ZEKİ ALASYA… SETTAR…GAFFAR…TEVVAB…
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Hasan Basri HÜRATA

Hasan Basri HÜRATA

İNCEDEN NOTLAR

ZEKİ ALASYA… SETTAR…GAFFAR…TEVVAB…

13 Mayıs 2015 - 00:50

“Zamanın eskitemediği; üstüne üstlük, öldüremediği hiçbir şey yoktur.” 
En süfli duygularla beraber, edebi ve hikmetli metinleriyle süslü Arap edebiyatının ünlü şairlerinin, K.Kerim ayetleri karşısında acze düşüp; şairliği bırakanlarına dahi rastlanmıştır. Rahman Suresindeki “Dünyada her şey fanidir; ancak baki olan celal-kudret ve ikram cömertlik sahibi C.Hak’tır.(26/27) ayeti nazil olunca Şair Lebid’in: “Artık şiir yazmanın bir anlamı kalmamıştır.”  Deyip şiiri terk ettiği söylenir…
Zeki Alasya, şu fani alemdeki ömrü hayatını ikmal etti…  Hasta olan, yaşlı olan ölmez derler; eceli gelen ölür. Zeki, hem hasta oldu hem de eceli geldi ve öldü. Ölümden önce hastalık da bir lütufdur… Şöyle bir iki yanına bakarsın; kendinle yüzleşir ve çevre ile helalleşirisin.Onun için “Allah ani ölüm vermesin.” Diye dua ederler.
“Zeki Alasya’nın Amel Defteri” kapanıp kapanmadığını bilemem; ne o kadar yakınıyım, ne de bu konuyu bilecek kadar kudrete sahibim…
-Mirim Zeki Alasya’nın ölmesi seni ne ilgilendiriyordu ki; hınım değilsin hısım değilsin?Mirasçısı değilsin, borçlusu değilsin…
-Haklısın…Ne kan bağım var ne de hısımlık… Ne de duygu düşünce… Ancak benim Facebook sayfamda, sağ olsunlar ;eşim dostum, öğrencilerim  çoktur. Hepsine -ayrı ayrı kategorize etmeden-; saygı duyarım. 
Belki; arkadaşlık etmek konusunda, haris bile sayılabilirim... Arkadaş ve çevre hukuku, benim yanımda öncelikli konu olmuştur hep… Zira arkadaş ve dost, Allah’ın bir lütfudur… İvazsız garazsız olanları; her kula nasip olmaz… Mevki, makam, görevden dolayı çevresinde bir ordu insanla gezenler vardır; ben o durumları kast etmiyorum…Sade, yalın, naif, benden bir şey ummadan-ki zaten bende umabilecek bir şey yoktur- dostluk ve arkadaşlık edenler, bana Allah’ın bir emanetidir…Her emanet ve her imkanın da sorumluluğu vardır; eş gibi, evlat gibi, akraba gibi, komşu gibi… 
-Tamam Mirim de, arkadaşı; bu kadar aziz görürsün de, haklarına duygularına -sana ters düşse bile- saygı gösterirsin de, aynı hoş görüyü onlar sana gösteriyorlar mı? Arada bir de olsa seni silenler olmuyor mu yani?
-Olmaz mı oluyor… Hatta en ummadıklarım bile siliveriyor hayatından beni…  Ancak ben şunu biliyorum: Sosyal ilişkiler dünyevi bir olaydır… Hani; analık, babalık, evlatlık, komşuluk, arkadaşlık, dostluk falan falan… Dünya payelerinin hepsi… Oysa İslam’ın insana bakış açısı: Önce insan…  Birey, tek fert olarak görmesidir. Zira herkes huzuru İlahiye tek çıkar... Lütuf da kahır da, ceza da ödül de bireyseldir İslam’da…
Bak sana başka bir şey söyleyeyim…
Günümüz teknolojisin artıları eksileri bayağı derincedir. Öyle izler bırakır ki silemezsin hayatından… Nasıl mı? Zeki Alasya’nın vefatı sonrası benim Facebook arkadaşlarımda bir söz düellosu başladı. Kimileri Zeki Alasya’ya rahmet dilerken, bazıları da “Bırak ulan şu kefereyi… Adam kendi ağzıyla Allah’a inanmadığını ifade etti…” Deyip kestirip attı.
İşte bu yazı bu nedenle yazıldı. Bizi, beni bırakalım da İslam bu konuda ne der? Ona bakmak lazım. Biz sadece gördüğümüze ve bilebildiğimiz kadarına göre hükmederiz. Asıl hüküm sahibi C.Hakk’tır…
Ömründe bir veya birkaç kez namaz kıldığı gözlenen bir kişi; kelime-i Şehadet getiren bir kişi İslam Sosyal hayatında mü’min-müslüman muamelesi görülerek Müslüman mezarlığına gömülür… Cenazesi için de namaz kılınır… Sadece anne baba katilinin cenaze namazı kılınmaz… Bir de şaki -eşkıya dediğimiz, insana zulmeden, bi günah olanları ve sebepsizce öldüren, hunhar kişilerin cenaze namazı kılınmaz; zira cenaze namazı, o kişi için yapılan bir duadır… 
Zeki Alasya uzuuuun bir hayat boyunca gerçek dünyası ile sanal dünya arasında yaşamış biridir. O tip sanatçı insanların gerçek hayatları ile rol hayatları bir birine karışır. Rol hayatlarda istediğini olma şansın vardır ama gerçek hayat öyle olmaz…  Zeki Alasya rol hayatta başarılı olabilir… Ama gerçek hayatının biraz inişli çıkışlı olduğu herkesçe malumdu ve o hayat da sadece kendisini ilgilendirir…
Ez cümle şu ki; onun yaşamı da ölümü de kendi hesabınadır… Bir tv programında verip veriştirip çizgiyi aşmışsa bizim o ifadelere bakarak onu olumsuz yargılama hakkımızın olduğuna inanmıyorum. Neden dersek: o tarihten sonraki hayatını bilmiyorum… Belki tevbe etti.Ya da…
-Mirim bu işin ya da sı olur mu?..
-Olur tabi… C.Hakk’ın sıfatlarından değil mi: Settar,günah ve kusurları örten demek.C.Hak sana diyor ki: İnsanların günah ve kusurlarını eşeleme… Neden? Zira onun işlediği günaha takılır kalırsın.. Onun işlediği günaha takılı kalman seni de  günaha sokar… Bırak o ameli ile kalsın. C.Hakk ayrıca; Tevvab: Tevbeleri kabul eden ve Gaffar: mağfiret eden bağışlayandır.   
-Tamam Mirim anladım…Herkesi ameli ile sözü ile eylemi ile yargılamak yok... Huzuru İlahide ak koyun kara koyun belli olacak… Onun için hiç canımızı sıkmaya değmez. Farzet ki; cenaze namazını kıldım. Ne kaybederim. 
-Kaybetmezsin…Bilakis hangi gerekçe ile  olursa olsun Allah’ın huzurunda kıyama durarak; dünyanın boş, her şeyin fani olduğunu hissetmek  en değerli saatlerimizdendir… Fırsatı kaçırmamak lazımdır…

 

Bu yazı 1258 defa okunmuştur .

Son Yazılar