TEBLİĞ…TEBLİĞCİ…
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Hasan Basri HÜRATA

Hasan Basri HÜRATA

İNCEDEN NOTLAR

TEBLİĞ…TEBLİĞCİ…

26 Haziran 2015 - 00:12


TEBLİĞ…TEBLİĞCİ…

    Bir münasebetle; batılıların, ortaklaşa açtıkları büyük bir marketteyim. Oturdum sıramı bekliyorum… Tıknaz, sakallı, ben yaşlarda, bencileyin giyinen, mütevazı bir bey gelip yan bankoya ilişti.
-Offf yoruldum! Biraz dinleneyim şuracıkta... Nidalarıyla… Göz göze merhabalaştık. Şöyle baktım; alış-veriş arabası veya sepeti de yok yanında… Hımmmm; gezmekten, araştırmaktan yoruldu herhalde.
 Marketlerde gezseniz de yorulursunuz. Zira her mal bir uyarandır... Gözünüz, zihniniz devamlı tiii vaziyetindedir. Üstüne üstlük insanları tahrik eden müzik ve arada bir pıslayan elma parfümü sizi adeta- davetkar  dişi edasıyla-  alışverişe cezp eder... Hele bir de giriş kapısında standart malların üç beş kuruşa düştüğünü gördüğüm de Pavlov’u daha iyi anlamaya başlarım…
Yanıma gelen Bey; 
-Siz de, ben yaşlardasınız herhalde? Dedi. 
-Eh sayılır; ben, 54’lüyüm. 
-O zaman ben senden büyüğüm. Sen Tayyib’in yaşındasın… 
İlahi arkadaşım, Allah iyiliğini versin. Şu yakıştırmana bak, geçti gönlümden… Birden haaa bu arkadaş benimle iletişim kurmak istiyor; anladım. 
-Arkadaş lafı dolandırma ben emekli öğretmenim.  “Ben de…” “Yabancıyım, Kütahyalı.”  “Ben de Bucak’tanım demez mi?” Anladım ki, sohbet koyulaşacak. Dur bakalım nereye varacak hesabıyla başladık yolculuğa...
Dostumuz, matematik öğretmeni imiş... Sosyalitesi yüksek. Takım çalışmasına açık. Genelde biz İlahiyatçılar, pek takım çalışması yapamayız. Takım çalışmasında, tarikat veya derneklerde, partilerde hiyerarşi geçerlidir. Ast üst ilişkisi önemlidir buralarda… Bizler de, ana kitaba uymayan bir şey gördük mü; illaki körün gözüne parmağım kabilinden, doğruyu savunmaktan şaşmayız… O da bizi sevimsiz kılıverir.
Dostumuz başladı: “Bu alkol, burada satıldığı sürece buralardan alışveriş yapmak pek uygun olmasa gerektir,” anlamında girizgaha…
İşte o zaman anladım ki; dostumuz tebliğ görevine çıkmış.Biraz daha eşeleyince de kaynak olarak Risale-i nur külliyatına yakın, siyaseten de –o görüntüyü veriyor- Saadet Partisi yanlısı…
Yıllar bana şunu gösterdi: Yılmadılar, bıkmadılar, usanmadılar ve hak bildikleri ne şey varsa  tebliğ etmeye gayret gösterdiler. Siyasette hedefleri iktidar olmaktı… Kısmen zaman zaman oldular… Tebliğatta hedefleri, bir kaynak üzere; ne biliyorlarsa, abartarak, sahip çıkıp, kendilerine yakın görüp-görmedikleri herkese anlatmak istediler. İşte ben onlardan biri idim.
Tebliğ dedim de… B-l-ğ… Ulaştırmak, tavsiye etmek, önermek anlamlarının yanında; erdirmek, olgunlaştırmak anlamlarına geliyor. Baliğ olmak: Olgunlaşmak. Tebliğ etmek olgunlaştırmak… Onun için C.Hakk K.Kerim’ini tebliğ esasına dayandırmış. “Ey peygamber, Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer (bu görevini) yapmayacak olursan, O'nun elçiliğini tebliğ etmemiş olursun. Allah seni insanlardan koruyacaktır. Şüphesiz, Allah, kafir olan bir topluluğu hidayete erdirmez. (Maide Suresi, 67) ” buyurmuş...
 Sen tebliğ et! Kimseden de korkma. Zira tebliğ edeceğin kişi; etkili, yetkili, zorba olabilir… Sen korkma, çekinme… Gerisine karışma… Erdirirsem, Ben erdirirsem; o, ancak o zaman erer. Ben’im, hidayet nasip etmediğime, senin yapacağın bir şeyin yoktur, der.
Demek ki; kula düşen: “Kulu, kula sebep kılmak…” Bilenin; bilmeyene veya dikkate almayana tebliğ görevi var… Gerisi ona ait; tutarsa kendine, tutmazsa da kendisine… 
Haydi gelsin şu Zilzal Suresi ile yazımızı bağlayıverelim: “ Yer, o şiddetli sarsıntısıyla sarsıldığı, Yer, ağırlıklarını dışa atıp-çıkardığı, Ve insan: "Buna ne oluyor?" dediği zaman; O gün (yer), haberlerini anlatacaktır. Çünkü senin Rabbin, ona vahyetmiştir. O gün insanlar, amelleri kendilerine gösterilsin diye, bölük bölük fırlayıp-çıkarlar. Artık kim zerre ağırlığınca hayır işlerse, onu görür. Artık kim zerre ağırlığınca bir şer (kötülük) işlerse, onu görür. (Zelzele Suresi, 1-8) Evet Kim ki; zerre ağırlığınca hayır, zerre ağırlığınca şerr işlerse mutlaka karşılığını görecektir…

Bu yazı 1551 defa okunmuştur .

Son Yazılar