TOPLUM NEYİN PEŞİNDE?
Reklam
Reklam
Abdullah Uğur

Abdullah Uğur

DÜŞÜNCE NOTLARI

TOPLUM NEYİN PEŞİNDE?

27 Ocak 2016 - 11:16

                                                             

 

                Neyin peşinde olacak; kocaman bir hiç… Toplumun kendisi de bilmiyor neyin peşinde olduğunu.. Bu soruyu sizde şöyle etrafınızda ki eşinize dostunuza sorun; inanın herkes farklı farklı şeyler söyleyecektir. Toplum tutarlı değil. Günübirlik ve hatta anlık şeylerin peşinde.. Rüzgârın önünde ki gazel yaprağı gibi; nereye savrulursa oraya… Nerede kalırsa orada.. Kimi makam, kimi ekmek peşinde, kimi bir dilberin, kimi bir kadeh içkinin peşinde, kimi nefsinin, kimi ruhunun peşinde, kimi dünyanın, kimi ahiretin peşinde…  Sabah camide akşam meyhanede.. Ne istediğini, ne yapacağını ve nereye gideceğini bilemez bir halde… Şaşkın ve çaresiz.. Böyle istikrarsız ve kararsız… Hâlbuki iman gemisine biniverse; tamam, dalgasız ve dağdağasız bir deryada selamete çıkacak. Kalbi sükûn eden ve sürur içinde olan insanlardan teşekkül eden toplumun hayatı asrısaadet gibi olur.

                İmanlı, uyumlu ve ideal toplumlarda bu kadar farklılıklar olmaz. Toplumun yüzde doksanı aynı hedeflere yönlenir ve hemen hemen aynı şeyleri söyler ve paylaşır. Ancak bizim gibi hıristiyan batı dünyasının kültür rüzgârlarına maruz kalmış toplumlarda, ideal hedef ve ortak bir gelecek duygusu olmaz. Henüz uyum sağlayamamış, kendi kültür kaynaklarından beslenememiş ve aynı değerleri ölçü olarak almamış toplumlarda, çok az bir kesim aynı şeylerin peşinde olduklarını ve paylaştıklarını söylerler. Bu şu demektir; toplum savrulmuş… Evet, aynı acılara ağlamayan, aynı şeylere sevinemeyen ve aynı kıbleye yönelemeyen ve aynı ortak kaderi paylaşma duygusuna sahip olmayan toplumlar, savrulmuş toplumlardır. Savrulmuş toplumların kaderini ise, o anlık duygular ve hevesler tayin eder.      Bu ise zavallılık emaresidir.

                Bu noktada toplum olarak durup düşünmemiz gerekir. Bizim halimiz, istikbalimiz ve akıbetimiz ne olacak diye beynimizi zonklatıncaya kadar ve kendimize gelinceye kadar sormamız ve sorgulamamız gerekir. Eğer halimizi ve istikbalimizi samimi bir şekilde düşünüp, değerlendirip, bir çare ortaya koyamazsak, akıbetimiz pek hayırlı olmaz. Akıbetimizin hayırlı olması bizim iyiyi, doğruyu, güzeli arama iştiyakımızı ve ona ulaşma cehdimizi ortaya koymakla mümkündür. Kendi kaderini ve geleceğini, anlık arzularının ve duygularının geçici heveslerine bırakmış toplumların geleceği olmaz. O toplumun akıbeti de harâbiyet diyarıdır. Sadece kendimizi düşünerek yaşarsak, kendimizle beraber toplum hayatımızı da öldürürüz. Ama kendimiz için değil, gelecek nesillerimiz ve milletimiz için yaşarsak ve yaşamak istersek; halimizi ve kalimizi düzeltmemiz gerekir.

                Toplum olarak Hazreti Allahın hoşnut olacağı bir hayatı yaşamalıyız ve istikbale de böyle bakmalıyız. Aksi halde kendi karanlık ve sefil hayatımızı kendi ellerimizle hazırlamış oluruz ki; o zaman da akıbetimizden şikâyet etmeye hakkımız olmaz!

Bu yazı 13732 defa okunmuştur .

Son Yazılar