DUYGUSALLIK…BELEDİYE BANDOSU…
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Hasan Basri HÜRATA

Hasan Basri HÜRATA

İNCEDEN NOTLAR

DUYGUSALLIK…BELEDİYE BANDOSU…

28 Nisan 2015 - 00:42

Şu insanoğlu denilen varlığın, görünen teknesini yürüten iki faktör: Akıl ve duygu…
Bu görünmez iki kahramanımız olmasa; insanoğlu, oğulu kaybolmuş kuru bir arı kovanından farksızdır… Bazı yerlerde kabran mı derler bilemiyorum?..
Bizim teknemizi, engin denizlerde; kah aklımız, kah ruhumuz duygularımız, teke tek, bazen de her ikisi birleşerek yüzdürürler… 
Hangi faktörümüz ağırlık taşıyorsa o bizim karakterimizi resmeder: Duygusal, romantik; niteleniyorsak ruhiyatımızı simgeler… Donuk adam, adeta mahkeme duvarı denildi mi, bil ki muhasebeci mantığında akıl sahibi birisiniz demektir…
-Mirim, peki bunun orta noktası yok mu? 
-Kahyacığım olmaz mı? Var tabii ki…Bir tahterevalliyi düşün… İki uçlara akıl ve duyguyu koy… Akıl tavan yaptığında, duygu diptedir; duygu tavan yaptığında, akıl diptedir. Bazen de tam orta yerde kesişirler ve denge unsuru sağlanır… O zaman da, kuvvet-etki ve güçleri eşitlenir… İşte o eşitlenme anı, süper bir haz verir; akıl ve duygu değerlendirmesinde… Kabaca bu oyunda; kimin tepede olup hafif geldiği, kimin dipte olup ağır bastığı hususu hep tartışılmıştır. Hangisi başarılıdır? Tepelerde gezen mi? Yoksa dipteki mi? Neyse bırakalım biz onu; onlar, tartışsınlar biz değerlendirmemize bakalım.
Ha ne demiştik? En ideal olanı; duygu ile aklın ortaklaşa bu gemiye hükmetmeleri… Cindar yerine dindar bir akıl tarafından kontrol edilmeyen duygu, insanı felakete sürükler ama çok haz verir… Duygu tarafından, beslenmeyen akıl ise kupkuru bir dünya vaat eder, yaşatır ki; yaşıyor musun ölü müsün? Kestiremezsin…
-Aman Mirim bu cindar akıl-dindar akıl biraz baş ağrıtmasın bakalım…
-Kahya Efendi çok az bir emekle çok büyük rantlar elde etmek ister misin?
-İsterim ama sonu felaket olabilir mirim. Mesela bağımlılık malzemelerinin rantı çok yüksektir. Satanlarını, refah içinde yüzdürür ama kullananlarının ocağını söndürür… İşte bu ağda bulunan teminciler cindar akıllılardır. Onlar nefsinin, hırslarının esiri olurlar… Ben yükseleyim lüks içinde olayım da kimin sırtına basarak yükseliyorum önemli değil.
-Doğru izah sevgili dostum benim; ancak, duygusallığını kaybetmiş insanlar acınacak insanlardır… Doyasıya “ne düğünlerinde gülebilirler ne de cenazelerinde ağlayabilirler…”
İşte ufacıcık bir cümlecik… K.Kerim’den… İcazı yüksek bir ayetin kısacık bir yan cümleciği: “…öfkelerini yenenler…” (Ali-İmran Suresi Ayet: 134’ten bir yan cümlecik.) Takva ehli bir insan tanımlanmasından “…Öfkelerini yenenler…”
Demek ki C.Hakk, duygu dünyamızın direkleri olan; ün, kin, haset, nefret, şöhret, şehvet, iffet, ülfet, ümit, karamsarlık, kıskançlık, bencillik, bağlılık, hırs, sevgi, ilgi, mal ve dünyaya olan düşkünlük, daha nice sayamadığımız duygularımızı, sadece öfke ile modelleyerek duygularımızın kontrol edilmesi şartını koşuyor, olgun insan tiplemesinde…
Peki C.Hakk duygu dünyamızın  sıfırlanmasını mı, kontrol edilmesini mi emrediyor? Desem eminim ki her okurumuzun vereceği cevap aynı olacaktır: Kontrol edilmesi… Şayet sıfırlanırsa hissiz bir dünyayı, zevksiz-hazsız bir dünyayı C. Hakk kullarına layık görmez. “Yalnız hazzın peşinde koşup da insan haysiyet ve onurunuzu da ayaklar altına almayın!” Der.
Ayrıca, akıl tarafından kontrol edilerek yaşanacak bir haz dünyamız, bizde pişmanlık doğurmayacağı gibi o hazlardan daha çok ve daha bir doğru istifadenin yolunu açacaktır... 
İşte bu meyanda şu güzel Akşehir’imizde Alpay Bey’in kapısı çaldık. Alpay Batu’nun…
Alpay Bey’i tanımam; yeni tanıdım. Tanıdığınız zaman pişman olmayacağınız tiplerden… Hem iyi işler yapıp hem de işini çok iyi yapmaya çalışan disiplinli kişilerden…
-Mirim nerede gördün bu arkadaşı?
-23 Nisan 2015… Perşembe günü… O lapa lapa kar yağışı altında çelenk koyma merasimi oldu ya, oradan…
Şimdi sayfamız bitti; ama bu konu bitmedi… Hem “Takva” konusunu hem de “Belediye Bandosu” konusunu ayrı ayrı işleyeceğiz. Hoşça kal bakalım… Sağlıcakla…
-Tamam Mirim inşallah arayı fazla uzatmazsın…

 

Bu yazı 1447 defa okunmuştur .

Son Yazılar