KRİTİSİZM…
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Hasan Basri HÜRATA

Hasan Basri HÜRATA

İNCEDEN NOTLAR

KRİTİSİZM…

29 Haziran 2015 - 00:00

KRİTİSİZM…

Kritisizm, bir değerlendirme, hüküm verme sanatıdır… Tabi ki bu değerlendirmeyi yapacak da insandır… İnsanoğlu, bir olayın veya kişinin kritiğini yaparken de mutlaka bir değere, ölçüte dayanır…
-Mirim bu kadar kapalı şeylerle beni uğraştırma şu tatil günü… Bak! Hava mis gibi, mevsim rahvan gidiyor... Çarşı pazar, sokak, tarla-bahçede çalışmakta olanların Allah yardımcısı olsun! Hem Oruç, hem ekmek parası; işleri zor… Beni öyle hayali şeylerle uğraştırma…
-Kahya Efendi meramını anladım. Kritisizm, kelimesi mi seni sıktı? Sen dahi beni eleştirdin, değerlendirdin, ayrıca da hüküm verdin üstüne üstelik… Herkes, hayatı sürekli eleştirir ve değerlendirip durur… Ancak kişi şunun farkına varmalıdır; “her değerlendirme, elindeki ölçüye göredir… Yani ölçüyü değiştir; değerlendirmen de değişiverir.”
Demek ki; realite-gerçek ayrı, hakikat ve doğru ayrıdır… Gerçek tek olmasına rağmen; doğrular çoktur. Doğru kişiye göre değişir… Eleştirdiğin konu, gerçeklikleri mi değerlendiriyor yoksa doğruları mı? Buna bakmalısın. Eleştirdiğin kişi, gerçeklikleri mi çiğnemiş yoksa kendi doğrusunun peşinde mi? Buna bakmalısın.
Örnekleyelim: “Üç” sayısına başlı başına büyük veya küçük olarak değer veremezsin… Şayet; yanına ölçü olarak “dört” gelirse “küçük” yok “iki” gelirse büyük olacaktır. Bu matematiksel izah…
Al sana yeni örnek :“Yağmur…” Yağmurun yağması, bir realite gerçekliktir. Yağmurdan, çiftçinin hoşlanması, testicinin hoşlanmaması yani “çiftçiye iyi” “testi, çanak çömlekçiye kötü olması; piknik yapan günü birlikçiye kötü olması hakikat yani doğru-yanlışı ifade eder…
Kısaca kritik etmek bir ölçüye göredir.
Kritik eden ya “hali-durumu” ya da o hali meydana getiren “özneyi” eleştirir…
Hele devleti ve devlet adamını eleştiriyorsa işi zordur.

Neden dersek; ya gerçeği yansıtamaz, kanaati çok bilgisi azdır; ya da elinde çekiç olanla mücadele edecektir… Tarihsel iki örnektir Şair Nef’i ve Don Kişot… Nef’i; Bayram Paşa’yı kritik ederken hiciv noktasına ermiştir ve elinde çekiç olanı bırak kılıç olana çatmıştır… Don Kişot ise, hayatı ve tiranları eleştirirken; yel değirmenleriyle savaşan hayalperest-ütopik bir deliye dönüşüvermiştir halk nazarında…
Devlet ve devlet adamı eleştirilirken iki hususa dikkat edilmelidir… “İradeli işler” bir… Akçeli işler, iki… Her ikisinde de uygulama, muhalefetle beraber, onun bilgisi altında yapılmıştır ve Anayasa, kanunlar falan falan neyse onun çerçevesine uyarak yapılmıştır… Yani bir takım çalışması ürünüdür. Muhalefetin haberi olmadan hiçbir uygulama yapılamaz…
Bizim, kanuni verilerimize dayanılarak yapılan uygulamalarda, hak ve hakikat payandası; hakkaniyete uygunluk aramak doğru olmaz… Adı odur ama “hakka uygun yaptık…” hakka uygun olan hakikate uygun olacak anlamı taşımaz. Zira kanunlar toplumun bir kesiminin alanını daraltırken başka bir kesimin alanını bollaştırır… Mesela; erkeğe vatan borcudur askerlik. Şimdi on iki ay… Yıllar önce iki yıl üç yıl dört yıl askerlik edenlerin kulakları çınlasın. Ömrün en güzel çağında buyur gel askerlik… Erkeğe uygulanan bu yükümlülük, bayana aynı vatanın öbür evladına böyle bir vecibe olmaz…
Başka bir konu ise: Ortaya bir şey koymaz; kritik eden… O sadece eleştirir… Ayrıca bu özelliğinin farkında da değildir… O sadece eleştirir… Peki “Bu işi nasıl yapalım?” Desen ona da yanaşmaz…
Neyse lafı fazla uzatmadan; tanımaktan mutlu olduğum Ekrem Karakuş Bey’in bir şiirini paylaşayım; tam da kritisizme örnek bir şiir… Umarım keyf alırsınız…
ANA

Marifetli bir aşçıydı türlü türlü yemekte
Bir ozandı, bir şair, deyişleri yürekte,
Bir eli kepçe tutardı, öbür eli kürekte,
Çiftçiydi tarlasında, çalışan ırgattı ANA.
****
Bir çift gözdü, görmeyene, düşene tutacak dal,
Köleydi doğurduğuna, kocasına sadık kul,
Lal olurdu kaderine haykırmayan, masum dil,
Dövülendi, sövülendi, evden kovulandı ANA.
****
Kısacık fani dünyada bir ömür evlada yanan,
Şu koskocaman alemi dört duvar arası sanan,
Senede bir gün sadece bir çiçekle hatırlanan,
Saçı süpürge, yüreği yufka canandı ANA.
****
Kimisi Hakim, Avukat, kimi can dostu Doktor,
Öğretmen olmuş kimisi, meşakkati gayet çoktur,
İtibar edilmese de özü yüce, sözü haktır,
Köyün cahil koyununa usta bir çobandı ANA.
****
Reklam için teşhir edip bedenini açtığımız,
Pavyonlarda konsomatris, masalara saçtığımız,
Kumar borcuna bırakıp namusundan geçtiğimiz,
Toplumda ikinci sınıf mazlum bir insandı ANA.
****
Kimisi hanımefendi, yapılmışken başlara taç,
Kimisi de ev hanımı, elleri hamur karnı aç,
Kimi mahzun bir köşede "Huzur Evine muhtaç"
Sırtta kambur, yanaklarda sanki bir çıbandı ANA.
****
Uğruna verilmiş heyhat, nice canlar on beşinde,
Biz kıymet bilmedik ama tüm cihan onun peşinde,
Gurbette hasret çekenin gördüğü her gün düşünde,
Toprağı Cennet kokulu mübarek vatandı ANA.
****
Yalın ayakla taşıdı mermiyi kağnı başında,
Cengaverdi, alperendi, Türk Kurtuluş Savaşında,
“Kanatsız Melek” yazıyor yıkılmış mezar taşında,
Tarihlere yazılmamış eşsiz bir destandı ANA.
****
Oğuz Han'ı ve Fatih'i, Atatürk'ü, Pir Ali'yi,
Hoca Ahmet Yesevi’yi, Mevlana, Bektaş Veli'yi,
İbrahim, Musa ve İsa, Adem'den gayri nebiyi,
Rasulullah Muhammed'i doğuran bir candı ANA.
****
Kendini şimdi sorgula, biraz aklın var ise eğer,
Cenneti altında tutan mübarek ayağı öpmeye değer,
Kaybedince anlarsın, ne çok kıymetliymiş meğer,
Sen ben yanmayalım diye bu dünyada yandı ANA.
****
Herkes bahar yaşar iken onun mevsimi kışında,
Perişan geçen bir ömür, huzur bile yok düşünde,
Kimi yirmi, kimi elli, kimisi yetmiş yaşında,
En son nefeste bile evlada yanandı ANA.
****

Tüm annelerimizin mübarek ellerinden öpüyorum, bu şiirim sizlere hediyem olsun.
-Mirim nereden buldun; bu kadar samimi ve sivri dilli arkadaşı?
-Samimi olduğu kesin de sivri dilli pek yakıştıramadım sana… Hem de öyle tek şiiri ile karar verme… Kendisinde, kaybolan cildiyle beraber üç beş defteri var; gördüm. İnşallah yakında uygun olanları verir de paylaşırız…
-Mirim neden uygun olanları diyorsun?
Kahya Efendi bir kişiyi eleştirdiğin zaman, onun; “tebliğine mi” “temsiline mi” karşı eleştirini yönelttiğinin farkına varmalısın. Yani seni rahatsız eden ne? Sözleri mi? Eylemleri mi? Sözleri bize ölçü olur mu olmaz mı? Sen ona bak.Eylemleri bana model olur mu? Dersen senin işin zor… Model insan Rasulüllah Efendimiz. Onun bile Rabbül Alemin nezdinde düzeltilen ikaz edilen davranışları var. Eylemlerinin hüküm sahibi ise C. Hak’tır. Demek ki; biz fanilerin eylemleri bize model olmaz…
-Aman Mirim o zaman kimse ağız açamaz bu şartlara göre; açarsa da piyasaya salata olmaktan da öteye geçmez korkarım…
-Vallahi Kahya Efendi ne anlarsan… Haydi diğer şiirlerine yelken açalım belki gönlümüze bir inşirah gelir de hal ve ahvalimizi bir düzene koymaya sebep olur…

Bu yazı 2000 defa okunmuştur .

Son Yazılar