DARBE VE MUHTIRALARIN ACILARI
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
ALİ KERRAR ULU

ALİ KERRAR ULU

güncel konular

DARBE VE MUHTIRALARIN ACILARI

29 Şubat 2020 - 11:30 - Güncelleme: 12 Mart 2020 - 16:32

Cumhuriyet tarihinde yaşadığımız darbelerden birinin yıldönümünü idrak ediyoruz. 28 Şubat 1997 muhtırası verileli 23 sene oldu. 28 Haziran 1996’da Refahyol hükümeti kuruldu. Erbakanın başbakan olması ,kurulan hükümette Refah Partisinin etkili olmasından rahatsızlık duyan batı yanlısı, milli ve dini değerleri hor gören çevreleri harekete geçirdi.

28 Şubat 1997’de Milli Güvenlik Kurulu olağanüstü toplandı. İrticaya karşı ordu ve bürokrasi merkezli süreci başlattı. Adını da <> koydular.

Muhtıranın yansımalarını anlatmak gerekirse bazı kararlar alındı bazıları da hayata geçirilmek üzere fırsat kollandı:

-Başörtüsü yasağı getirildi. Okullarda,kamu alanlarında başörtü yasağı yaygın bir şekilde uygulanmaya başlandı.Hatta bunlardan cesaret alan bazı hastane yöneticileri “Hastane kamu alanıdır” diyerek başörtülü hastaları bile muayene etmediler. “ Sokaklarda kamu alanıdır başörtülü gezilmez” diyenler çoğalmaya başladı.

1997’de Sivas Cumhuriyet Üniversitesi hemşirelik bölümünü birincilikle bitiren başörtülü kız öğrenci salona alınmadı,ödülü de verilmedi.

-İmam-Hatip okullarının öğrenci sayısı camilerdeki imam ihtiyacına göre ayarlanmalıdır denildi.

-Yaz kur’an kurslarına ilkoukulu bitirmeyenler gidemez hükmünü koydular çocuklarımız Kuran  Kurslarına  gidemediler.

-Çevik Bir 29 Nisan 1997’de bütün askeri birimlere genelge gönderdi. Genelgede şunlar yer alıyordu:

Tüm öğrenci yurtları, özel okullar, dernekler, vakıflar,kur’an kursları,imam-hatip okulları denetlenecektir. İsim ve sayıları kaydedilecektir. Bu çalışmalar sonunda Batı Çalışma Grubu 6 milyon insanı irticacı olarak kaydetti.

Bu kararlar ve uygulamalar geçmişimizin acı hatıralarına eklenmiş oldu. Milletimiz bu acı, unutulmaz uygulama ve kararları daha öncede yaşamıştı.

Hatırlarsanız;

- 27 Mayıs 1960 ihtilali ile milletin seçtiklerine durun denildi. Ezanı Arapçaya çeviren, imam-hatip okullarını açan ve kur’an kurslarını serbest hale getiren Başbakan Adnan Menderes ve iki arkadaşı idam edilerek millete gözdağı verildi.

-12 Mart 1971’de yeni bir muhtıra verildi ve yöneticiler tehdit edildi.

-12 Eylül 1980’de Türk Silahlı Kuvvetleri yönetime el koydu.

-27 Nisan 2007’de laiklik ve temel değerlerin aşındırıldığı iddiasıyla e-muhtıra verildi.

Ve en son yaşadığımız;

-15 Temmuz 2016’da darbe yapmaya kalkışıldı. 252 insanımızı şehit, 2 bin 194 kişi de yaralayıp gazi ettiler.

Cumhuriyet tarihinde bu darbeler neden ve kime karşı yapıldı ?

DARBELERİN TEMEL AMACI NEYDİ?

Bu darbe ve muhtıralarla; “ Türk Milleti’ne milli ve manevi değerlerde ileri gitme, batının koyduğu kanun ve kurallara uygun yaşa” deniyordu. Sözde batılı müttefiklerimiz ve onların içimizdeki köleleri Türk Milleti’nin kendi inancı ve kültürel değerleriyle yaşamasına izin vermiyordu. Lozan Anlaşması gereği kuran ve sünnetten uzak yaşayacaksınız diyorlardı.

Onların bu tavırları kendi açılarından doğrudur. Çünkü Allah-ü Teala << Sen onların dinlerine uymadıkça ne Yahudiler , ne de hristiyanlar asla senden hoşnut olmayacaklardır. Siz Allah'ın ayetlerine iman ettiğiniz sürece onlar sizi hiçbirzaman benimsemeyecek, hiçbir zaman dost ve müttefik olarak görmeyeceklerdir.Uydurdukları hurafelerle Allah'ın dinini tanınmaz hale getiren bu zalimlere de ki; Asıl doğru yol sizin kuruntu ve iddialarınız değil, Allah'ın gösterdiği yoldur! Yemin olsun ki sana bu Kur'an aracılığı ile gerçek ilim geldikten sonra yine de onların arzu ve isteklerine uyacak olursan kendini Allah'ın gazabından kurtaracak ne bir dost bulabilirsin, ne de bir yardımcı"   (bakara-120 Açıklamalı Kur'an-ı Kerim Meali )>>Bu ayette muhattap Sevgili Peygamberimiz olmakla beraber Allah'a kul Resülüne ümmet olan aynı zamanda herkesedir. Bu halde son ilahi mesaj olan Kur'anı iman etmedikçe hiçkimse kurtuluşa ereceğini zannetmesin. Bu İman yalnızca kuru bir iddiadan ibaret kalmamalıdır.

" Kendilerine verdiğimiz kitabı ona yaraşır biçimde, yani manasını anlayıp idrak edip okuyan ve onu kendilerine bir hayat programı yapanlar varya, işte ona gerçekten inananlar bunlardır.Allah'ın kitabını açıkça reddeterek veya onunla ilgisini tamamen kopararak onu inkar edenlere gelince, bunlarda zarara uğrayanların ta kendileridir. "

Cenabı Allah mümin kullarını böyle uyarırken lanetlenmiş mücrim,fasık,zalim yahudi ve hristiyanların istek ve emirlerine uymak dünya hayatında facialar, katliamlar, altından kalkılamaz acılar yaşatır. Ahiret hayatında ise hiçkimse bunların hesabını vermekten, cezasını çekmekten kurtulamaz. 

Kendilerine sorumluluk yetkisi verilenler  Lord Curzon'un tekliflerini ve zorlamalarını kabul etmişlerdir. Bu anlaşma Müslüman Türk milletine altından kalkılmaz yükler ve acılar getirmiştir. Lord Curzon şöyle diyor:  << Türkler islamla ve islamı temsil rollerini kendi elleriyle çözer ve atarlarsa bizimle birlikte olmuş olurlar.Bizde kendilerine dilediklerini veririz. Lozan ‘ı da imzalarız>>ve 1923’te imzalandı. Ayrıca Lord Curzon’un lordlar kamarasındaki muhalifleri Lord Curzon'a diyor ki ‘Neden Türklere İstiklal'ini tanıdın?' Kendisi çok enteresan bir cevap veriyor. Diyor ki ‘Siz yanılıyorsunuz asıl bundan sonra Türkler bitti. Bir daha eski günlerine kesinlikle kavuşamayacaklar. Biz Lozan anlaşmasıyla ruhen imanen öldürdük. Türkler İslam'dan uzaklaştırılacaklar. Bunun için İsmet İnönü bize söz verdi.'

Cumhuriyetin ilk yıllarında verilmiş zorlama  bir sözün günümüzde de devam etmesini isteyenler vardır ve olacaktır da. Fakat müslüman müslümanlığının bilincinde olmalıdır. İsteyen, herşeyi yoktan var eden ,her şeye hükmeden Allah’ın gönderdiği Kur’an-ı Kerim’e uygun yaşamalıdır. Dinde zorlama yoktur. Kur’an ve sünnet rehberliğinde yaşamak isteyenlere kimse engel olmamalıdır.  " Hepiniz Allah'ın ipi Kuran-ı Kerim'e sımsıkı sarılınız. Ayrılıp, parçalanmayınız..." ( Ali İmran Suresi-103.Ayet) 

<> hükmüne uygun yaşamak her müslümanın hakkı ve görevidir. Allah milletimize yaşadığımız acıları tekrar yaşatmasın . Yanlış yolda ve yerde olanlara da hidayet versin . 

Bu yazı 9238 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar