İNSAN FAKTÖRÜ ÖNEMLİ…
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Hasan Basri HÜRATA

Hasan Basri HÜRATA

İNCEDEN NOTLAR

İNSAN FAKTÖRÜ ÖNEMLİ…

20 Ocak 2017 - 11:03

Övünerek çalıştırdığımız , her türlü donanımla teçhiz ettiğimiz sistem: KAMU HASTANELERİ… Filmlerde psikolojik savaşın bir parçası olarak ağzımız açık takdirle hatta eziklikle izlediğimiz donanımların hepsi var maşallah... Tam donanımlı ambulanslar çeşit çeşit; uçağı, helikopteri, kar patenlileri… Telefon edersin dakikalar içerisinde de gelir. O binalar devasa, tahlil araç gereçleri, filmler, mr’lar,  hele o randevu sistemleri bir harika; öyle saatlerce beklemezsiniz. Say say bitmez. Saygı duymamak şapka çıkarmamak elde değil.  Bu haliyle Avrupa Batı ülkelerinden çok ilerdeyiz hem de çoğundan İngiltere dahil buna…
-Mirim yabancılar emekli olup yaşlanınca neden Türkiye’den ev alıp burada yaşamak istiyorlar anlasana. O bir tarafa bu kadar methettiğine göre bir yerde delik var demek ki…
-Evet Kahya Efendi; maalesef bir delik var. Kastımız kötülemek, yermek, hakkını teslim etmemek değil. Sadece HİZMETİÇİ EĞİTİME DE BİRAZ ZAMAN AYIRMAK… Teknik yönden değil İDARİ YÖNDEN…  Tek konulu: “LÜTFEN HASTALARIMIZI SEVELİM VE KENDİMİZİ ONLARIN YERİNE KOYALIM. 
Mesele şu: Akşehir’de bir ablamızın boğazında alerjik bir durum meydana gelir. Kronikleşmiş. Yayılmış; en nihayet dişlere de sirayet etmiş. Konya’ya sevk etmişler veya kendi gitmiş. Tahliller yapılmış tam iki sayfa teşhisler konulmuş… Hastaya izahlar edilmiş. Hasta almış tahlil  ve teşhis raporlarını koymuş çantasına Akşehir’e dönüp gelmiş.
Teşhis tamam da tedavide sorun var zira: DEVLET BU TEDAVİNİN PARASINI ÖDEMİYOR.Neden dersek; zannımca bu yönden bir organ hasta olursa ödemeler kitabında böyle bir madde yok; düşünülmemiş.
Ablamız bana geldi:
-Hasan Bey bir zahmet bana bir dilekçe yazıver; Ankara’ya Sağlık Bakanlığına baş vurayım… Şu raporum; ama devlet bedelini ödemiyor, ben de emekliyim malum ancak denk geliyor.
-Hay hay Ablam. Geçmiş olsun.
Raporu elime aldım; baktım teknik yönden şüphesiz tamdır -anladığım bir konu değil- ama idari yönü eksik… İmza mühür yooook. Konuyu anlattım… Ne çare sıkıntı… O aralarda da hava şartları çok kötü Akşehir ve yöreye 30/40 yılda bir görülen kar yağışı var. 
-Abla Konya’ya gitmek sıkıntılı… Sadece bu raporlar imzalanacak… İstersen kargo ile gönderelim içerisine de dönüş parasını koyalım. Siz de doktorunuza telefon edip rica edin; imzalayıp gönderiversinler. Ablamız tereddüt etti; “Yapmazlar Hocam” dedi… 
-Abla neden yapmasınlar; teknik şey değil yeniden tahlil değil, muayene değil… Ben de yıllarca kamuda idarecilik yaptım; süprüntü bir dilekçe gelir… Adam sadece adını soyadını yazmıştır, ne okul no’su bellidir, ne de yılı; tasdikname -öğrenim belgesi- ister. Arar tarar vatandaşın işini görürdük. Biz de kolayına kaçıp “Hakkınızda yeterli bilgi verilmediği için dosyanıza ulaşılamamıştır” deyip kestirip atmak kolay. 
Her neyse; ablamız gönüllü gönülsüz razı oldu ve kargo ile raporları gönderdik. Ertesi günü Ablamız telefon etti. “Meramını anlattı. Mabeyn dediğimiz sekreterlikte iş tıkandı: “Olmaz efendim kendiniz bizzat gelip imzalatmanız gerekli...” “Rica etsem mümkün mü?” “Hayır mümkün değil burası Kamu Hastanesi…”  Ablamız hem üzgün hem gururlu; bak benim dediğim çıktı, dercesine.
-Abla sen bir de doktoru ara; o, “Olmaz” desin. Aradı; oradan da ondan da ümit yok. Halbuki ben doktor hanımdan çok ümitli idim.  En azından hasta psikolojisini bilir; telaşeye gelmiştir, bilmiyordur,  belki de izah edilmedi raporun imzalanıp mühürleneceği konusu.
El hasılı şu ki, olmadı olmadıııııı. Ben de ezildim  Ablamıza karşı…
Havalar düzeldi Ablamız Konya’ya imzaya gitti. İki dakika imzalar atıldı.  Konuyu çıtlatmaya kalktı: “Ne vardı yani çok mu zordu ricamız?” Sekreter ve doktor hanımdan aynı mahcubiyet edası ve “Lütfen bu konuyu kapatalım.”
Evet bana göre mesele o işte; PERSONELE HİZMETİÇİ EĞİTİM EKSİKLİĞİ HEM DE TEK KONULU: HASTAYI SEVİNİZ VE KENDİNİZİ ONUN YERİNE KOYUNUZ.  Donanımın  %99’unu halletsek bile işte %1’lik boşluk yok mu “İNSAN FAKTÖRÜ”organize işini boşa çıkarıyor mu çıkarıyor…
-Mirim sadece Sağlık Bakanlığında görme! Bu tip olaylara alelekser Kamuda rastlamak olası! Maalesef ki; hem de ne maalesef… 
-Kahya Efendi işin tuhafı Ablamız rica etti “Ne olur Hasan Bey bunu gazeteye yazmayın(!)” “Neden Abla?” “Olsun benim işimi yine onlar görecek.” 

 

Bu yazı 2167 defa okunmuştur .

Son Yazılar