ZENGİNLİĞİN MARKASI…
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Betül HÜRATA

Betül HÜRATA

DİL KÖŞESİ

ZENGİNLİĞİN MARKASI…

25 Mart 2015 - 00:06

Tarihe baktığımızda bazı kavramlar hatırlandığında o kişi ile özdeşleşir. Mesela; sabır Eyüp peygamberle beraber anılır… Yakup peygamberle evlat acısı anıldığı gibi. Nezaket samimiyet ve emniyetin timsali Hz. Muhammet (a.s)dır. Muhammed-ül Emin’dir o çünkü… Cömertlik ve misafirperverliğin İbrahim peygamberle özdeş olduğu gibi.

            “Eureka, eureka” çığlıklarını duyduğumuzda Arşimet’le suyun kaldırma gücünü; Newton’la da yer çekimini, elektriğin ışık enerjisine çevrilmesi denildiğinde Edison’u hatırladığımız gibi. Ve dahi niceleri…

            İşte bu merkezde zenginliğin sembolü de Karun’dur…

Nasıl mı?

The Treasures of Qarun… Karun’un Hazinesi…

There once was very rich man named Qarun who lived in Egypt. Qarun’s fortune was endless. He had so much money, goods and property that no one could count it. He could never run out of it. Neither he nor anyone else knew how much money he had.

Bir zamanlar Mısır’da yaşayan Karun isimli çok zengin bir adam vardı. Karun’un hazinesi sonsuzdu. Hiç kimsenin hesaplayamayacağı malı mülkü çok parası vardı. Onu asla tüketip bitiremezdi. Ne kadar parası olduğunu ne o ne de başkası bilirdi.

Even so despite his riches, Qarun had nothing. He didn’t believe in Allah.

Onun zenginliğine rağmen, Karun hiçbir şeye sahip değildi. O, Allah’a inanmadı.

He had no mercy or compassion and he strutted around proudly. He treated everyone badly. He thought he was better than everyone. When the people listened to Hz. Moses and believed him, the good people wanted to go and teach Qarun something. They said to him:

Ne şefkati ne de merhameti vardı ve gururla böbürlenerek dolaşırdı. Herkese kötü davranırdı. Herkesten daha iyi olduğunu düşünürdü. İnsanlar Hz. Musa’yı dinleyip ona inandığında, iyi insanlar Karun’a gidip bir şeyler öğretmeyi istedi. Onlar ona dedi ki:

-          Don’t fall for this world! This glory, this fortune will come and go. Do something valueable for your life, for the hereafter.

-          Bu dünyaya kendini kaptırma! Bu ihtişam, bu servet gelip geçicidir. Ömrün için değerli bir şey yap, ahret için.

Qarun asked them:

Karun onlara sordu:

-          You don’t want me to spend my riches the way I went to?

-          Siz benim gittiğim yolda varlığımı harcamamı istemiyorsunuz?

They said:

Onlar dedi ki:

-          We are not telling you not to use your riches. But don’t forget and disrespect your Lord, Allah, who created you out of nothing. We are telling you to obey His commands. Give some of your fortune to the poor. Allah is just and He loves those who are just.

-          Biz sana varlığını kullanma demiyoruz. Ama seni yoktan var eden Yaratan’a, Allah’a saygısızlık etme ve unutma. Biz sana O’nun emirlerine uymanı söylüyoruz. Servetinin bir kısmını fakirlere ver. Allah adildir ve adil olanları sever.

Qarun said:

Karun dedi ki:

-          I won my fortune by my own smarts and hardwork. I answer to no one, and I have no intention of donating my riches.

-          Ben servetimi aklım ve çalışkanlığımla kazandım. Ben kimseye hesap vermem ve zenginliğimi bağışlama niyetim yok.

Those who had come to warn Qarun went away, feeling hopeless.

Karun’u uyarmaya gelenler umutsuzca gitti.

To be continued…  Devam edecek…

Bu yazı 4003 defa okunmuştur .

Son Yazılar