KAYGI… KAR… HAZ…
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Hasan Basri HÜRATA

Hasan Basri HÜRATA

İNCEDEN NOTLAR

KAYGI… KAR… HAZ…

27 Haziran 2015 - 00:24

KAYGI… KAR… HAZ…   

 Antalya’nın pazarları şenliklidir… Hal kabzımalları tarafından temin edilen Türkiye’nin dört bir yanından gelen mallar; bir de çevre ehli ziraatin ürettiği yerel ürünler bulunur ki, pazarın o kısımlarının adı Köylü Pazarı’dır… Teselli yaratacak kadar kalite, tazelik ve biraz da fiyat farkı bulabilirsiniz…     Dünyada, tüm ticaret erbabının taşıdığı:Kaygı, Kar, Haz endişesini onlar da toptan taşıyorlardır sanırım… Oysa bu üç kavramın karşılığı alıcılarda müşterilerde toptan değil tek tek yaşanır… Bir mala ihtiyacın var da alamıyorsan kaygıyı taşırsın yüreğine… Ufak yeni yetme tepül tüpül yürüyen çocuğunla pazara çıktığında: -Baba ben muz isterim, dediğinde asgari ücretli isen ve yağ-makarna endişesi taşıyorsan; muz, senin için Kaygı ifade eder… -“Ticareti tarif et,” derler Mukaddime’nin yazarı İbni Haldun’a: O da kısaca: -Ticaret ucuz alıp pahalı satmaktır, diye cevap verir. Ya da üçe üretip beşe satmaktır ticaret… Orada oluşacak fark da Kar’ı oluşturur… İlk iki eşiği aşarsan yani Kaygı ve Kar eşiğini aşarsan Haz eşiği hazırdır engin alanlarıyla… Artık ne anladığına bağlıdır Haz… Antalya pazarlarının bir güzel yönü de bir demet maydanoz fiyatına bir demet gül, Çin karanfilleri, laleler, sümbüller ve dahi adını bilmediğim çiçekleri alabilirisiniz… Evde vazo bardak her neyse bir kaba koyar vereceğiniz can suyuyla o kökü kesilmiş otlara hayat verirsiniz… Bu siz de estetik haz oluşturur… Köylü kadının taşıdığı kaygı ve kar endişesi aynı üründe sizde haz vesilesi oluverir. -Mirim bir demet maydanoz fiyatına dedin de; çiçeği yüceltirken maydanozu neden yeriyorsun ki… Bir düşün bakalım maydanoz, yarı yarıya zebil ettiğimiz o nadide otumuz… Kışın kilosu sekiz on liraya kadar çıkar… Yazın tarla zamanı da üç beş liradan aşağıya düşmez. Şayet kilo ile satılsa emin ol ki satışı yarı yarıya düşerdi…Onun için sakın maydanozu hor görme; her zaman en pahalı sebze olmuştur maydanoz…  -Kahya Efendi hiç dikkat etmemiştim. Biz bağ usulü aldığımızdan fiyatını değerlendirmiyoruz. Doğru… Hatta her kıymetimize gerekli değeri veremediğimizden gibi o da buzdolaplarında sürünür durur; yarı yarıya kepaze olur gider…  Bir Pazar günü; eflatunlar, kırmızılar, morlar, beyazlardan oluşan açmış ve tomurcuklu demetlerden iki bağ aldık… Üç lira… Oh ne ala…   Rabbinize şükredersiniz o renkler o biçim ve formlar hayran olmamanız mümkün değildir… Sorduk ablaya  -Abla bu çiçeklerin adı ne? Esefle değil: -Bilmem be yavrum çiçek işte… Anladım ki onun için güzellik ve estetik endişesi yok… Elli kuruşa mal olan bir demeti yüz elli kuruşa nasıl satarım endişesi taşıyordu ve o çiçeğin adı hiç önemli değildi; zira onun gözünde maydanoz, dereotu, roka, semizotundan da farkı yoktu… -E eee ne yaparsın Mirim? Sallamak iki türlüdür… Bir; çocuğu sallarsın uyutmak için… Bir de uyuyanı uyandırmak için… Demek ki aynı eylem farklı anlam yaratabiliyorsa bir demet çiçek de farklı ifadeler oluşturabiliyor…

Bu yazı 1675 defa okunmuştur .

Son Yazılar