Anadoluda Frigya Medeniyetleri Dönemi
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Hasan Hüseyin  Yıldırınm

Hasan Hüseyin Yıldırınm

Anadoluda Frigya Medeniyetleri Dönemi

27 Aralık 2022 - 12:22

Orta Asyalı bir kavim olan ve bölgemize M.Ö.12. yy.’ da Kafkaslardan, Çanakkale Boğazı yolu ile Anadolu’ya, bilhassa Sakarya ve Kızılırmak bölgelerine yerleşen Hitit medeniyetinin siyasi varlığına son veren Frigya medeniyetinden günümüze pek fazla bir şeylerin kaldığı söylenemez. Çünkü o dönem medeniyetleri bir medeniyetin siyasi varlığına son verdiğinde, medeniyetin varlığı süresince kendisinden önceki dinleri, İlahları ve kutsal yapıları daima yerer, kendi inançlarının ve ilahlarının daha yüce olduğunu savunurlar. Bu nedenle de kendisinden önceki medeniyetlerden kalan kutsal yapıtları, tapınakları, mabetleri yağmalar ve talan ederlerdi. Günümüzde Akşehir’de bazı türbeler ve hankâhların dış cephe duvarlarında Yunanca kitabeler ve Frigya döneminden kalma lahitlere rastlamak mümkündür. Akşehir’de Nasreddin Hoca mezarlığında bulunan üzerinde eşek kabartmalı lahit ve mezar taşlarının Frigya döneminden kaldığı tahmin edilmektedir.
Eti, Asur ve Pers (İran) medeniyetleri dönemi eserlerinde görülen aslan figürleri, Frigyalılar döneminde güç timsali olarak kullanılmış, daha sonra Yunanlılar ve Romalılar da aynı aslan heykelini güç ifadesi olarak kullanmıştır. 1950’li yıllarda Akşehir’de Rüştü Bey Hanı duvarları ve Nasreddin Köprüsü’nün ihata duvarlarında altı adet aslan başlı lahit görülmüştür.
Bazı tarihçiler, Frigyalıların Küçük Asya diye nitelendirdikleri Anadolu’da coğrafi yayılışlarını, medeniyetlerinin varoluşları süresince şu şekilde ifade ederler:
       1-Hellispunt Frigyası; Çanakkale Boğazı ve güneyini kapsar.
       2-Epiktet Frigyası; Kütahya, Eskişehir ve Gediz bölgesini içine alır.
       3-Paktyana Frigyası; Ege bölgesinde Menderes ırmağının doğduğu bölgeyi kapsayan 38 şehri kapsar.
       4-Salütaris Frigyası (Yanık Frigya) ; Bu bölgede termal, sıcak su kaynaklarının bol miktarda bulunduğu için yanık adını almıştır. Afyon, Denizli bölgesidir.
       5-Parore Frigyası; Bolvadin, Yalvaç ve Akşehir’in de içerisinde bulunduğu bölgedir.
       6-Büyük Frigya; Karadeniz, Sakarya, Ankara, Polatlı, Bolvadin ve Konya dâhil Parore Frigyası’nı kapsayan geniş bir bölgedir.(6)
Frigyalılar Anadolu’ya M.Ö.12. yy.’da yerleşmelerine rağmen,  medeniyetlerinin en parlak olduğu dönemleri İ.Ö. 8. yy. efsane kral Midas dönemidir. Bu dönem dünya tarihleri çerçevesince evrenselleşmiştir. Bu vasfı da Polatlı yakınlarında Gordion antik kentinde bulunan çanak, çömlek ve muhtelif buluntulardan anlaşılmaktadır.
      Akşehir’e üç buçuk kilometre mesafede bir zamanlar Sultan Dağları’nın yamaçlarında var olan tarihi Temberyum kentinin (7)  alt kısımları, şose yol boyunca kurulmuş olan Ulupınar köyündeki, Kral Midas’ın yaşadığı dönemlerden kalma ve eski dönemlerde “La Fontain De Midas “ ismi ile anılan günümüzde Midas’ın Çeşmesi olarak tanımlanan kaynak çeşmesinin, Frigya ve Lidya medeniyetleri döneminden itibaren var olduğu tarihçiler tarafından da teyit edilmiştir.
       Ulupınar Köyü eski evlerinde Frigyalı döneminden kalma bazı taş ve lahitler inşaat esnasında kullanılması 1950’li yıllara kadar süre gelmiştir. Frigya kralı Midas’ın adını taşıyan ve halen günümüzde bile Sultan Dağları’ndan aldığı tatlı su kaynaklarını bıkmadan, yorulmadan bin yıllarca Akşehir Gölü’ne akıtan pınarın alt kısmındaki eski mezarlıkta Frigya döneminde kalma lahitlerin mezar taşı olarak kullanıldığı görülmüştür. Günümüzden 80–100 yıl kadar öncesine kadar Ulupınar köylüleri tarafından ormanın kutlu sayıldığı için bir dalının dahi kesilmemesi tabusu, Frigya medeniyetleri döneminden gelen, Sibel dini inançlarının devamı olduğu gerçeğidir. Eski Ulupınar köyü insanlarının ormana ve mezarlıklarına balta sokmayışlarının sebebi, Sibel dini inançlarının kültürel bir emaneti, bu sebeple Anadolu insanının ağaca, yeşile olan saygısının bir simgesidir.
       İslamiyet öncesi Anadolu’da efsaneleşen ve günümüze kadar gelen ”Midas’ın Kulakları” öyküsü aslında Frigya kralının duyarlılığının, halkına vermiş olduğu önemin bir ifade şeklidir. Bu güzel öykü güzelliği ve doğruluğu gerekçesi ile günümüze ulaşabilmiştir.
            Aslında Kral Midas’ın kulaklarının uzun oluşu bir tevatürden ibarettir. Frigya medeniyetleri tarihi incelendiğinde meselinin özü ortaya çıkmaktadır. Frigya medeniyetlerinde, aslan gücün sembolü olsa da uzun kulaklı eşek de çalışkanlığın ve uysallığın, dayanıklılığın sembolü olarak kabul edilmiştir. Frigya döneminde eşek o kadar değer kazanmış ve eşeğe o kadar saygı duyulmuş ki,  bu vasıflarından dolayı krallar dâhil tüm devlet erkânı uzun kulaklı serpuş (şapka) giyerlermiş. Eşek kulaklı serpuş giymekteki amaçları kralın ve yetkililerin halkın sesini duyduklarını, ihtiyaçlarına, sorunlarına çare olacaklarını ifade etmek düşüncesiymiş.(9)
       Frigya döneminde kaval ve davul milli musiki aletleriymiş. Kaval dişi Tanrı Kübel’ in aşığı Atis’in sazı olarak bilinir. Kübel heykellerinin koltuklarının altında davul bulunması Kübel dini inançlarının bir göstergesidir.(10)
       Frigyalılar evlerini, barınaklarını bulundukları bölgelerdeki mevcut dağların dik yamaçlarındaki yumuşak dokulu kayaların içlerini oymak sureti ile yaparlardı. Akşehir’deki Sultan Dağları’nın Tekke köyüne giderken, Nimet Baba Türbesi ilerisindeki yol üzerinde, dik yamaçlarında kayalar içerisine oyulmuş suni mağaraların Frigyalılar döneminden kalan barınaklar olduğu varsayılır.
       Akşehir ve bölgesinde Ulupınar köyündeki Le Fontain De Midas çeşmesinden başka Frigya medeniyetleri döneminden kalma tarihi yerleşim bölgeleri ve isimleri mevcuttur. Akşehir’in güney kısmındaki şimdi mahallesi konumundaki Kuruçay Mahallesi’nin eski ismi Monas’dı. Frigya döneminde prenslerin isimleri genellikle Manas, Mellas, Midas isimleri ile ödüllendirilirdi. Bu isimler o dönemin prenslerine ve soylu kişilerine verilen unvanlar niteliğinde olduğu için, bu soylu kimselerin ölümlerinden sonra yerleşim merkezlerine verilmek sureti ile isimleri ölümsüzleştiriliyordu. Ayrıca yukarıda arz etmiş olduğum Manas, Melas, Midas ve benzer unvanların ilginç öyküleri vardır. Frigyalılar döneminden sonra Roma İmparatorluğu döneminde, Frigya soylularını ve prenslerini aşağılamak için Romalılar tarafından Frigyalı köleleri, Manas, Melas, Midas diye çağırdıkları tarihçiler tarafından söylene gelmiştir. Akşehir’in Kuruçay Mahallesi eski ismi ile Monas Köyü, Akşehir merkeze bağlı şimdi Söğütlü Köyü diye bilinen eski adı ile Melles (Milyas) Köyü de Frigya medeniyetleri döneminden kalma bir yerleşim merkezidir.      Akşehir ve civarındaki mezarlıklardan alınarak halen Taş Medrese’de muhafaza edilen eşek kabartmalı mezar taşı ve lahitlerin de Frigyalılar döneminden kalma Frigya abidelerinden alınma eserler olduğu bilinmektedir.  
Afyon ili sınırları içerisinde İhsaniye ilçesine baglı Ayazini köyünde Frigya vadisinde kayalar içerisine oyulmuş kaya evleri Frig medeniyetleri döneminden kalan en güzel örneklerdendir.
       M.Ö. 8. yy.’ da Kafkaslar üzerinden gelerek Anadolu’ya giren ve batıya doğru ilerleyerek Frigya başkenti tarihi Gordion şehrini yağmalamaları ve yakmalarından sonra M.Ö. 696 tarihinde Frigya kralı Midas’ın yenilgiyi hazmedemeyip intihar etmesinden sonra Frigyalılar artık Anadolu’da siyasi ve askeri bir güç olmaktan çıkmıştır. Midas’ın yerine geçen kralların başarılı olamamaları neticesinde, Frigya medeniyetleri M.Ö. 600 Lidya medeniyetleri devletinin siyasi hâkimiyetleri altına girmek zorunda kalmışlardır.

 

Bu yazı 233 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar