EVET. HAYIR. EDA ÜZERİNE…
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Hasan Basri HÜRATA

Hasan Basri HÜRATA

İNCEDEN NOTLAR

EVET. HAYIR. EDA ÜZERİNE…

31 Mart 2015 - 09:39

Konuya kısaca bakarsak “evet onay”, “hayır ret” diyebiliriz. Gayet basit görünüyor da kazın ayağı öyle değil. Başlığın üçüncüsü işi bozuyor. “Canım niye bozsun. Evet’se evettir. Hayır’sa da hayır.”
Geceyi mızmızlanarak geçiren çocuğunuzu doktora götürmeniz gerekiyor. Müdür Bey’in karşısına dikilirsiniz.
-Efendim sizden bugün izin rica ediyorum.” Neden bakışları. “ Çocuğu doktora götüreceğim.”
-Hayrola geçmiş olsun. “Çocuğum rahatsızlandı. Gece hiç uyumadı. Öksürük ateş. Üşütmüş herhalde.”
-Allah Allah niye üşütür?.. Doğalgazdan tasarruf ediyorsun herhalde. “Hayır efendim. Çocuk bu. Özenmiş; arkadaşlarıyla kar topu oynamış.”
-Sorumsuzluk efendim. Tam bir aile sorumsuzluğu.Onlar bizim gözümüzün nuru. Ülkemizin geleceği. Bak bu makamları bizlerden sonra onlar dolduracaklar!.. Hem neden sen götürüyorsun doktora? Annesi götürsün.” 
-Efendim annesi de çalışıyor. “E canım yok mu bu çocuğun dedesi falan.” “Onlar memlekette efendim.” “Daha dikkatli olmanız lazım. Bugün izin veriyorum. Sakın ha bir daha olmasın.” 
İster fırça deyin ister psiko-sosyolojik tahlil. O izin verilmiştir. Evet denilmiştir. “Ancak hayır edasıyla…” 
Milletvekili –parlamenter- küçük bir kasabayı ziyaret eder. Dümbür düdüğe ne hacet. Küçük yerlerin fısıltı gazetesi tez çalışır. Kasabanın tek kahvesine toplanılır. Gelsin çaylar. Şayet arada gargaraya gelip hesap gümbürtüye gitmezse kahvecinin bayramıdır. Tazimler teşekkürler… Memnuniyetler girizgahlar... Sayın vekilin Ankara ve dünya gündeminden basına yansımamış olan  değerlendirmeleri. “Biz olmasak sizin haliniz nice olurdu?” edaları.
 Sıra gelir tekliflere. “Efendim rica etsek kasabamıza bir Endüstri Meslek Lisesi açabilir misiniz?”
-A aaa. Sizin kasabanızda Endüstri Meslek Lisesi yok mu? “Yok efendim. Ne gezer.” “Hayret! Tam bir ihmal ve sorumsuzluk. Bizden önceki iktidarların, sabık hükümetlerin gafleti.” 
Önce şöööyle bir geçmişe giydirilir. Eğitimin faziletinden dem vurulur. Kasabalı ve teklifin yegane sahibi Ahmet efendi; algılandığından son derece memnun ve mutludur artık. Hem de gelecekten umutludur. Çünkü…
-Kasabanızın bu eksiğini tamamlamak Allah’ın izniyle(!?) bizlere nasip olacak.” Alkışlar… 
-Efendim bir tarih marih? “Canım gecikmiş şeyin tarihimi olur. En kısa zamanda bu sorun çö-zü-le-cekkkk. 9. Milli Eğitim Şurası’na konuyu götürüp, Devlet Planlamanın Yatırımlar Dairesine Havale edip, Dünya Bankasından kredi de alıp sizin derdinize derman olmaya geldik.”
Al sana kasabada E.M.Lisesi. İşte buna da “Hayır’ı evet edasıyla  söylemek” derler.
“Evet mi? Hayır mı? Söyle nedir senin cevabın? Beklemek……”  Bu soruyu sormak kolay. Ajda’sından tutun da bilmem kimine kadar okumuşlar bu şarkıyı. Şimdiye kadar bu sorun net bir cevabı da yok.
 Bir dostumun sözüdür: “ Sevgi evet”ten geçerse de inanma Hasan Bey. Hakiki sevgi hayır’dan geçiyor.” Kızıyla ufak tefek sorunlar yaşıyor. “Keşke zamanında hayır diyebilseydim.”
Hoşça kalınız.

 

Bu yazı 1629 defa okunmuştur .

Son Yazılar