YENİ ANAYASA MI DEDİNİZ?
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
FARUK BAŞOĞLU

FARUK BAŞOĞLU

söylenmezse olmaz

YENİ ANAYASA MI DEDİNİZ?

22 Şubat 2021 - 16:52

Anayasa kelimesi Türkçe sözlüğümüzde; Bir devletin yönetim biçimini belirten, yasama, yürütme, yargılama güçlerinin nasıl kullanılacağını gösteren, yurttaşların kamu haklarını bildiren temel yasa, kanunuesasi.” Olarak tarif edilir. Anayasa bir nevi kişinin üzerine giydiği elbise gibidir. Eğer elbise kişinin beden ölçülerine uygun bir ölçü ve dikime sahipse giyen kişi rahat eder. Yok eğer bedeninize uygun olmayan ölçülerde bir elbise giyerseniz hiç rahat edemezsiniz tâ ki size uygun olan bir elbise giyene kadar. Örnekteki kişiyi bir millet, elbiseyi de o milleti yöneten anayasa olarak düşünün ve bu elbise ile aynadaki halimize bir bakalım.

Son bir asırda;1921 anayasası, 24 anayasası, 61 anayasası ve 1982 anayasası yapmışız. Bu en son 82 anayasamızda ise yaklaşık yirmi kez değişiklik yapma zarureti hissetmişiz ve yapmışız.

DARALMIŞ ELBİSEYLE HAREKET ZORDUR

   Zaman değişiyor, toplumun ihtiyaçları değişiyor ve bu değişen şartlarda siz kanunlarınızı güncellemezseniz toplum daralmış elbisenin içinde sıkışır rahat edemez. Olumlu yönde değişim, gelişim güzeldir ve olmalıdır da. Fakat kendimizi geliştirirken, hayat idare şekillerimizin frekans ayarlarını güncellerken çok hassas olmak zorundayız. Eğer frekans ayar aralığını yanlış yaparsanız kendi dünyanıza hitap edemez, yabancı yayınlar bu frekans ayarlarından yayın yapar. Öyleyse söz konusu biz isek; bir Alman milleti, bir İsveç milleti ya da Fransız milleti değil söz konusu Türk milleti ise o zaman Türk milletinin özelliklerine göre, ihtiyaçlarına göre ve her yönüyle rahatsızlık duymayıp huzur duyacağı kendi toplumuna uygun, onun için yapılmış kopya değil orijinal bir anayasa oluşturmak faydalı olacaktır. Milletimizin inancı, kültür değerleri insan odaklı olup onu önemseyen ve yücelten özelliğe sahip olduğu için bir yönüyle aslında değerlerimiz her insana güzel bir şekilde anlatıldığında kabul edeceği  evrensel değer özelliği de taşır; adalet gibi, hürriyet gibi, paylaşmak gibi..

KOPYA DEĞİL MİLLETİN DEĞERLERİNE BAĞLI ORJİNAL ANAYASA  

Bu milleti yöneten kanunlar yine bu milletin inancıyla, ahlakıyla, değerleriyle ve kültürüyle kavgalı olmayıp barışık olmak zorundadır. Nasıl ki bir ayakkabı almak istediğinizde ayak ölçünüze uygun bir ayakkabı almak zorunda kalıyorsanız ve uymadığında ayağınızı sıkıyor ve değiştirmek zorunda kalıyorsanız anayasanız da milletin değer ölçülerine uygun olmalıdır yoksa sıkar, rahat ettirmez ve değiştirir durursunuz. Bu millet, Allah’a çok şükür medeniyetler milletidir. Hem de dünyaya medeniyet nedir öğreten ve öğretecek olan bir millettir. Bu nedenle kendimizi yönetecek kanunları da yine kendimiz yazabilecek bir milletiz. Hiçbir milletin kendi milleti için diktiği anayasa elbisesini daraltarak, kısaltarak veya şeklini uydurarak kendimize elbise yapmaya zorlamaya ihtiyacımız yoktur. Bizi yönetecek yasalar bizim kendi değerlerimizde, ahlakımızda, inancımızda mevcuttur. Şimdiye kadar oluşturulan anayasa çalışmalarındaki yanlışlar tekrar edilmemelidir. Başka milletlerin bize uymayan anayasaları kopya edilerek yasa oluşturulmamalı, özümüze benliğimize uygun yeni bir anayasa oluşturulmalıdır.

Yeni anayasamız;

  • Evrensel değer olan dünyanın her bir köşesindeki insan için lazım olduğu gibi milletimizin her bir bireyine de lazım olan “ADALET” temeline oturmalıdır. Herkes için adalet prensibi üzerine inşa edilmelidir. İnancımız da bunu emreder.
  • Yine evrensel bir değer olan Hürriyet’in muhafazasını sağlamalıdır. Ancak Hürriyet kelimesi maalesef son günlerde suiistimal edilerek bozgunculuğa, yıkıcılığa ve hatta terörizme yol açar şekilde kullanılmaya çalışılmaktadır. Toplumun değerlerini ve inancını ayaklar altına alma hürriyeti bir hak değil olsa olsa toplum değerlerine bir saldırıdır. Oysa gerçek hürriyet; başkalarının hakkını çiğneme ve  mağdur etme noktasında duracak olan, topluma ve bireye zarar vermeden kullanılacak bir haktır. Tam tersine insan unsuruna değer katacak, kötülüğe mani olan iyiliği yüceltmede kullanılan bir hak olmalıdır.
  • Söz konusu anayasa; yöneteceği toplumun inançlarına, ahlakına, kültürüne aykırı olmamalı bu değerlerle hep barışık olmalıdır.
  • Gelişen toplumda yeni oluşacak ihtiyaçlara göre yine adalet, hürriyet ve İnanç üçgeni sınırları içerisinde kalarak sürekli kendini güncelleme dinamikliğinde olmalıdır, donuk ve durağan olmamalıdır.

EHİL OLANLARA ÇAĞRIDIR

  Her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı bu ülkenin bir mensubu olarak bu milletin huzuru, refahı ve yücelmesi için çalışması boynunun borcudur, bu ülke için can veren şehitlerin üzerlerimizdeki bir hakkıdır. İşte bu yüzden milletimizin inancına, kültürüne, ahlaki değerlere ve kanunlara vakıf olan, bu konuda  ehil olan her bir birey, her bir akademisyen veya kanaat önderi; mevcut anayasamızı masaya yatırarak milletimizin inancına, kültürüne ve ahlakına, değerlerine ters olan ve bunlarla kavgalı olan maddeleri bulup bunların yerine değerlerimizle kavgalı olmayan ,bizi anlatan, bizden olan, mutlu eden ve özümüzün aktığı bu milleti yüceltip muasır medeniyetlerin üstüne çıkmanın önünü açacak maddeleri yetkililere iletmeli teklif etmelidirler. Haydi hayırlısı..

 

 

Bu yazı 5775 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar