TÜRK DÜNYASINDA NEVRUZ KUTLAMALARI-1
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Dr. Tarıman CENİKOĞLU

Dr. Tarıman CENİKOĞLU

MİSAFİR KALEM

TÜRK DÜNYASINDA NEVRUZ KUTLAMALARI-1

21 Mart 2019 - 14:27 - Güncelleme: 22 Mart 2019 - 10:36

Türk dünyasının bu gün bilinen en eski bahar bayramı, Nevrûz bayramıdır. Nevrûz kelimesi, Farsça’dan alıntı bir  sözcük olup nev (yeni) ve rûz (gün) anlamlarına gelmektedir. 
Binlerce yıldan beri Türkçenin konuşulduğu çok geniş bir coğrafyada kutlanan millî bahar bayramımız Nevrûz, çeşitli Türk Cumhuriyetleri ve topluluklarında bu kelimenin dışında:  Navruz, Novruz, Sultan Nevruz, Navrez, Nevris, Noruz, Norus, Ulusun Ulu Küni, Ulu Kün, Ergenekon, Bozkurt, Çağan, Baba Marta, Köklü Marta, Mart Dokuzu, Mart Bozumu, Mereke, Mevriz, … gibi adlarla bilinmektedir. (ERCİLÂSUN, 1991: 648; ÇAY, 1993: 12,71).
Nevrûz bayramı, Orta Asya’da Orhun-Yenisey bölgelerinden Altaylara, oradan da Hun Türklerinin ünlü hakanı Atilla öncülüğünde Avrupa içlerine kadar gitmesiyle Balkanlara yayılmış, VIII. Yüzyıldan sonra da Hazar Denizinin güneyinden Anadolu ve Mezepotamya’ya kadar uzanan  bir mekânda kutlanmaya başlanmıştır.
Hayatlarını toprağa bağlı sürdüren Türkler, çiftçilikle ilgili olarak ekim, dikim ve hasat zamanları ile hayvanlarını otlatmak için gereken uygun zamanları belirlemek amacıyla geleneklerine uygun bir takvim kullanmışlardır. Bu “12 Hayvanlı Türk Takvimi”dir. Bunda “Güneş Yılı” ile “Ay Yılı” arasında 13 günlük fark olup 21 Mart tarihi, bazı Türk topluluklarında 9 Mart’a, bazılarında da 1-3 Nisan ile 21 Haziran tarihlerine  rastlamaktadır.
12 Hayvanlı Türk Takvimi’ne göre de, yeni yılın başlangıcı gece ile gündüzün eşit olduğu, yani milâdî 21 Mart gününe gelmektedir.
Selçuklu Veziri Nizamülmülk,  astronomlara hazırlatıp Sultan Melikşah’a sunduğu Celâlî Takvimi (Güneş Takvimi)’inde eski geleneğe uyarak Nevrûz’u 1. Gün, yâni Yılbaşı olarak tespit ettirdi. Malî olarak da vergilerin I. Taksidi Nevrûz’la toplanmaya başlanıyor, II. Taksidi ise hasat mevsimi sonuna bırakılıyordu. Böylece vergi meselesindeki karışıklık ve şikâyetler giderilmiş oluyordu. Bu vergi sistemi ve kanunları, Büyük Selçuklular, Akkoyunlular ve Osmanlı Devleti zamanında da uygulanmaya devam edilmiştir. Cumhuriyet döneminde de ülkemizde vergiler, yakın zamanlara kadar mart ayında alınmaktaydı. (CENİKOĞLU, 2001: 1).
Çoğunlukla kuzey yarım kürede yaşayan Türklerin yerleştikleri coğrafyada 21 Mart’tan itibaren kış mevsimi yerini bahara bırakır, dağların tepelerindeki karlar yavaş yavaş erimeye başlayınca tabiat yemyeşil bir bitki örtüsüne bürünür. Dağlardan eriyen karlar dereleri doldurur, bentlerine sığmayarak çağıl çağıl akmaya başlar. Bir taraftan ağaçlar, yeşil yaprak ve çiçeklerini açarken kırlardaki çeşitli bitkiler de çiçeklerini açar. Bazen karlar erimeden dağ, tepe ve kırlarda karları delerek yeryüzüne güzel bir çiçek  çıkar. Baharın ilk müjdecisi olan bu çiçeğe “Nevruz Çiçeği” denir. Âzerî Türkleri ise “Novruz Gülü” derler. Bizde bu çiçeğe “Kardelen” ya da “Nevrûz” adı da verilmektedir Hatta halk arasında söylenen bir türküsü de vardır:
“…
Nevruz der ki, ben nazlıyım,
Sarp kayalarda gizliyim.
Mavi donlu, gök gözlüyüm,
Benden âlâ çiçek var mı? 
…”
Kış mevsimi, cemrelerin sırayla havaya, suya ve toprağa düştüğü inancıyla havalar ısınır, baharın gelişi müjdelenmiş olur. İşte bu mevsimde, tabiattaki bitki örtüsünün yemyeşil bir renge bürünmesi, ağaçların ve kırların çiçeklerle donanması, derelerin çağıl çağıl, pınarların gürül gürül akmaya başlaması insanoğlunu  sevinç ve neşeye gark eder. Tabiattaki bu değişimi, 21 Mart gününü insanlar bahar bayramı olarak kutlarlanır.
Ebu’lgâzi Bahadır Han, Şecere-i Terâkime adlı eserinde Nevrûzu, Ergenekon menkıbesine bağlı olarak nakleder: Atalarımız Orta Asya’da Ergenekon denilen dört tarafı sarp ve yüksek demir dağlarla çevrili bir vadiye yerleşirler. Burada 400 yıl kadar yaşadıktan sonra nüfusları artınca sığmamaya başlarlar. Tanrı’nın yardımı ve bir demircinin önerisiyle demir madeninin bulunduğu dağları, odun-kömürle yakıp körükle ateşleyerek eritirler. Ergenekon vadisinde ölüm-kalım mücadelesi verirlerken bir bahar mevsiminde 21 Mart günü, Bozkurt önderliğinde eritilerek delinen dağlardan bir yüklü deve geçecek kadar yol açıp hürriyetlerine tekrar kavuşurlar. Bu tarihî ve menkıbevî olayı hiç unutmayan atalarımız, 21 Mart gününü Ergenekon ya da daha sonraki adıyla Nevrûz bayramı olarak kutlarlar. Bu törenlerde bir parça demir, kızgın ateşte ısıtılır, örs üzerine koyulup hakan tarafından dövülür; böylece kurtuluşun ve baharın bayramı başlatılırdı.
Devamı Gelecek... 

Bu yazı 368 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar