İDRİS EFENDİ… MUAMMA… LÜGAZ…
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Hasan Basri HÜRATA

Hasan Basri HÜRATA

İNCEDEN NOTLAR

İDRİS EFENDİ… MUAMMA… LÜGAZ…

03 Nisan 2015 - 09:20

Bazı kişileri tanıdığınızda; iki duyguyu, birden tadarsınız. Keşke daha önce tanısaydım, der hayıflanırsınız… Bir de iyi ki tanımışım bundan böyle kıymetini bileyim dersiniz.
    Bu değerleme; az buçuk dikkati olan herkes yapabilir. Sır olan bir şey de değildir.
İşte İdris Bey bu kabilden biri… İdris Doğan…
-Mirim İdris Efendi ile İdris Bey ayrı mı? Aynı kişiler mi?..
-Kahyacığım ayrı kişiler. İsim benzerliği sadece… Karakter benzerliği de yok değil hani. Doğruluk, dürüstlük, hakkı koruma tutmam adına yılmamak ve mücadeleye devam etmek… Nezaket ve kibarlığı da cabası… O zamanlar ihtiram kelimesi “Efendi” imiş şimdi ise “bey” haydi bir kademe artıralım “beyefendi.”
-Mirim Hoca Nasrettin merhumun mezar taşında “Nasreddin Efendi” yazması ondan mı?
-Evet… Haydi gel konuyu tamamlayalım… 
    -Kahya Efendi, Türk Divan Edebiyatında “lügaz ve muamma” diye aynı anlama gelen küçük nüansları bulunan bir edebi terim… Anlam ve işlevleri şu: Lugaz (Lügaz), herhangi bir nesnenin ya da varlığın özellikleri anlatılarak yazılan manzum bilmecelere denir. Daha çok divan edebiyatında kullanılmıştır.Muamma ile birlikte çok kullanılan bir söz oyunudur. Muamma’dan farkı konusunun daha geniş olmasıdır. Çoğunlukla soru biçiminde düzenlenir. En önemli özelliği için de çözüme ilişkin ipuçlarının bulunmasıdır. Divanların son bölümlerine konur. Eğlendirici ve öğretici olanların yanı sıra öğretici ve dinsel lugazlar da vardır. Bir iki örnek verelim: 
Bende yok sabr ü sükûn, sende vefadan zerre; “İki yoktan ne çıkar” fikr edelim bir kerre…
-Mirim bak ben bunu çözebilirim: Olumsuzluk ekleri: “Nâ” ve “bî” olduğuna göre ;Cevap: “NÂBΔ dir. Bu şairin, Hz. Peygamber Efendimiz hakkında da çok güzel mersiyeleri vardır. 
-Kahya Efendi, bak bir de çok hoş bir türkümüz var: 
Aşağıdan gelir Türkmen koyunu/ Selviye benzettim yarin boyunu,

Sabahınan erken çifte giderken/  Öküzüm torbadan düştü gördün mü?

Manda yuva yapmış söğüt dalına Yavrusunu sinek kapmış gördün mü?

Amanın yandım /Amanın amanın yandım 
Tiridine tiridine bandım Bedava mı sandın para verip aldım

    -Mirim, anlamadığımı-çözemediğimi çaktırmayayım… Sayfa bitiyor.İdris Efendi?..
-Telaşe yok. 
    -Osmanlı dönemi. Sancağa yeni bir vali atanır. O sancağın da “en doğrucu adamı” İdris Efendi. Şehir esnafı ve eşrafı, yeni valiye “hoş geldin” ziyaretine gidecekler. Ancak İdris Efendinin doğrucu Davutluğundan da rahatsızlar. Ne yapsınlar? İkindi namazı vakti; İdris Efendi, camiye gider…Biz de valiye gidelim, der anlaşırlar… Tamam. 
-Ooo Mirim, desene adamı ekecekler... 
-Camide İdris Efendi, bakar; o yok bu yok, Ahmet yok, Mehmet yok. Neyse. Aşina oldukları yok. Anlar, zevat yeni valiye gitti ve bunu da ektiler. Ya sabır çeker ve namazı eda eder… 
-Mirim namazı nasıl kılmıştır? Huşu içinde mi?
-Yahu bırak şu niyet okuyuculuğu. Kılmış işte… Namazdan sonra dooooğru vilayet konağına. Ziyaret kabul edilir. Kapıyı çalar; içeri girer… Mağrurca, dimdik durur… Bir dakika kadar… Sonra hürmetle eğilir. Bir dakika; rüku vaziyeti gibi… Sonra doğrulur ve sakalını okşar… Sonra, sanki yüzünden sinek kovalar gibi, üç kez elini sallar… Bu hareketler bittikten sonra vali hazretleri sanki tepesinden kaynar sular devrilmişçesine yerinden fırlar:
    -Vaaay gözüm efendim, İdris Efendi… Hoş safalar getirdiniz, şerefler verdiniz, buyur eder ve sağ canibine oturtur. İzzet ikram bol. Arkadaşları sus pus olmuşlardır. Laf lafı açar, söz söze katık olur, sohbet biter. Valilikten çıkarlar… Şehir eşrafı golü yemiştir, alır bir merak bunları… Sormadan edemezler: 
-Yahu İdris Efendi bu vali seni nereden tanıyor? Cevap: 
-Tanımaz.
-Yahu çatlatma, madem tanımaz da hem ismen buyur etti, hem de bu izzeti ikram, hürmet ne acep?
İdris Efendi: 
-Vali “muamma çözücü,” der… Ben kapıdan girdim… Önce dik durdum…Bu “elif” harfidir. Sonra eğildim, bu da “dal” harfidir. Sonra sakalımı okşadım… O da “RÎŞ” kelimesi.  Sonra sakalımı sıvazladım ve üç kere elimi salladım yani Şe  harfinin noktalarını sildim. Kaldı Şimdi okuyun bakalım: 
- Aaaaa, İDRİS yahu… 
-Yaaa, işte sayın vali MUAMMA çözücü olduğu için anlaştık. 
-Mirim, evet! İdris Efendiyi anlamak için muamma çözücü olmak lazımmış vesselam… 

Bu yazı 1703 defa okunmuştur .

Son Yazılar