HAYATIN İÇİNDE SİZ
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
ELVEDA ÇALI

ELVEDA ÇALI

misafir kalem

HAYATIN İÇİNDE SİZ

08 Aralık 2016 - 21:40

Eğitim, Aile, çocuk derken hayatın akışına öyle kaptırdık ki, toplumun belirlediği rolleri kazanmak ve devamını getirmek için öyle uğraştık ki kendimizi bile unuttuk. Oysa başta mutluluğumuz için olduğunu düşündüğümüz bu insanlar ve olaylar, ne oldu da bizi bizden uzaklaştırıp sadece onlar için yaşayan konumuna getirdi.  Daha doğrusu bız neden onları kendimizden daha ön plana çıkardık. Burada maksatım aile bağlarının azaltılması veya sevgi, fedakarlık duygularını eleştirmek değil. Kendimize bu düzenin içinde ayırdığımız yer ve konumdur. Bu konumun zamanla kötüleşmemesi, sevdiklerimizle gerçek mutluluğu her zaman yaşayarak sürdürebileceğimiz bir hayatta size düşene dikkat çekmektir. Günlük mücadelelerde harcadığımız hayatımız, fark ettirmeden bitiyor bile. Sonra geriye dönüp baktığımızda zaman ne kadar da hızlı geçmiş diyoruz. Peki bu süreçte siz  ne yaptınız kendiniz için? Hayır birileriyle paylaştığınız mutluluklardan, üzüntülerden ya da sorunlarınızdan bahsetmiyorum. Başkaları için değil kendiniz için neler yaptınız? Bir düşünelim en son ne zaman kendinizi dinlediniz, sessiz sakin bir köşede? Sıkıldığınız için değil de kendinizi mutlu etmek için ne zaman alışverişe çıktınız? Doğru ya kaç yıl oldu bütün iletişim aletlerini kapatıp çayınız, kitabınız ve siz sakin bir ortamda bir saat geçirmeyeli… ve belki de yapılamayan daha niceleri.

Aile yaşamında birlik ve beraberlik, ortak yapılan ev işleri ve cocuk yetiştirme sorumluluğu mutlaka ki önemlidir. Fakat bireylerin bu yoğunlukta kendilerine ayıracakları haftada en az bir saati olmalıdır. Bireylerin kendilerini mutlu hissettiği güzel bir aile, kaliteli eğitim verebileceği çocuklara sahip olması için bireyin kendisinin sağlıklı düşüncelere sahip olması gerekmektedir. Çünkü bu düzenin daha sorunsuz ilerleyebilmesi için zihnen bir parça dinlenmiş insanlara ihtiyacı vardır. Neden mi? Şunu toplumda kızgınlık anlarında sürekli duymuşuzdur ya da biz söylemişizdir: Bir evlat için yemedim yedirdim, bir eş için sana ömrümü verdim; bir arkadaş için zor zamanlarında kimse yoktu ben vardım az mı borç verdim; bir komşu için daha geçen gün şu işini yaptım…vb. bu yakınma ve hayıflanmaların ardı arkası kesilmez. Çünkü insanoğlu beynini sıkıntılardan ve aşırı gereksiz yoğun düşüncelerden uzaklaştırmak için bazen istem dışı bazen de bilinçli davranışlar sergiler. Gösterilen etkiye karşı tepki, vücudun yaratılışında mevcuttur. Bu durum hepimizin bildiği hayatın değişimlerine ve meydan okumalarına karşı gösterilen tepki yani diğer adı strestir.  Bu yüzden beyni rahatlatmak, insana iç huzur ve rahatlık verir. Bu da kaygı ve stresi azaltarak toplumda daha rahat bir yaşam sürdüren kişileri oluşturur. Unutmayalım ki sizi sizden daha iyi kimse tanıyamaz, yapacağınız işleri, neyi ne kadar kafaya taktığınızı yada neleri kendinizde biriktirdiğinizi. Bu yüzden dinlenme ve rahatlama anlarınızı seçip daha stressiz ve tahammül edilebilir bir hayat için kendinize de önem verin. Hayatımda problemlerin arttı, artık dayanamıyorum gibi ifadeleri sık sık kullanmaya başladıysanız artık kendinizle ilgilenmeye derhal başlamalısınız. Hayat, insanın sevdikleriyle güzeldir, fakat en çok sevdiklerinden gelen zarar insanı üzer ve kırar. Stres ise insana ve çevresindekilere zarar verdirir. Stresi az bir hayat dileğiyle, kendinizi dinleyin.

 

Bu yazı 2643 defa okunmuştur .

Son Yazılar