve BM’de ki oylamada İranın yanında duran… Ve bize meydan okuyan!

                İşte 2,5 milyon mülteciyi kucağımızda bulmamızın sebebi, bizim onlara efelenmemizdir. Suriye ile aramızda bir tampon bölge oluşturalım teklifimize bile, bedel ödetmek için yanaşmadılar.

Maalesef efelenmemize devam edemedik. Bu çocuk sizin neseb-i gayri sahih çocuğunuz, bize ne! Biz buna bakamayız, bunun babası biz değiliz diyemedik. Sınırlarımızı açıp onların peydahladığı çocuğu onların ülkelerine gönderemedik. 3 milyar euro’ya sustuk…

                Evet, iki ucu b..lu bir değnek. Kapıları açmasak kendimizi, kültürümüzü, medeniyetimizi inkâr etmiş olacaktık. Açtık, fakat binbir derdi de üstlendik. İşte dış politikanın usta oyuncu istemesinin sebebi bu. Önemli olan olayları bu noktaya ve bu hale getirmeden olduğu yerde halledebilmekti. Düğümü düğümün olduğu yerde çözebilmekti. Evimize getirmeden… Ortadoğu’nun  Şanso Pansosu ile sıfır sorun komşuluk uğruna, 2,5milyon problemi kucağımızda bulduk. Hayırlı olsun mülteci sorunumuz!

                Beyler!

                 İyi niyetinizden ve yönünüzden şüphe etmiyoruz. Yönü ve niyeti iyi olanın da yolda ki hatalarına bakılıp çelme takılmayacağını iyi biliyoruz. Onun için yolda ki hatalarınızdan dolayı çelme takmak istemiyoruz. Ama, demek ki; tek başına iyi niyet dış politika değilmiş! Onu hatırlatmak istiyoruz!

 

 

Bu yazı 13653 defa okunmuştur .

Son Yazılar