AÇIK KAPI; YÜKSEK EŞİK
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Hasan Basri HÜRATA

Hasan Basri HÜRATA

İNCEDEN NOTLAR

AÇIK KAPI; YÜKSEK EŞİK

24 Haziran 2015 - 01:59

AÇIK KAPI; YÜKSEK EŞİK…

-Mirim, sen bu yazı-çizi işlerini seviyorsun. Akademisyenlik düşünmedin mi?
-Düşündüm Kahya Efendi de olmadı… 
-Neden?
-Anladım, sebebini söylesem; bu sefer de ne zaman dersin… En iyisi mi anlatayım:
Yıl 1976. Yüksek İslam Enstitüsünü -şimdinin İlahiyatı- bitirdik. Kurra çekip ver elini Erzurum Olur İlçesi… Olur Lisesi Din Dersi Öğretmenliğine. 1977 Şubat ayında Kayseri Yüksek İslam Enstitüsü asistanlık sınavı açtı. 
-Mirim o zaman…
-Kahya Efendi az sabırlı ol. Laf bitsin eksiğini sorarsın.
O zamanlar asistanlık sınavlarını, kadro temin eden Fakülteler veya Yüksek Okullar kendisi açıyordu. 
Yani Lokaldi. Şimdiki gibi ÖSYM tarafından Türkiye geneli bir havuz için yapılmıyordu. Şimdi bu sınavın adı ALES… Yani; Akademik Personel ve Lisansüstü Eğitim Sınavı…
Asistanlık Sınavı için başvurumuzu yaptık. Gittik sınava…   İyi kötü neyse elimizden geleni yaptık. Sınav sonu; Konya’dan gelen bir grup gözetmen ve komisyon üyesi öğretmenlerle sohbet ediyoruz. Genel değerlendirmeler… Sınav soruları, metotlar falan konuşuluyor. Bir ara bir arkadaş sordu:
-Hocam değerlendirmeler nasıl yapılıyor? 
Hoca cevaplamadan dedi ki,
-Bakın gençler, siz sınavı oldunuz, gayet samimi bir gayretiniz var…  Gözleriniz parlıyor. Umutlar taşıyorsunuz gelecek için. Ancak, 
-Mirim kusura bakma da…Bu sefer benim sözümü kesme. Dayanamam konuşacağım.
Bir cümlede; ancak, ama, bununla birlikte, fakat gibi manayı veya eylemi daraltan, yönünü değiştiren bağlaçlar geldi mi bunda bir bit yeniği vardır.” Ama, fakat, lakin, cümlenin ortasında oldu mu anlam tersine döner…  Doğru mu, yanlış mı? Allah için söyle. 
-Evet. Sonuna kadar haklısın.
İşte o, “ancak” sonunda Hocamız şunu dedi: 
-Gençler, günümüzde sınavlar şu mantıkla yapılır: 
AÇIK KAPI, YÜKSEK EŞİK mantığıyla…  Kapı açıktır, görürsünüz… Ancak eşik yüksek olduğu için ya biri size yukarıdan el uzatacak, ya da birinin omzuna basıp eşiği aşacaksınız.
-Uy uy uy Mirim yani gözünün üstüne 95 puanı çaktım…Beni geçenin elini öperim mantığı yok mu yani…
Günümüz ales’leri gibi.
-Kısmen. Eskiden akademisyenlik tarikat gibi idi.
-O ne demek Mirim? 
-Tarikatlarda hiyerarşi vardır. Ast üst ilişkisi. Şeyh seni mürit olarak benimsemezse o tarikat zincirinde bulunamazsın. Sadece sempatizandan öteye geçemezsin. Şimdi en azından birinci aşamada bu yok. ÖSYM’nin yaptığı sınavda, bileğine ve kafana kuvvet. Çok karala, doğru karala öndesin. Gelsin ondan sonra mülakat… İki puanı birleştir. Netice malum…  Bazen jüri, sana hak yaratamasa bile, hakkını yiyemez hale gelebiliyor… 
Artık BEŞİK ULEMASI modeli devrini kapadı…
-Mirim o ne demek? BEŞİK ULEMASI.
-Kahya Efendi, dedesi, babası müderris olan çocukların doğar doğmaz ulema ilan edilmesi…
 Onlara takılan lakap. Osmanlı'da duraklama döneminde ortaya çıkan bir sınıf. Var gerisini sen anla… 
-Mirim anlayacak ne var? Her şey ortada. Ben sadece BEŞİK KERTMESİNİ bilirdim. Bir de bu çıktı başımıza. Bir düşünsene; beşikteki masum kız çocuğuna, -daha rüştüne yıllar varken- sırf an’anevi sebeplerden dolayı kocaya nikah etmek. Koca adayı da bir başka çocuk o da ayrı bir faktör. Bu bunu sever mi? Kanı ısınır mı? Diye düşünen yok… Bizim efendi de anasından allame doğdu çıktı…Oldu sana bir Beşik Uleması… Ondan sonra da Osmanlı neden geriledi diye mumla sebep ara… 
Sen hayata gereğini yapmıyorsan; hayat sana gereğini yapıveriyor. 
Mirim, günümüzde -üniversiteye atanan akademik kadro için- bu işin bazı kaçamakları oluyor mudur?”
-Kahya Efendi, işin içine insan unsuru giriyorsa mutlaka bir “açık kapı” vardır desek… 
-Ooooo Mirim o zaman her şeye komplo teorisiyle bakmak anlamına gelir ki, bu anlayış da bana dünyayı zindan etmeye yeter…En iyisi mi beni rüyamdan uyandırma…Ben olduğuna inanmak istemiyorum…
-Tamam Kahya Efendi…İyi uykular o zaman sana…

Bu yazı 2209 defa okunmuştur .

Son Yazılar