NAZİ İŞKENCECİLERİNİN GERÇEK YÜZÜ: MİLGRAM DENEYİ
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Ceyda ÇAKIR

Ceyda ÇAKIR

www.kitabıneksiksayfaları.com

NAZİ İŞKENCECİLERİNİN GERÇEK YÜZÜ: MİLGRAM DENEYİ

12 Aralık 2019 - 18:37

İnsanlar her dönemde birilerine itaat etmiş, birilerinin emirlerini sorgulamadan yerine getirmiştir. Bu kimi zaman anne, kimi zaman komutan, kimi zaman da devlet başkanı olmuştur.  Bazen de itaat etmemek için emir veren konumunda olunmuştur. Psikologlar insanların bir arada yaşaması için bir liderin şart olduğunu söyleseler de insanlardaki itaat etme içgüdüsünün nasıl ortaya çıktığını araştırmamışlardır. Ve bu boyun eğmenin farklı karakterdeki insanlar üzerinde dahi aynı etkiyi yapmasının nedeni anlaşılamamıştır. Ta ki Dr. Stanley Milgram bu deneyi yapana kadar…

Görev İcabı İşkence

Nazilerin Yahudilere yaptıkları işkencelerden sonra yargılanan savaş suçlularından biri de Adolf Eichmann adlı bir Alman subayıdır. Adolf Eichmann, suçlarını bilmesine ve itiraf etmesine rağmen sadece görevini yerine getirdiğini söyleyerek kendini savunmuştur. Otoriteye itaat etmenin sonucunda bu şekilde davrandığını, aslında iyi bir insan olduğunu dile getirmiştir. Bu dava üzerine Yale Üniversitesi’nde profesörlük yapan ve sosyal psikolog olan Dr. Stanley Milgram bir deney yapmaya karar vermiştir. Deneyin ortaya çıkarmasını istediği şey: “Yanlış olduğunu bildiğimiz şeyleri dahi görev bilinciyle yerine getiriyor muyuz?” sorusunun cevabıdır. Ayrıca itaat etmenin nereye kadar süreceğini görerek sınırını keşfetmek istemiştir.

Hileli Deney

1962 yılında deneyi gerçekleştirmek üzere bütün hazırlıklar yapılmıştı. Yaşları 20 ile 50 arasında değişen 50 erkeklik bir denek grubu oluşturulmuştu. Deneklere bu deneyin “öğrencilerin aldıkları cezalara göre öğrenme etkileri”ni saptamak için yapıldığı yalanı söylendi. Buna göre denekler, öğretmen ve öğrenci olacak şekilde kura ile ikiye ayrıldılar. Fakat kura hileliydi çünkü seçilen denek öğrenciler aslında rol yapan oyunculardı. Öğretmen olarak seçilen asıl deneklerin ise bundan haberi yoktu. Deneklere neler yapmaları gerektiği tek tek açıklandı. Yapmaları gereken tek şey öğrencilerine soru soracak ve onların bilemediği her soruya karşılık 15 voltluk elektrik vereceklerdi. Bu volt, her yanlış soruda bir öncekinden 15 volt artacaktı.

Elektrik Şoklu Sandalye

Elbette öğrenci rolündeki deneklere elektrik verilmeyecekti. Sadece asıl denekler tarafından öyle sanılması sağlanacaktı. Bunun için rol yapan deneklerden 15, 30, 45… volt için ayrı ayrı ses kayıtları alınmıştı. Öğretmen denekler, şok cihazının önüne oturtulmuşlardı. Bu cihazda 15’ten 450 volta kadar çıkan düğmeler yer almaktaydı. Bu tuşlara bastıklarında öğrencilerine elektrik verdiklerini sanarak aslında kaydedilen sesleri dinleyeceklerdi. Öğrencilerini başka bir odada elektrikli sandalyeye bağlı olarak düşündükleri için gerçeği anlayamayacaklardı. Deney başlamıştı. Öğretmenler kağıtta yazan soruları tek tek okuyarak öğrencilerin verdikleri yanlış cevaplara elektrik şoku veriyorlardı.

Deney Uğruna Ölüm

Düşük voltlarda verilen elektrik şokunda deneklerin güldükleri, sadistçe tavırlar sergiledikleri tespit edilmişti. Fakat volt arttınca ve öğrencinin çığlıkları başlayınca deneklerde bir huzursuzluk baş göstermeye başlamıştı. Deneyi kontrol eden görevliye bakarak devam edip etmeyeceklerini sorgulamaya başlamışlardı. Görevli, deneklere inatla ve kararlılıkla devam etmeleri gerektiğini söylüyordu. Denekler ise bu yanıt karşılığında emirlere aynen uyarak devam ediyorlardı. Artık volt ölümcül düzeylere gelince devam etmeyeceklerini söylemeye ve kararsız davranmaya başlamışlardı. Ancak görevli devam etmek zorunda olduklarını, bir şey olursa sorumluluğun kendinde olduğunu söylüyordu. Deneye katılanların %65’inden fazlası bu söz üzerine ölümcül olan 450 volta kadar ulaşmıştı.

Doğru Seçimi Yapmak

Deney bize insanların, itaat edip görev bilinciyle hareket ettiklerinde kendi iradelerini yok sayabileceklerini gösteriyordu. Sorumluluğun bizde olmadığını bildiğimizde asla yapmayacağımız şeyleri bile yapabilecek hale gelebiliyorduk. Aslında Nazi kamplarında işkence yapanlar özellikle sadist insanlardan seçilmemişlerdi. Bütün bunları bir grup vicdanlı insana sorumluluğu üzerlerinden alarak da yaptırabilirdik. Boyun eğme ve itaat etme içgüdüsel bir eylemdir. İnsanlar, kendilerini karar verecek düzeyde ve otoritede görmediklerinde içgüdülerine yenik düşmektedirler. Otoriteyi eline alan kötüler yüzlerce hatta milyonlarca insanın bilinçsizce kötü olmasına sebep olabilirler. Bu nedenle diyoruz, bir lidere itaat etmek kadar zordur bir lider seçmek.  Belki dünyayı kötülüklerden arındıramayız ama itaat edeceğimiz lideri doğru seçerek kötülüklerin doğmasına engel olabiliriz. Bütün bunlar bizim elimizde.

https://xn--kitabneksiksayfalar-k5co.com/f/nazi%CC%87-i%CC%87%C5%9Fkenceci%CC%87leri%CC%87ni%CC%87n-ger%C3%A7ek-y%C3%BCz%C3%BC-mi%CC%87lgram-deneyi%CC%87

Bu yazı 9002 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar