GÖKTÜRK-2… DÜNYA PES ETTİ… 2015 NEVRUZ’U...
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Hasan Basri HÜRATA

Hasan Basri HÜRATA

İNCEDEN NOTLAR

GÖKTÜRK-2… DÜNYA PES ETTİ… 2015 NEVRUZ’U DİYARBAKIR’DA…

24 Mart 2015 - 13:12

Bazı uzlaşılar veya itiş kakışlar mutlaka bir temel değere dayanır… Haklılık olabilir, mecburiyet olabilir, güçlülük olabilir. Gerekçeler saymakla bitmez… Hatta “kedinin eniğinin fare tipli” olması öz be öz yavrusunu yemek için sebep olurken; su içerken pınarın altında olması kuzu için fark etmez kurdun boğazlaması gerekçesi olarak…

İşte bu gerekçe ile bu yazımı yeniden yayımlıyorum ki gerekçesi hala kendisini koruyor…

Başka kanallar vermemesine rağmen satır satır AZADİ TV’yi izledim… Tam bir çaresizlikler yumağını gördüm. Silahlı mücadelesini kaybetmiş bir örgüt… Ayrıca meşruluğunu da -zaten yok da- kaybetmiş bir güruh. Neden? Gerekçesi aşağıda…

Peki kırsalı kaybettiler ya şehirde sürdürseler? Vallahi başkalarını bilemem de kendi soydaşlarına bile anlatamazlar… O zaman “İnsan İnsanın Kurdudur…” Batı paradigması “Kürt Kürdün Kurdudur…” Yerel paradigmasına döneceğinden kimsenin şüphesi olmasın.

“Buzdağı” kitabımızdan, sayfa 111.

Bilmem böyle bir teori var mıdır?: Kırık Ayna Teorisi… Arkası dolu olan bir aynanın tam ortasına çekiç darbesi indirin. Kırmadan, ne olacağını fehmedecek kudrette olduğunuzu, zaten biliyorum… Kırılma odak noktasına dikkat edin; tamamen körleşmiştir. Hiç bir şeyi göremezsiniz. Diğer parçalar da karşısındaki bir bütünü dilimler halinde parçalı gösterir.

Yılların sorunu…  PKK veya Kürt Sorununun, Kırık Ayna Teorisi ile anlamaya çalışıldığı bir dönemde;  odakta göremediğimiz şey bana göre, Göktürk-2 Uydumuzdur. Fikirlerime katılır mısınız?  Bilemem… İsterseniz gelin beraberce inceleyelim… Kararınızı kendiniz veriniz.

Önce herkesin kolaylıkla ulaşabileceği bilgilerden kısaca derlemeler.

Göktürk-2, TÜBİTAK UZAY tarafından tasarlanıp geliştirilen ve TAI ile entegrasyonu gerçekleştirilen bir keşif uydusudur. 18 Aralık 2012 tarihinde Çin’deki Jiuquan Fırlatma Üssü'nden uzaya fırlatılmıştır. 409 kg ağırlığındaki uydu 2,5 m çözünürlüğe sahiptir.  TÜBİTAK UZAY mühendisliğinde ve tüm görev bilgisayarının yazılımı ile görev bilgisayarı tamamen Türkiye’de üretildi. Türkiye Cumhuriyeti tarihi boyunca bu amaç için üretilen ilk uydudur.

Yapımına 2007 yılında başlanan uydu, 18 Aralık 2012'de  Çin’in kendi ürettiği Uzun Yürüyüş-2D taşıyıcı roket vasıtası ile yine Çin’den uzaya gönderilmiştir. Göktürk-2'nin Donanımları'nın %80'i, yazılımlarının %100'ü Türk Mühendisler tarafından yapılmıştır.

Göktürk-2 uydusu deneme ve test çalışmalarının tamamlanmasının ardından, kontrolü Türk Hava Kuvvetleri Komutanlığı’na devredilecektir.

GÖKTÜRK-2 Projesi kapsamında; uzay ve uydu sistemlerine yönelik teknoloji, uzman insan gücü ve alt yapı geliştirilmesi, kamu kurum ve kuruluşlarının gözlem ve araştırma ihtiyaçlarının milli imkan ve kabiliyetlerle karşılanması hedeflenmektedir.

"Göktürk-2, Türkiye ve civarından aldığı görüntüleri anında Türkiye'ye indirebilecek. Yerden 700 kilometre yükseklikte güneşe eş zamanlı yörüngeye girecek olan uydu, dünyanın herhangi bir noktasından görüntü de alabilecek. Uyduyla haberleşme, Türkiye'nin bulunduğu bölgeden uydunun geçtiği sabah ve akşam saatlerinde kurulacak. Uydu 93 dakikada bir dünyanın çevresinde bir tur atacak. Her turda kuzey ve güney kutbundan bir kez geçecektir.”

Veriler üç aşağı beş yukarı bunlar. Şimdi dikkat edelim:

Uydunun donanımlarının %80’i,  yazılımlarının %100 yerli milli olması. Artık ne İsrail’in Heron’larına, ne de  ABD’nin bilgi desteğine bağımlılığınız kalmıyor. Yani körebe oyunu bitiyor.

Hizmete giriş tarihi 18 Aralık 2012. PKK ve dış güçlerin pes etme tarihlerinin başlangıcı… Ufaktan özür dilemelerin ve demokrasi çığırtkanlıklarının başlangıcı.

Türkiye ve civarından aldığı görüntüleri anında Türkiye'ye indirebilecek olması; PKK, silahlı faktöre olan batının gizli desteğini boşa çıkarıyor… Kısacası Batı; “Beyler bu iş buraya kadar…  Ya başınızın çaresine bakın.Ya da silahlı mücadeleyi bırakın… Size destek verme, perdeleme şansımız kalmadı.” Noktasına getiriveriyor.

Sonuç şu ki, “devlet güç demek…” Kendi göbeğinizi kendiniz kesebiliyorsanız, devletsiniz. Hele hele uluslararası ilişkilerde hatır-gönül, ahlak-ilke, tarihi süreç gibi kavramlara asla hiç mi hiç yer yok. Gücünüz varsa -büyük küçük fark etmez- belki eşit değilsiniz ama kesinlikle denksiniz. Sizi, huzuru alilerinde(!) ağırlarken koltuk kenarlarına oturarak poz verip Sayın Ecevit’e: -

“Yess sir ne demiştiniz?” demekten de çekinmiyorlar.

Bilmem katılır mısınız düşüncelerime?.. Ne dersiniz?..

Bu yazı 1420 defa okunmuştur .

Son Yazılar