ÇARESİ VARDIR
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Hasan Basri HÜRATA

Hasan Basri HÜRATA

İNCEDEN NOTLAR

ÇARESİ VARDIR

13 Nisan 2015 - 10:39

ÇARESİ VARDIR

Akşehir Hasan Paşa Camisi, tam bir Osmanlı Camisi… Kare ve yüksek kubbeli...Selçuklu Camileri, dikdörtgendir ve kıble, uzun kenarda olur. Yayılmacı, genişleme politikasının gizli bir haykırışıdır o… Osmanlı-Mimar Sinan’dan itibaren genişlemesi durmuş ve yükseklik duygusu ile tatmine ulaşmaya başlamıştır… İşte sembol; Süleymaniye, Selimiye, Sultan Ahmet mabetleri…
Hasan Paşa Camisi, orta alanda dokuz safa kadar cemaate hizmet veriyor… Cuma Namazı için vakitlice yerimi almak için camiye girdim… Altıncı safın cemaati, daha bir seyrek… Yedinci saf ona nazaran daha sıkça… Yürüdüm… Altınca safa tam oturacağım; baktım, ayaklarımın altı buz gibi. Hımmmmm… Anladım altıncı safın neden seyrek olduğunu… Caminin kaloriferi, alttan ısıtmalı ve zannımca bu safın sistemi çalışmıyor… Yedinci saftan geçerken bunu hissediyorsunuz... Kış; kalmış öfkeyi, Nisan’ın onunda çıkarıyor; her taraf ayaz kesiyor... Soğuk bir safta namaz kılmak işime gelmedi. Bir geri safa, -yedinci safa- geri geldim oturdum... Sıcacık… Artık camilerimizin ve cemaatimizin yaşam standardı artmış… Layıktır…Sebep olanlardan Allah razı olsun…Kim bilir; ne adı geçmezlerin sadakalarıyla yapılmıştır.
Ezan vakti… Okundu… Sünnete kalkıyoruz. Müezzin efendi: “Cemaat! Ön safta boş yer varken, namaza durmayınız! Uyarısını da dikkate almadım ve namaza durdum…
İşte problem o zaman başladı. Hem namaz kılıp, hem de nefis muhasebesi-öz eleştiri böyle oluyor demek ki…
“Kendi nefsiniz için istemediğinizi;  başka bir mü’min kardeşiniz için istemeyiniz.” Hadis-i şerifi geldi gözümün önüne… Gafımızı yapmıştık…
İki; “İbadetleri yaparken, şek ve şüpheye düşmemek; şüpheli şeyleri yapmamak gerekir.”
Benim Cuma namazı, eksik-kusuru ile başladı edaya. Aman Allah’ım, peşi sıra genç imamımız o nefis kıraatiyle Zuhruf Suresi’ni okumaz mı? 
“Göklerde İlah ve yerde İlah O'dur. O, hüküm ve hikmet sahibidir, bilendir. 
Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların mülkü Kendisi'nin olan (Allah) ne Yücedir. Kıyamet-saatinin ilmi O'nun Katındadır ve O'na döndürüleceksiniz. 
O'nun dışında taptıkları şefaatte bulunmaya malik değildirler; ancak kendileri bilerek hakka şahidlik edenler başka. 
Andolsun, onlara: "Kendilerini kim yarattı?" diye soracak olsan, elbette: "Allah" diyecekler. Öyleyse nasıl olur da çevriliyorlar? 
Onun: "Ya Rab" demesi hakkı için şüphesiz onlar imana gelmez bir kavimdirler. 
Şimdi sen, 'aldırış etmeksizin onlardan yüz çevir' ve: "Selam" de. Artık onlar bileceklerdir.” (Zuhruf Suresi, 84-89)
Yer yarılsın da utancından girmeye hazır ol… “O, hüküm ve hikmet sahibidir, bilendir…”
İnsanın imdadına FIKIH yetişir. Çaresi var…
“İbadetler ifa edilirken ana hususlardan eksiklik yoksa ufak tefek kusurlar için; sadaka, kusurları örter… Örtmesi umulur…”
İşte çözüm buydu… Elimizde olmadan işlediğimiz kusurları “Sadaka” ile tamir edebiliriz… 
-Mirim onun için dua ediyoruz ya “Yarabbi eksik artık ibadetlerimizi kabul eyle,” diye. Vaktinde yapılan ibadetler için “dua” gecikenler için “tevbe” gerekir, denmesi ondan zannedersem. “Amenna.” 

Bu yazı 1300 defa okunmuştur .

Son Yazılar