TARİHİ DEĞİŞTİRECEK BEYAZ PİRAMİTLER
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Ceyda ÇAKIR

Ceyda ÇAKIR

www.kitabıneksiksayfaları.com

TARİHİ DEĞİŞTİRECEK BEYAZ PİRAMİTLER

19 Eylül 2018 - 00:11 - Güncelleme: 05 Şubat 2019 - 13:45

Çin’de bulunan Beyaz Piramitlerin varlığı gündeme geldiğinde bu olay bütün dünyanın ilgisini çekmişti. Ancak Çin bu konu hakkında herhangi bir açıklama yapmıyor, ayrıca konunun üstünü kapatmaya çalışıyordu. Böyle bir politika uyguladığı için Çin’in o piramitlerde ne sakladığı iyice merak konusu olmuştu. Bu yüzden Alman araştırmacı yazar, Hartwig Hausdorf piramitlere giderek araştırma yapmıştı. Daha sonra da bu piramitlerin Türklere ait olduğunu söylemesi büyük bir yankı uyandırmıştı. Asıl olaylar da bundan sonra başlamıştı.

Piramitlerin Keşfedilişi

Beyaz piramitleri Amerikalı pilot James Gaussan bir uçuş sırasında keşfetmişti. 2. Dünya Savaşı sırasında Hindistan'dan Chungking'e erzak taşırken piramitleri fark eden pilot, piramitlerin kireçtaşından yapıldıklarını da söyleyerek Amerika’ya rapor etmişti. Böylece uzun yıllar konuşulacak olan konuyu başlatmıştı. Bu konu bir anda bütün dünyanın gündemine oturmuştu. Bu nedenle Alman araştırmacı yazar Hartwig Hausdorf, bizzat giderek piramitleri görmeye karar vermişti. Hemen hazırlanarak yola koyulmuştu. Gittiğinde gördükleri konusunda oldukça şaşırmıştı. Ülkesine geri dönüp gördüklerini anlatmak için sabırsızlanıyordu. Bu nedenle geri döndüğünde göstermek üzere birkaç fotoğraf çekmiş, birçok materyal ve bilgi toplamıştı. Ancak fotoğraflar uzaktan çekildiği için tam olarak anlaşılmıyordu. Bildiklerimiz şu şekildeydi: Piramitler Çin’in Xian bölgesindeydi. Bölgede 300 metre yüksekliğinde devasa bir piramit, çevresinde de farklı büyüklüklerde birçok piramit vardı. Piramitlerin 5000-6000 yılllık olduğu tahmin edilmekteydi. Tıpkı Orta Amerika'daki piramitlerde olduğu gibi bu piramitlerin de tepesi düzdü. Piramitler hakkında bunlardan başka bilinen bilgi yoktu. Çünkü Çin bölgeye girişi kendi halkı dahil herkese yasaklamıştı. Birçok araştırmacı ve arkeolog araştırma yapmak için Çin hükümetine başvurmuş ancak bütün başvurular reddedilmişti. Çin’in piramitler belli olmasın diye üzerine toprak döküp ağaç diktiği de söyleniyordu. Daha sonra 1954 yılında Life Dergisi’nde Beyaz Piramitlerin Amerikalı pilot James Gaussan tarafından çekilen fotoğrafı yayımlandı. Bu konuda Hartwig Hausdorf da açıklama yapmıştı. Piramitlerde Türklere ait birçok yazıt ve çok değişik mumyalar olduğunu söylemiş ama ne yazık ki delil gösteremediği için söylediklerine inanılmamıştı. 1984 yılına gelindiğinde de bir TV programına katılan eski Sağlık Bakanı Halil Şıvgın’ın söyledikleri Alman araştırmacıyı doğrular nitelikteydi. Şıvgın "1984 yılında Çin'i ziyaret ettim ve orada eski Mısır medeniyetinden daha ileri tekniklerle yapılmış mumyalar gördüm." demişti.

Beyaz Piramitlere Uzanan Korku Dolu Bir Yol

Olaydan yıllar yıllar sonra, 2010 yılında tarihçi Oktan Keleş büyük bir risk alarak yasak bölgeye yasa dışı yollarla gitmiş, Beyaz Piramitlerin varlığının doğruluğunu tescillemişti. Bu elbette kolay olmamıştı. Binbir zorlukla piramitlere ulaşan tarihçimizin yaşadıklarını kendisinin kaleme aldığı yazıyla şimdi sizlere aktaracağım.Oktan Keleş, bölgede rehberliğini yapması için Sincan Uygur Bölgesi’nden bir Türk rehber bulmuştu. Rehber aynı zamanda kendisine yasak bölgeye gitmek üzere yerli halktan yolu gösterecek bir zat bulacaktı. Bulundukları köy adı haritada bile bulunmayan, piramitlerin 12-13 km güneyinde kalan, 1500 civarı insanın yaşadığı bir yerdi. Köydeki herkes Çinli olmasına rağmen onlara yol gösterecek zat Türk olduğunu söylüyordu. Kendi deyişine göre tahminen 83 yaşındaydı. Çinli ihtiyar onlara annesinin bir Uygur Türk'ü olduğunu, akrabalarından da bir iki kişinin Uygur Türk erkekleri ile evli olduğunu söylemişti. Piramitlere gitmek için Çinli ihtiyarla anlaşma yapmak isteyen ekibimiz aynı zamanda ondan ilginç bilgiler de öğrenmişlerdi. İhtiyarın söylediğine göre bölgeye araştırma yapmak için çok turist geliyormuş. Gelenlerin arasında da en çok Amerika, İngiltere ve İsrail vatandaşları varmış. Birkaç gün kalıp yerli halka piramitlere gitmek istediklerini söylüyorlarmış. Yerli halk da bu turistleri belli bir ücret karşılığında illegal yöntemlerle piramitlere götürüp getiriyorlarmış. Sonra da turistleri Çin emniyet güçlerine ihbar ederek bölgeden uzaklaştırıyorlarmış. Yaşlı adam konuşurken piramitlere “kabba” diyordu. Türkçedeki “kubbe” kelimesine benzeyen bu tabir tarihçimizin ilgisini çekmişti. Tarihçimiz ihtiyardan piramit hakkında daha çok bilgi istemiş, karşılığında yaşlı adam anlatmaya başlamıştı. İhtiyar bu köyde doğup büyümüş. Bugün gidilmesi yasak olan piramitlere 75 yıl önce çok rahat gidilebiliyormuş çünkü o zamanlar yasak yokmuş. Hatta kendilerinin oraya yakın tarlası varmış. Dediğine göre piramit çevresinde yetişen bitkiler hayvanlara çok iyi geliyormuş. Orada otlanan inekler daha besili oluyor, daha çok süt veriyor ve hasta olan hayvanlar da iyileşiyorlarmış. İhtiyar oraya has bir ottan da bahsediyordu. Hayvanlara iyi gelen bu otmuş işte. Sadece hayvanlara değil insanlara da çok iyi geliyormuş. Tarihçimiz ihtiyara piramidin içini de sormuştu. İhtiyarın dediğine göre piramitler Türklerin atalarına ait bir mezarmış. İçerisinde mumyalar, tabletler, resimler varmış. Tabletlerin eriyip birbirine yapıştığını da ayrıca ekliyor. Ama bunlar sadece bir bölümdeymiş ve diğer yerler kapalıymış. İhtiyarın dedesi 120 yaşında ölmüş ve piramitler hakkında Türklerin atalarına ait  dünyada kurulan ilk kütüphane olduğunu söylemiş. İhtiyarın dedesi Gök Tanrı inancına sahipmiş. Mezarı piramitlere 3 km mesafedeymiş. Tarihçimiz bunları duyunca çok meraklanmış, mezara da gitmek istediğini söylemişti. Çinli ihtiyar ise bunu kesinlikle reddetmiş, mezarlığın orada bulunan köyde çok muhbir olacağını söylemişti. Piramitlere gidenleri ihbar edenlere para veriliyormuş. Bu yüzden herkes ihbar ediyormuş. Ayrıca bunun cezası idama kadar gidiyormuş. Konuşma bu şekilde devam ederken ekibimiz ihtiyarı ikna etmiş ve piramitlere doğru yola koyulmuşlardı. Yalnız ihtiyar yakalanırlarsa hafifletici sebep olsun diye yanlarına kamera almamalarını istemişti. Ama tarihçimiz ihtiyara çaktırmadan yanına kamerayı almıştı. Hemen yola koyulmuşlardı. Piramitlere giderken zaman zaman ihtiyar çömelmelerini istiyordu. Korku dolu bir yolculuk başlamıştı onlar için. İhtiyar Çinli onlara, Çinlilerin 20-30 yıl önce helikopterle piramitlerin üzerine toprak doldurup, tohumlama çalışması yaparak bitki çıkmasını sağladıklarını söylemişti. Fakat yıllar sonra rüzgarla birlikte bu toprak uçup gitmişti. Nihayet ekibimiz piramitleri görmüştü. Hemen çaktırmadan fotoğrafını çekmişlerdi. Piramitlere yakın bir yerden ihtiyarın peşinde bir mağaraya girmişlerdi. Mağaranın içindeki geçitten piramide doğru yürümeye başlamışlardı. 40-50  metre sonra ihtiyar piramidin içinde olduklarını söylemişti. İçerisi zifiri karanlıktı. İhtiyar eliyle gösterdiği yere ekibimizin ışık tutmasını istemişti. Burası bir mezar odasıydı. Yerde 2 metreye yakın bir mumya vardı. Mumyanın yanı başında da bir kayanın üzerinde kurt başları, ay yıldız sembolleri bulunmaktaydı. Bir de duvara dayalı, granitten yapıldığını tahmin ettikleri 3 metreye yakın boyu olan bir kafa heykeli vardı. Heykelde çift boynuz ve antene benzer iki obje vardı. Ekibimiz içerideki her şeyi tek tek incelemişti. İhtiyar Çinli artık çıkmaları gerektiğini söylemişti. Tam çıkarlarken ekibimizin aşağıya doğru inen merdivenler dikkatini çekmişti. Oraya inmek istediklerini söyleseler de ihtiyar izin vermemiş, oradan çıkmanın oraya inmekten çok daha zor olduğunu söylemişti. Bu yüzden ekibimiz oraya ışık tutarak orada neler olduğunu az çok görmekle yetinmişlerdi. Duvarlarda yazılar ve şekiller ile üst üste dizilmiş ve birbirlerine yapışmış tabletler görmüşlerdi. Daha sonra da köye tekrar dönmüşlerdi. Köye gelince tarihçimiz ihtiyara sorular sormaya devam etmişti. İhtiyar piramidin içinde gördükleri kafa heykelinin Oğuz Kağan’ın temsili sureti olduğunu söylemişti. Tarihte Oğuz Kağan, başına giydiği boynuzları olan başlıkları ile ünlüydü. Oğuz kelimesi de zaten güçlü, dev boynuzlu manasına gelmekteydi. Bu bilgi ekibimizi çok heyecanlandırmıştı. İhtiyar inemedikleri yerde de başka bir mumya olduğunu, hatta onun bozulmadan durduğunu söylüyordu. Ayrıca binlerce tabletin aşınarak birbirine yapıştığını da söylüyordu. İhtiyar taşlarda yazan bir efsaneden de bahsetmişti. Söylediğine göre Türkler; güneşin batmasına yakın bir zamanda orduları ile buralara tekrar gelecekler, Doğu'ya, Asya'ya ve dünyaya hakim olacaklardı. Ekibimiz burasının yıllarca bütün dünyadan neden sır gibi saklandığını bu yolculuk sayesinde öğrenmişlerdi. Çinliler korkularında haklıydılar çünkü Türkler tarih boyunca korkusuz ve yiğit olarak anılmışlardı. Mücadele etmek yerine saklayarak bundan kurtulacaklarını düşünüyorlardı belki de.

http://kitabıneksiksayfaları.com/f/tari̇hi̇-deği̇şti̇recek-beyaz-pi̇rami̇tler

Bu yazı 4659 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • Tarihin turku
    1 ay önce
    Açıkçası yazıda bazı yerlerde aşırıya kacmissiniz pek de tatmin edici gelmedi

Son Yazılar