DENİZ BAYKAL… TAYYİP… JOKER…
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Hasan Basri HÜRATA

Hasan Basri HÜRATA

İNCEDEN NOTLAR

DENİZ BAYKAL… TAYYİP… JOKER…

16 Haziran 2015 - 13:44

Ülkemin, en renkli adamı kimdir? Deseler… Acaba cevap ne olurdu?

    ABD’nin göstere göstere yaptığı bir Körfez Savaşına şahit oldu bu nesil… Savaşlar dedin mi; film sanayi devreye girer ve sahneleri somutlaştırmaya çalışırdı türlü duygular ve türlü tekniklerle akıl dünyamızda…

Bir zamanın Vietnam filmleriyle Uzak Doğu haaaaayt huuuuyt  samurayi filmleri hafızalarımızda dururken The  Gulf War/ Körfez Savaşı, zihinlerde artık kurguya gerek bıraktırmayacak canlılıkta kamu oyunun önünde cereyan etti…

ABD, savaş sonrası arananlar listesi yayımladı… Elli küsur kişiydi arananlar ve bir demet oyun kağıdına/kartına simgesel olarak eşleştirilip kamu oyuna sergilendi… Rahmetli Saddam aranırken destede hangi kağıtta eşleştirilmiş olduğunu hatırlamıyorum… Ama ABD, kendince kişilerin değerlerine ve tehdit unsuru olmalarına eş bir sıralama yapmıştı...

-Mirim o zaman bilmeyecek ne var?  Saddam “as” dediğimiz kağıtlardan biriyle simgelenmiştir. Zira “rua/papaz” Saddam’a az gelirdi… Varıp da Saddam’ı “sinek ikili’ye” koyacak değiller ya…

-Haklısın… Haydi gel bir kıyaslama yapalım… Bir deste kağıda son dönem siyasilerini etkinlik sırasına göre sınıflayalım… Şöööyle “sinek ikilisinden” başlayıp yukarı doğru dağıtalım acaba; Valelere, Kızlara, Papazlara kim oturur?... Kimlere; aslar karşı gelir… 

Bir “deste”; bu sayı, her ne kadar “on” sayısını ifade etse de kestirmeden, tabiî ki “düzine” ticarette de “on iki” sayısının karşılığına gelir… Her halde ona da “grose” diyorlar…   

Dest; Farsça da el anlamına gelir… Deste, bir elin tutacağı kadar olan şey anlamına gelir… İki elimizdeki parmak sayılarımıza denk gelecek bir sayıyı ifade eder… İçinden buz gibi su içtiğimiz, o, doğal-natürel, topraktan ürünümüz testilerimiz de aynı kökten gelmektedir. Testi= Desti…

Bir takım, oyun kağıdında on üç seri kağıt vardır… Yani ikililerden başlayıp Aslara kadar varan on üç tip kağıt ve bunların “iki kırmızı” karoları-kupaları; ve dahi “iki siyah” maçaları ve sinekleri…On üç çarpı dört: Eder sana elli iki kağıt… İşte bu elli iki karta “Bir deste kâââğttt” derler.

Kahya Efendi  bir eksik kusur var mı?

-Vallahi Mirim konuyu iyice araştırmışsın… Tamam… Ama beni mazur gör bu konu da pek bilgim yok… Ama senin de yeterli bilgin olduğunu sanmam… Haydi üç’lüler iki’lilerden büyük… Dörtlüler de üçlü’lerden… İla nihaye Aslara kadar gider. Peki kartların; Karo, Kupa,Sinek, Maça sıralaması yok mu?Onların hepsi birbirine eşit ve denk mi?
-Kahya Efendi onu da sen araştır ben bilmiyorum… Yalnız atladığımız bir şey var. Bir deste kağıdın içinden iki tane de JOKER denilen kağıt çıkıyor. Destenin en kudretli kağıdı… Bu lanet kağıt hem serilere destek oluyor hem de perlere… Ve dahi aynı sayıların diğer renklerine yardımcı olup üçlüler oluşturabiliyor… Yani kağıtların hem yanlarına hem de alt üstlerine gelip işi çözüveriyor…

-Tamaaaaam Mirim. Tamam… Anladım… Sayın Erdoğan’la Sayın Baykal’ın yerleri desene bu deste kağıtta  JOKER’in karşılığına geliyor…

-Evet aynen öyle Sayın Baykal ve ErdoğanTürk siyasi hayatında en uç olaylarda hep baş rol oynamıştır. 7 Haziran 2015 seçimlerinin ve altmış küsuruncu  hükümet/kabine çalışmalarının JOKER kağıdı da Baykal olacağına benzer.

-Mirim Sayın Baykal’a; hizipçi dediler… Maço, çapkın dediler; hem de delilli şahitli… Bir joker dememişlerdi onu da sen dedin… Haydi hayırlısı bakalım daha ne diyecekler? Mevla ne gösterecek göreceğiz… 

-Sevgili Kahyam, Sayın Baykal’ın hali pür melali bir anekdot hatırlatıyor bana… Bir öğrencim anlattı.  Kütahya Akşam Orta Okulundan... 1980’lerde, hem okuyup hem de hayatını kazananlardan. Tam hayat adamı.  Hayri… Hayri Mete… Soğuk Demirci… SERHAT Doğrama… Alel acele pür telaş sanayide işyerine gittim… Selam-aleyküm selamdan sonra
:
-Hayri Beyciğim ben seni arıyorum…
Yıl 1992…

-Mirim, e canım sanayiye de yeşillik olsun diye, gezmeye gidecek değilsin ya... Mutlaka bir işin vardır... 
Gülümsedi her zaman ki tevazusuyla.

-Hocam hoş geldin. Niye geldin demeyeyim; sana bir fıkra anlatayım, dedi:
“Bir gün af -buyur- eşeğin birine düğün davetiyesi vermişler… Aman ne onuuur ne onur: Düğüne çağrılmak… Gözleri dolmuş seninkinin. Düğüne çağrıldı ya… Bir taraftan zarfı açarken diğer taraftan da mırıldanıyormuş:

-Ulan bunlar beni düğüne çağırmazlardı ya… Mutlaka ya odunları bitti ya da suları…”

-Uy uy uy Mirim; Sayın Baykal bir “o” olmadıydı onu da dedin…
-Eeee ne yaparsın? Sayın Baykal, hep zor işlerin adamı… Boşuna JOKER demiyorum…

-Ama Mirim unutma!  JOKER, iki aykırı kağıdın yanında bir iş yapmaz; haberin olsun…

-Ya çift JOKER olursa…

- Güldürme beni… Gülmekten söyleyemiyorum…

Bu yazı 1788 defa okunmuştur .

Son Yazılar