BAYRAK AÇMAK…
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Hasan Basri HÜRATA

Hasan Basri HÜRATA

İNCEDEN NOTLAR

BAYRAK AÇMAK…

30 Nisan 2015 - 10:29

Nifağın kaynağı, taassubdur… Ayrıca nifak; hem cehaletten, hem de küfürden zordur. Ve dahi nifakla mücadele küfürle mücadeleden daha zordur…
Tabi böyle ağır bir konu; “Hoppalaaaa nereden çıktı?” Düşüncesi doğurabilir zihinlerde.
“Uzaktan kumanda” almak için girdiğimiz Mehmet Altuntaş Bey’in dünürü vardı ya İbrahim Doğan Bey, onun işyerindeki sohbetten…
Dört kişi idik.Ben ve bir de ağzını açtığında dön Hon-kong’dan dön Hollanda’dan dem vurabilen gezgin esnaf Kayserili bir arkadaş… Bu kadar çeşitliliğin içerisinden ortak bir nokta çıkar gibi oldu… Cemaat tekili yener ya, işte o kabilden bir konu da çoğunluk oluştu.
-Mirim ittifak yok o zaman anladığım kadarıyla.
-Yok. Çoğunluk var. Konu da Yaşar Nuri Öztürk. “Geçen Halk TV’de gördüm” diyor İbrahim bey Yaşar Hocayı…. “Fötr giymiş… Ağız yüz berbat… Allah iyice nurunu almış falan falan…” Katıldılar… Anladım ki sevmiyorlar… 
Bir iki koynu açmak istedim; ne yeri ne de zamanı… Hani esnaf dükkanında aylakçılar oturur saatlerce dünyayı kurtarırlar ya; öyle olmak beni hep rahatsız etmiştir… 
Sonra şöyle kendimle dertleştim…
Benim indimde “Öznelerin” hükmü olmaz. Öznelere bakacak olan C. Hakk’tır… Ben, tavsiyelerine söylediklerine bakarım. Tercihleri beni ilgilendirmez… Kişinin; ameli, imanı, bana ne kar verir, ne de zarar. Ne der Efendimiz kızına Fatma’ya: “Kızım ameline dikkat et. Ona güven.Sakın benim babam  falan diye güvenme.” Demek ki; kişinin kendi ameli önemli olan. Ben Yaşar Hoca’nın sözlerine bakarım; tercihlerinin doğrusu-yanlışı kendisini ilgilendirir… Tercihleri onu batırır da çıkarır da... Onun sözlerinden bana fayda ne gelir ben ona bakarım…
Tamam tamam da… Yaşar Hoca ve toplumumuz, “neden bu hale geldi?” Diye düşündüm ve tek kaynağının taassub olduğuna kani oldum…Evet… Bana göre nifağın kaynağı taassubdur. Nifağa sahabe-i Kiram dahi düşmüştür… Sıffin’de Savaşan sahabedir. Cemel Vak’asındakiler derseniz; Efendimize en yakın olanlar arasındaki bir mücadeledir ki, cihad mı cedel mi olduğuna C.Hakk hüküm verecektir. Hepsi amelinin değerlendirilmesini beklemede…
Gelin önce TAASSUB’u irdeleyelim. Taassub; A-S-B kökünden; Dişleri kirlenmek, Yakalamak, Avuçlamak, Kuşatmak, Çevrelemek, Sarmak, Dürmek, Bağlamak, Eğirmek, Başa geçirmek, Acıktırmak anlamlarına gelir.  TAASSABE; Toplandı, Körü körüne bağlandı anlamınadır. ASABE; Baba tarafı olan akrabalar… ASABİYYET; Taraf tutma anlamına gelir. ASAB; kelimesi ayrıca SİNİR anlamına gelmekte… toplumuzda da sıkça kullanılmaktadır.  “Asabımı bozma!” Sinir geldi mi akıl gidermiş ya işte oradakinden…
Şimdi bakalım; demek ki, taassuba düşen kişi ve toplumlar doğru yoldan sapıyorlar… Kararlarını doğru zannedip yanlışı yapabiliyorlar…

Kişi kendisini sorgulamalıdır: Acaba iddia ettiğim konunun mutaassıbı mıyım?... Bu taassub beni doğruya yaklaştırır mı? Yoksa doğrudan uzaklaştırır mı?

Yaşar Hoca ve sen, ben, o, her kimse… Küfürle mücahede edilir kolaydır. Kelle verirsin kelle alırsın amenna… Amma gelgelelim nifakla olan mücadele-mücahede, küfürle olan mücahededen daha zordur… Örnek ararsan çooook… Al sana, Hz. Ali Efendimiz… İmam-ı Azam… Biri şehit edildi, diğeri hapislerde öldürüldü sopayla dövülerek; ne hırsızdı ne de uğursuz… Her ikisinin kusuru(!) nifakla mücadele idi…
Ez cümle şu ki; kişi taassuba düşmeden acaba ben neredeyim ne yapıyorum? Diyemiyorsan, yağmurda şemsiye ile gezmeye benziyor hayat: Üstünü başını şemsiye yağmurdan koruyor da ayaklarını paçalarını ıslanmaktan kurtaramıyorsun…
-Mirim şu aralar seçimler var, parti olayları var. Bunların kaynağı da taassub mu? Körükörüne inanmak mı?
-Evet aynen öyle “taassubun yeni adı fanatiklik.”  “Mutaassıb: Fanatik.” Bir üstü “Holigan…” 
Biz partileri de takım tutar gibi tutarız; aklımızla değil duygumuzladır… İşte bütün mesele orada yatıyor. Nifakla mücadele zor. O kudret padişahını daha yenen olmadı dünyada. Aman dikkat: “Artık kim zerre ağırlığınca hayır işlerse, onu görür. Artık kim zerre ağırlığınca bir şer (kötülük) işlerse, onu görür. (Zelzele Suresi, 7-8)

Bu yazı 1509 defa okunmuştur .

Son Yazılar