ZİHNİYET
Reklam
Reklam
Abdullah Uğur

Abdullah Uğur

DÜŞÜNCE NOTLARI

ZİHNİYET

05 Nisan 2016 - 15:08

 

 

Zihniyet; belirli görüş, inanç ve alışkanlıkların etkisiyle oluşan düşünme tarzı, zihin yapısı demektir. İnsanımızın ve toplumumuzun temel meselelerinden biri de zihniyettir. Müspet ve menfi bütün düşüncelerimizin, sözlerimizin ve fiillerimizin temel kaynağı, taşıdığımız zihniyettir. Zihin dünyamız ne kadar zengin, ne kadar ileriye dönük, ne kadar intifası yüksekse ve kâmil ise, o kadar değerliyiz demektir. Çünkü insanların büyük çoğunluğunun böyle bir zihniyete ihtiyacı vardır. Bu zihniyetten mahrumiyet, geleceğimizin güzelliğinden de mahrumiyettir. İnsanın, geleceğinin güzel olmasını istememesi mümkün değildir. Her insan, halinin ve geleceğinin gayet güzel olmasını yürekten ister. Ve bütün hayatını da bu istikamette şekillendirmeye çalışır.

Ancak geleceğimizin güzelliği zihniyetimizin güzelliğiyle orantılıdır. Şayet taşıdığımız zihniyet geleceğimizi aydınlatacak, kucaklayacak kadar zengin, kemalat ve ufuk noktasında değilse; geleceğimiz de maalesef güzel olmaz. Herkes kendi kör zihniyetinin esiri olursa, toplum bir kör dövüşü içerisinde birbirini kırar. Orada kalplerin, gönüllerin, aydınlanmış zihinlerin değil; nefislerin, kör ve karanlık zihinlerin kavgası olur ve hâkimiyet mücadelesi de bunun için verilir. Hak namına verildiği sanılan kavgaların, esasen kör ve karanlık bir zihniyet ürünü olan bağnaz düşünceler ve sakat fikirler için yapıldığı ortaya çıkar. Eğer toplumlar bu kör, karanlık ve sakat zihniyetlerini terk etmezlerse, gelecekleri diye bir şeyleri olmaz. Onların gelecekleri başka milletlerin kontrolünde şekillenir. Bu ise o milletin, o topluluğun köleleşmesi demektir.

Ülkemiz insanının kendisini, kendi zihniyetini müspet mânâda değiştirmesi gerekir. Partilisinden, tarikat mensubuna, çiftçisinden esnafına, işçisinden memuruna, zengininden fakirine, okumuşundan okumamışına kadar herkes kendi kalbinde, kendi beyninde ve kendi vicdanında bir zihniyet inkılâbını gerçekleştirmesi gerekir. Halen en makul, en doğru, en iyi ve en güzel olan meselelerimizde bile bir araya gelemiyoruz. Bırakın siyasi, içtimai, iktisadi konuları; inanın ortak menfaatlerimiz hususunda bile bir araya gelemiyoruz.

Sebep?

Sebep işte taşıdığımız bu kör, sakat ve karanlık zihniyet… Herkes, kendince kendi doğrusunun ardında… Kendince kendi düşüncesinden başka doğru düşünce yok. Kendince, kendi tarikatından başka kurtuluşuna vesile olacak daha güzel tarikat yok. Kendince kendi partisinden daha isabetli görüşleri olan ve daha güzel fikirleri olan parti yok. Kendi parti liderinden başka, daha dürüst ve mert bir lider yok. Kendi şeyhinden ve hocasından başka, daha güzel irşad edecek kâmil mürşid yok…

İşte bu sakat ve kör zihniyet toplumumuzu ayrıştırdı. Düşmanlıklar husule getirdi. Birbirimizi bu karanlık ve köhne zihniyetimizden dolayı sevemedik. Kucaklayamadık. Hoş göremedik. Ortak doğrularımız ve ortak güzelliklerimizin etrafında toplanamadık. Herkes bu zihniyetinden dolayı kendi doğrularının, kendi fikirlerinin, kendi totemlerinin etrafında savaş dansları yapmakta. Başkaları da bizim bu ahmakça ve şaşkınca halimize bakarak gülmekte. Yazık…

Bu yazı 13895 defa okunmuştur .

Son Yazılar