İMRENMEK…
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Hasan Basri HÜRATA

Hasan Basri HÜRATA

İNCEDEN NOTLAR

İMRENMEK…

29 Nisan 2015 - 10:04

“Ed-Dünya mezraat ül-Ahire”buyurmuş Rasulüllah efendimiz. “Dünya ahiretin tarlasıdır.” Amenna. İnsan tarlasında çalışır-çabalar ve gün batımında evine döner ya o kabilden işte. Ömrümüz elverdiği kadar çalışır çabalar ve ahret yurduna döneriz…
    Ölçüyü değiştirirseniz yargı da değişirmiş…
Gelin ölçüyü değiştirelim; “Dünya insanın gurbetidir.” Bizler gurbetteyiz… Şairin dediği gibi: “Rızkındır seni diyar diyar gezdiren…” 
-Mirim sen Arapça orijinal metinleri Latin alfabesi ile yazmazdın?..
-Kahya Efendi bu cümle ayet değil… Hadisi şerif… Ayetlerde daha bir hassasiyet gerektirir… Latince onu ses olarak tam vermeyebilir. Hani yabancıların kırık dökük ifade ve aksanla konuştukları gibi olmamalı ayetler…
-Tamam Mirim anladım. Sen konuya devam et… 
-Kısaca; dünya, ömür ve insan üçgeninde çalışır çabalar,  akşam olduğunda da ana vatana dönersin.
İşte bu meyanda; kader ki, beni 2015’in Şubat ayında yolumu Akşehir’e uğrattı… Soğuk fakat güneşli bir gün…Kahvaltı sonrası, şöyle çarşı pazar dolaşıp, ev düzmenin çaresine bakacağım… Şöyle dolaştım… Nasrettin Merhumun heykelcikleri eşliğinde, DSİ kanalı kenarında, sıra sıra işyerleri; büyüklü, küçüklü… Farklı iş kolları ve aynı işi yapanlar; nalbur-hırdavatçılar, giyim kuşam gıda, eh yok yok…
“Eşitler arasında birinci olmak” diye bir tabir var…  Eşitler arasında senin seçilmen için bir sebep olmalı. Sevgili Kahyam hemen rızık deyip kestirme…
Baktım; hırdavat ve nalburiye işi yapan bir iş yeri: AKINCI… Tabelası o…  Genelde soyadı falanzade, filan oğlu gibi tabelalar kimlik ifade eder. “Niceliktir” onlar… Yerlisiniz ve ailenizi simgeler. Atanızın,babanızın kredisinin üzerine kuruludur o…
Bir de “niteliğiniz” vardır… Akıncı’nın, kapısında bir afiş: ALTINOLUK DERGİSİ… Tamam anlaşıldı. Adres, buradan alınacak… Yaklaştım; kasada bir bey oturuyor, sakallı… 
-Aman Mirim sakallıya ve sakala pek güvenme. Artık Türkiye’de de moda oldu. Baksana Muhteşem Yüzyıla… Sakal dediğin zannedersem Ebu Cehil’de de vardı…
-Yok bu öyle değil… Sccadeyle barışıklardan… 
-Mirim herhalde “Günaydın” deyip girmemişsindir.
-Yok. “Selam-aleyküm selam…” sonra kendimizi ve  meramımızı anlattık: Hem gönümüze hem de gönlümüze uygun bir iş yeri aradık…  Aralarında kısa bir muhavere. “Falan yere götüreyim…” “Yok oraya gitme bu arkadaşın tüm ihtiyaçları orada yoktur.” “Filan yere götüreyim..” “Yok oraya da gitmeyin. Onun kar marjı biraz yüksektir. Pahalı olmasın. Sen en iyisi  Mehmet Abine git. Altun Mobilyaya…Onun malı ve ticaret anlayışı bu arkadaşa uyar…”
Mehmet Bey’i, o yolla tanıdım… Hani bazıları vardır; sadece alış veriş yapılır, dostluk ve arkadaşlık yapılmaz. Bazıları da dostunuz arkadaşınızdır ama onunla da alış veriş yapılmaz. Mehmet Beyle, her ikisi de yapılacak kişilerden... 
-Mirim neye imrendin ki? Bu söylediğin şeyler standart işlerden. Herkes ticareti için bunları yerine getiriyor zaten…
-Haaa o mu? İmrenme konusu. Mehmet Bey’in bir dünürü var… Elektronikçi; İbrahim Doğan… Dünyayı avucunda oynattığın bir cihaz var ya: Remote Control… Uzaktan kumanda. Hani evde köşe bucak aradığımız; arada bir de  yere düşen bir alet… Yere düştüğü zaman hayretmezmiş… Bizim ki de öyle oldu… Değiştirmek için gittik… 
-Ustam borcumuz kaç? 
-Yedi lira.
-Bak ustam sen onu istersen on lira de… Yedi liralık alışveriş; beş tane çay söyletmez…Bak! Biz kalabalığız; dünürün, ben ve eşim. Ve dahi dükkanda Kayserililiği yetmeyip, hem de Karaköy esnafından biri daha var. Malum ya çay kalabalığı sevmez…
 Gülüştük… Akşehirlilerin çayı kahvesi bol.
-Mirim şimdi anladım imrendiğin şeye… Dünürler arası samimi muhabbete değil mi? 
-Evet, aynen öyle… Gelin-damat her kimse sevebilirsin, beğenebilirsin…En azından aile huzurunun destekçileri. Amma dünüre sevgi-saygı; demek ki, insaniyetli oluştan. İşte onun için imrendim… Allah muhabbetlerini eksiltmesin…
-Amin. Mirim onlarla muhabbeti kısa kestiniz demek ki… 
-Yok kısa kesmedik; İbrahim Bey’in dini ve ilkesel hassasiyetleri var…Onu başka bir zamana bırakalım…
-Tamam Mirim bekleriz…

 

Bu yazı 1651 defa okunmuştur .

Son Yazılar