SÜLEYMAN DEMİREL..
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Hasan Basri HÜRATA

Hasan Basri HÜRATA

İNCEDEN NOTLAR

SÜLEYMAN DEMİREL..

22 Haziran 2015 - 00:00

SÜLEYMAN DEMİREL…

Batılıların duygudan uzak realist ve kuru bir değerlendirmesi vardır… Katılır mısınız bilmem?: “Ne kadar iyi veya ünlü olursanız olunuz; cenazenizin kalabalığı hava şartlarına bağlıdır!” Diye…

2015 yılında iki Cumhurbaşkanının cenaze merasimine şahit olduk… Belki o havayı dışarıdan izleyebildik ama tam bir ibretlik olaylar oldu.

Bu bir nasip meselesi…

Sayın Demirel, sağlığında her şeyin tadını çıkarmayı bilirdi; cenazesi de öyle oldu…

Günü gelir Çankaya’nın bahçesinde Kurbanlık koç kestirir; fötr şapkasıyla eller semada dua ederdi ve devlet-ordu onu hoş görürdü…

Günü gelir ülkesinin gençlerine “Suudi Arabistan’a gidin!” deyiverirdi…

-İyi Mirim Hac ve Umre orada ifa ediliyor; adam başka ne desin yani?

-Kahya Efendi sen durumu biliyorsun; beni kaşıma…

Devlet ve ordu Sayın Demirel’e verdiği primi hiç kimseye; diğer siyasilerin hiç birisine vermedi.

Sayın Demirel’in cenazesi; ordu-devlet-millet el birlikteliğine örnek oldu...

Sayın Evrenin cenazesinde sadece ordudan bir görev timi vardı… Siyaset, Devlet ve Millet yoktu…

Merhum Özal’ın cenazesinde; devlet–ordu suspus, buna karşın milletin gönlü hüzünlü, yüzü bir buruk ve endişeliydi… Herkes soru işareti halindeydi; ancak kader ki boyun eğilecekti…

Kırk küsur sene aktif siyasette kalan bir insan için söylenecek çok şey vardır…

Fazla söze gerek duymadan sizleri duygularınızla baş başa bırakmayı daha uygun gördüm…

Haydi koca üstadın bir dileğiyle hem de yıllar öncesi bir dileğiyle bitirelim.
Son gün olmasın dostum, çelengim top arabam; Alıp beni götürsün tam dört inanmış adam!"

(29 Mayıs 1939)

Sayın Demirel’in dostları da vardı, çelenkleri de, top arabası da; -eh müsaade et- onca kalabalığın içinden de herhalde ona inanan dört kişi de çıksın canım…

-Mirim Doğumu: 26 Mayıs 1904 Ölümü: 25 Mayıs 1983 olan bir kişilik için otuz beş yaşında 29 Mayıs 1939’da yazdığı bu beyit acaba Cahit Sıtkı’nın “Otuz Beş Yaş” Şiirine mi telmihti?

-Yok Kahya Efendi… Cahit Sıtkı otuz beş yaşı, yolun yarısı, diye düşünmüş… Oysa kader ki; kırk altı yaşında fani hayattan göçtü. Cahit Sıtkı Necip Fazıl’dan altı yaş küçüktür…Yani 1910… “Otuz Beş Yaş” Şiirini yazdığında da yıl 1945 olur ki; Necip Fazıl merhum ondan altı sene önce ölüm temasını işlemiş oluyor.

“Tam otuz yıldır saatim işlemiş ben durmuşum;

Gökyüzünden habersiz, uçurtma uçurmuşum…”

Yaş otuz olduğuna göre bu beyit 1934’ü işaret eder.

-Evet Mirim çok haklısın bu tahlillerdeki işaretlere dikkat etmek lazımdır… Sayın Demirel yalnız hiç uçurtma uçurmadı…Hele Kenan Paşa desen hiç mi hiç… Her ikisi de bir faninin sırtına alamayacakları kadar sorumlulukla ahirete göç ettiler. C.Hakk; ahkem ül-hakimindir; ben boşu boşuna kederlenmeyeyim… Allah rahmet eylesin deyip hayır duada bulunmak adabımızdandır; vesselam…

Bu yazı 1894 defa okunmuştur .

Son Yazılar