AMATÖR… PROFESYONEL… RÜYA FOTOĞRAFÇILIK…
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Hasan Basri HÜRATA

Hasan Basri HÜRATA

İNCEDEN NOTLAR

AMATÖR… PROFESYONEL… RÜYA FOTOĞRAFÇILIK…

21 Mayıs 2015 - 00:15

Bu iki kelime dilimizin batı kökenli kelimelerinden… İçerikleri de malum artık izaha gerek yok… “Amatör Küme” ile “Profesyonel futbol hayatını jübile ile tamamladı,” dediğimizde, bu iki kelime zihnimize oturur…

Hatta siyasette bile vardır bu iki kelime… Günümüz siyasetinde en profesyoneller  AkParti’de… Partileri yeni ama kendileri eski siyasetçiler. Sayın Meclis Başkanı Cemil Çiçek… Bir düşünün 1980’lerden bu yana Mecliste ve dahi başkaları. Bizde siyaset meslek haline geldi. Oysa siyaset meslek değil; sanattır, çağdaş yönetimlerde ve demokrasilerde…

-Mirim sen diyemiyor kenarından dolaşıyorsun ama ben deyivereyim şuan Ülkemizde en profesyonel siyasetçi Tayyip Beydir. Neden dersen? Taaa gençlik kollarından başlayıp, ilçe başkanlığı,İl başkanlığı, Belediye Başkanlığı, Milletvekilliği, Başbakanlık ve dahi Cumhurbaşkanlığı… Bir faninin gelebileceği her kademeyi yaşayarak gelmiştir. Keza Sayın Gül… Hatta onun bir kerte daha fazla deneyimi vardır. O Hariciye Bakanlığı da yaptı; tabi İngilizce bildiğinden. Tayyip Bey sadece “One Minute” diyebildiği için Dış İşleri Bakanlığına gelmedi… Ama İngiliz diline yeni bir kavram kazandırdı o ayrı mesele. Sahiden Mirim sen siyasi yazı yazmadın ne oldu da bugün?

-Yazmam Kahya Efendi… Siyasi yazıda doğruyu yazarsın beğenilmezsin. Beğenileni yazarsın, yalaka derler; onun için uzak dururum… Ancak şunu bilirim; amatörler, profesyonelleri oldum olası anlamamışlar ve onların işlerini hafife almışlardır. Saygı gösterememişler, haklarını teslim edememişlerdir… Profesyoneller de amatörlerin yetersizliklerinden oldum olası yararlanmayı sürdürmüşlerdir… Bak meydanlara çıkıp şöyle veya böyle CHP’nin başındaki  lidere karıkmış bir sesle “ O bu işlerden anlamaaaaaaaaaaz. Muhasebeci o… Muhasebeciiiii…” Diye nara atmazlardı…

-İyi ama sen siyaset yazmam diyordun… Bal gibi inceden siyaset yaptın. Sen konuna gel başka örnekler bul; Amatör-Profesyonel ilişkilerine…

-Hay hay. Kolay…Zaten bunları anlatacaktım… 

Birkaç amatör fotoğrafımı çoğaltıp; birkaç tanesini de büyüttüreceğim.   Atilla Bey, dostumuzdan sorduk. “Hangi fotoğrafçıya gideyim…” Tarif etti. İşte Belediye Başkanlığına giden yolda.  Baktım üç beş fotoğrafçı yan yanalar… Falan foto, filan Stüdyo. Bilmem ne fotoğrafçılık.  Hiç birinin tabelasında isim yok… Girdim birisine…Tezgah arkasında iki genç; biri hanım kız.  Merhabalaştık

-Gençler! Ben Ali beyin iş yerini arıyorum…

-Buyurun burası.

-Falan Ali Bey değil mi?  “Yok bu Bayram Ali Bey.” “Kusura bakmayın ben öbürünü arıyorum.” Üşenmeden tarif ettiler. Halbuki aynı meslek erbabı için denir ya: “Düşmanın kim? Mesleğimi, işimi yapan” diye…

-Mirim daha usturuplusu var: “Kazanırsan dost kazan düşmanı anan da doğurur,” diye…

-Haklısın…  Adem ve Havva anamızın çocuklarına bakarak söylenmiş olsa gerektir.

Gençlerin bu samimi davranışları hoşuma gitti… Fotoğrafları onlara yaptırmaya karar verdim. Bilgisayara yükledik, açtık… Şu şu olsun derken; baktım birisinin art alanı kör bir duvar kalmış. Amatörüz ya…

-Delikanlım bunun arkasına fon-art alan atıverirsin umarım.

-Atarım ama şu kadar da maliyetin olur, deyince işte o zaman dananın kuyruğu koptu.

-Arkadaşım ne var yani? Maliyeti yok, kartı yok, baskısı yok, boyası-mürekkebi yok…  Hafızandaki bir fonu benim kartın arkasına koyacaksın o kadar.

-İyi Dayı da bu dükkan nasıl dönüyor?.. Elektriği, suyu, kirası, maaşlar falan… Patron bu tür çalışmalardan ücret almamızı söylüyor.

Bu tür, bazı hizmetler ölçülemeyecek bedel kazandırır o iş yerine…  İş verenler hep bu fasıllardan kazık yerler  personelinden. Baktım genç çakır gözlü değil. Bayağı da yeşil gözlü…Allah vergisi. Sordum. Annedenmiş… İşyeri için çırpınanlardan… Neyse biz bu konuşmaları yaparken. İşyeri sahibi Bayram Ali Bey geldi… İyi polisi oynayıp;  uzlaştırdı…  Laf biraz uzadı da:

-Akşehirlinin çay kahvesi boldur ya buraya uğramıyor deyince misafirperverliğini gösteriverdi…

-E eee Mirim fotoğraflar ne oldu.?

-Ne olacak yaptırdık. Biraz hoş beş sonu kendisinin iyi bir Türk Sanat Müziği dinleyicisi olduğunu anlamış olduk. Hem de lafı oturtarak… Bayram Ali Bey:

-“Ben gamlı hazan, sense bahar, dinle de vazgeç.”  Bu Kürdi parçayı severim. Deyince

- Ama o Kürdi değil… Melahat Pars’a ait … Mesaj alınmıştır. Göndermeni anladım…

-Aman Hocam lütfen alınganlık göstermeyin. Ben onu kastetmedim, uygun bir zaman yemek ikram edeyim  yiyin. Kızım iki  çay söyle Hocama ve eşine, demesi işi kurtardı…

-Velhasılı şu ki; oldum olası dünyada profesyonel, işini iyi yapanlar, amatörler tarafından hep hafife alınmıştır işleri. Ne var yani; şunun şurası “arkasına bir fon atıvereceksin o kadar…” 

Bu yazı 1395 defa okunmuştur .

Son Yazılar