POLİS HAFTASI...
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Hasan Basri HÜRATA

Hasan Basri HÜRATA

İNCEDEN NOTLAR

POLİS HAFTASI...

17 Nisan 2015 - 10:07

Genelde sipariş üzerine yazı yazmam… Gönlüm neye hükmetti ise odur gündemim… 
    Bir fıkra anlattım Atila Bey’e… Atila Memiş’e…
-Hocam, bu fıkrayı neden Polis Haftası için yazmadınız? Deyince:
-Muhterem Polis haftası bitti mi?  “Hayır…” !?.. “Tamam yazarız o zaman…”
Polis, modern-çağdaş dünyanın güvenlik kuvvetidir… Şehir yerleşkelerinde hükümran olur. Asker, daha bir ulusal güvenlik içindir. Jandarma, derseniz her iki kavramı da içeriğinde barındırır…
Eski devlet anlayışında askerle-polis gücü, aynı işlevi görürdü. Savaş zamanı herkes asker; barış zamanı ise asker, sivil kolluk kuvveti olurdu…
Gelelim tarihi sürecine. Asker: Arapça bir kelimedir... ÇERİ: Farsça… Yeniçeri, izaha gerek var mı? Öz Türkçesi bunların SU’dur. Malum “su” Öz Türkçemizde hem hayati temel maddemiz “Su” hem de güvenliği sağlayan kişi asker yani “Su.”  İkisi de  eş değerde…
Osmanlı Dönemi teşkilat dağılımında şehirlerde Polisin karşılığı “SUBAŞI”dır… Su asker… SU-BAY: SUBAY işte… Su’nun Bayı… 
Yaşlı teyzenin biri, komşusunun hayta oğluna kızıyor. Neden kızıyor? Derseniz, kızıyor işte… Kızmanın-sevmenin, gerekçesi olmazmış...
Varmış karakola… Subaşı’na, şikayet etmiş; uzaktaki bir genci işaret ederek.
-Oğlum, şu delikanlıyı görüyor musun? “Evet.” “Bu delikanlı benim oğlumdur. İhmalkardır. Bana bakmıyor ayrıca da çok yalancıdır.
Osmanlı döneminde; örfün ağır bastığı bir yapıda, “anneye bakmamak ve ayrıca yalancı olmak ha.” 
-Tiz getürün  huzura!!!  Genç gelir… Bütün hışmıyla azar pezer, bir iki de giydirir delikanlıya…
-Bre nabekar. Bu kadın ki, seni zor zahmet karnında taşıdı… Uyku durak bilmedi seni büyüttü… Sen, anne hakkı nedir bilmez misin ki, ona bakmazsın ha… Deyince… Genç şaşırır…Bakar yaşlı teyzeye…
- Aman baş efendi… Bir yanlış var; bu teyze benim annem değil… Hani yalancıdır, diye kotlandı ya. Nüfus kağıdı yok, belge yok, fotoğraf yok o dönemde… Sadece beyan var…
-Sus! Bir de inkar ediyorsun ha! Bir iki tokat daha aşk edince suratına; genç anlar ki, subaşı laf anlamayacak… Naçar, teyzeyi sırtına alır ve her türlü ihtiyacını karşılamak üzere evin yolunu tutar. 
Yolda; biraderine, rastlar sırtında kadınla… Biraderi hayretle sorar:
-Yahu birader bu ne hal?  
-Vallahi Abi, bu teyze bizim anamızmış eve götürüyorum… Gencin abisi bakar kadının yüzüne:
-Yahu birader bu bizim anamız değil... 
-Ben biliyorum birader! Biliyorum da, sen onu git SUBAŞI’na anlat erkeksen… Haftanız Kutlu olsun…

 

Bu yazı 1520 defa okunmuştur .

Son Yazılar