BEDAVA HAYIR İŞLEMEK…
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Hasan Basri HÜRATA

Hasan Basri HÜRATA

İNCEDEN NOTLAR

BEDAVA HAYIR İŞLEMEK…

19 Mayıs 2015 - 00:43

İslam’da her imkan, bir sorumluluk doğurur…  O nedenle kulluk görevlerinin genel adı da ibadettir… İbadetler, çeşitli gruplar halinde tasnif edilirler… Beden imkanına dayalı olanlar: Namaz kılmak ve Oruç tutmak gibi… Mal ve iktisada dayalı olanlar: Zekat ve Sadaka gibi… Son olarak da : Hem mal imkanı gerektiren hem de bedenen imkan yeterliliği olanların yapacakları Hac ve Umre gibi…
-Bazen de hiçbir masrafa girilmeden de hayır işlenebilir. Aracınızla giderken bir arkadaşınızı şayet o da sizin güzergahınızda ise aracınıza alır ve onu gideceği yere bırakırsınız.  Sizin hiçbir masrafınız olmaz…Gideriniz, kaybınız olmaz ama o arkadaşınız için kazanç olur, gibi mi Mirim?..
-Eh kısmen benziyor Kahya Efendi… Tamam masrafımız yok ama riskimiz ne olacak, onu düşündün mü? Bu işin kazası belası var. Yaralanması ölmesi var… İşte bu riskleri de düşünmek gerekir. Belki maddi gideri yok ama riski var, haberin olsun…
Tabi bu yazı nereden icap etti…
Cumartesi günü İplikçi Camii hani şu restore edilen Cami… Onun ara sokaklarından geçiyorum. Hac malzemeleri satan eşarplar şunlar bunların serili asılı olduğu bir işyeri. Penceresinde de güzel baskılı bir ilan, broşür. Okudum…İfadeler hoşuma gitti… İslam’ın şiarıdır: Mutluluğu-güzeli paylaş ki, çoğalsın, kötüyü ört ki zihinleri kirletmesin, kederi paylaş ki, azalsın…   
İçeriye, bu “Nasihat” broşürünün fotokopisi vardır; işyeri sahipleri de verirler umuduyla girdim… 
Birisinden bir şey istemeyi beceremem… Kavga eder gibi mi istenir? Hakkın olduğuna inanırsın; o cesaretle mi istenir? Yalvarırcasına mı istenir? Oldum olası ayırt edememişimdir… Belki de aldığımız eğitim, karakterin üzerine doruk olmuştur. Neden derseniz? İslam’da istemek yok… 
-Peki Mirim ihtiyacı olanlar ne yapacak? 
-Ama fakir, ama orta halli, ama imkanlı her kimse; sosyolojiden ayrı kalmayacaksın…Konu komşunun düğününe bayramına davetine hastalığına gideceksin. Ziyaret edeceksin sebepli sebepsiz… Mahallenin arada bir de olsa(!) cematine camisine takılacaksın...
-Mirim bu dediklerin doğru da hani kılık kıyafet her zaman düğün dernek bayram ziyaret takibi kolay mı?
-Olsun Kahya Efendi… Kıyafetin biraz modası geçmiş olabilir. Ama temiz olsun yeter… Eski boyalı bakımlı bir ayakkabı yeni alınıp giyilmiş bir ayakkabı kadar saygındır insanlar arasında. Hem halin neyse o olacaksın… Özgüvenin olacak, yeter.   
Varlıklılar, onlar senin miskin mi, fakir mi ne olduğunu yüzünden halinden anlarlar zaten; telaşe etme… C. Hakk K.Kerimin de “ (Sadakalarınızı), kendilerini Allah yoluna adayıp yeryüzünde dolaşmayan (kapı kapı gezmeyen) fakirlere (verin) ki, onlar yüzsuyu dökmediklerinden, durumlarını bilmeyen, onları zengin sanır. Onları (siz Allah yolunda olanlar) çehrelerinden tanırsınız ; insanlardan yüzsüzlük ederek İstemezler. (Evet) hayırdan ne harcarsanız şüphesiz ki Allah onu bilir.” Bakara:273… Demiyor mu? İşte bunu için bir şeyi istemene gerek yok…
Meramımızı anlattık… İşyeri sahibi hanım/tezgahtar kızımız önce bir yadırgadılar ve sonunda penceredeki broşürü elime tutuşturdular..
-Amca buyur fotokopi çektir…  O senin umduğundan biz de yok kabilinden…
Aldık…Hem kendimize hem de onlara çoğalttık… Geri iade ettik… Yine yadırgadılar… “
-Biz bu fazlaları ne yapacağız? 
-İsteyenlere verirsiniz…Hatta broşürün altına da bir zahmet not düşünüz: İçeriden fotokopisini isteyiniz, diye…  Değerli bir bilgi dağıtılır, yayılırsa daha değerli olur… İşte onun için paylaşmak istedim.
Bu hikmetli ve veciz manzumeyi yazan evladı Rasul’den…  Rivayet o ki; Es-Seyyid Osman Hulusi Ateş’e ait. Web siteleri falan var… Detay beni ilgilendirmiyor. Ama nasihat veciz- güzel… Herkes ameli ile tartılacak… Haydi buyurun sizi eseri ile baş başa bırakayım.

NASİHAT

Âlemi sen kendinin kölesi kulu sanma.
Sen Hak için âlemin kölesi kulu ol.
Nefsin hevası ile mağrur olup aldanma,
Yüzüne bassın kadem, her ayağın yolu ol.
Garazsız hem ivazsız, hizmet et her canlıya
Kimsesizin düşkünün ayağı ol eli ol.
Allah için herkese hürmet et de sev sevil
Her göze diken olma, sümbülü ol gülü ol.

İncitme sen kimseyi, kimseye incinme hem
Güler yüzlü tatlı dil, her ağzın balı ol.
Nefsine yan çıkıp Kâbe’yi yıksan dahi
İncitme gönül yıkma, ger uslu ger deli ol.
Güneş gibi şefkatli, yer gibi tevazulu
Su gibi sehavetli, merhametle dolu ol.
Gökçek gerek dervişin sanı yoksula baya
Suçluların suçundan geçip hoş görülü ol.
Varlığından boşal kim yokluğa erişesin
Sözünü gerçek söyle Hulusi’nin dili ol.
C. Allah nasiplenme fırsatı verir inşallah… Bir ara Seyyitler ve Şerifleri yazarız.

Bu yazı 1309 defa okunmuştur .

Son Yazılar