AYAĞINA KURŞUN SIKMAK…
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Hasan Basri HÜRATA

Hasan Basri HÜRATA

İNCEDEN NOTLAR

AYAĞINA KURŞUN SIKMAK…

01 Nisan 2015 - 10:05

yi ile kötü, güzelle çirkin, doğru ile yanlış birbirlerine zıt olsalar bile ara mesafeleri o kadar da uzak değildir. Arada sadece zar denecek kadar bir ayrım vardır…Tercihlerimizi yaparken aralarındaki mesafenin dar olması nedeni ile kavramların birbirlerine karışma ihtimali çok yüksek olabilir. Ya da…
-Mirim ya da ne olabilir?
-Ya da işin doğrusunu biliriz ama bilerek yanlışı, kötüyü, çirkini seçebiliriz. Tabi ki şimdi sen “neden” diye sorarsın. Ben cevaplayayım… İşimize, keyfimize, daha doğrusu menfaatimize uyduğu için… 
Bu yazı nereden çıktı? İşte konu şöyle…
Bir dostumuzla sohbet ediyoruz. Dereden tepeden. Yıllarca siyasilerle görüşen bir dostum. 
-Mirim uzunca yıl siyasetle uğraştığına göre ya esnaftır ya da işçi…
-Evet…Arkadaşımız… İşçi. Emekli. İşçilerin siyasi tecrübeleri, memurların deneyimlerinden fazladır. Belki parlamentodaki oranları düşük olabilir…Ancak onların; arada bir sendikal seçimleri, kulis faaliyetlerine açık olması, sayısal üstünlüğün ne anlama geldiklerini iyi bilirler. 
İşte o arkadaşımız, merhum Muhsin YAZICIOĞLU’nun milletvekili iken bir ziyareti esnasında sorar kendisine:
-Sayın vekilim!.. Siyasi partilerin genel bütçeden maddi yardım almaları konusunda ne düşünüyorsun? Ben bir vatandaş olarak bu maddi yardıma karşıyım.
Merhum:
-Üstadım düşünmeyi bırak ben bizatihi önerge verdim ama milletvekillerine kabul ettiremedim.
Mesele anlaşılmıştır…
Ahbabıma sordum…
-Mustafa Beyciğim bizim milletvekilleri ayağına kurşun sıkacak kadar şaşkın mı?
-Tabi ki değil.
-İşte mesele burada başlıyor… İslam, hak ve hukuk adına kendinizi de bağlamayı önerir. Bizler, en derin adalet-hak ve nasihati başkasına yaparız. Asıl nasihat, kendi nefsimize verilendir. Asıl adalet kendi nefsine uygulatabildiğindir. Bu bir.
Asıl ikincisi… Bana göre şu: Devleti üç erk oluşturur: Yasama-Yürütme-Yargı.
-Amenna. Doğru.
-Peki bu üç erki ülkemizde iki grup icra ediyor. Bir: Parlamento yani meclis, milletvekilleri. İki: Hakimler yani ADLİYE. Bizim üç faktörlü devlet düştü iki faktöre.  Yani milletvekillerinin yasama ve yürütmeyi ellerinde bulundurmaları onları aşırı bir zırhlı güce döndürüyor. Milletvekilleri, bir yasa çıkaracağı zaman; uygulayıcı da kendileri olacağı için, kendilerini bağlayıcı şeylerden kaçıyorlar.
Oysa, yasama ve yürütme faktörünü ayırmadığımız sürece; sizin bu samimi istek ve arzularınız, havada kalmaya devam edecektir.
Bu meclis, bu mantıkta ve bu teşkilatta olduğu sürece; ne maddi yardımı kaldırabilirisiniz, ne de seçim barajını…Bu milletvekillerinin yürütme erkini ellerinden alın; eminim ki, -haftasına kalmaz- siyasi partilere maddi yardımı da keserler, barajı da sıfırlarlar…
Zira milletvekillerimiz ayaklarına kurşun sıkacak kadar …………….. değildirler...
-Amenna…Tamam Mirim de bu “boşluk” ne menen şey?  “Kahya Efendi onu da sen bul…”

 

Bu yazı 1359 defa okunmuştur .

Son Yazılar