TESLİMİYET YA DA MAHKÛMİYET
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
İdris DOĞAN

İdris DOĞAN

TESLİMİYET YA DA MAHKÛMİYET

15 Aralık 2021 - 12:03

Sabır konusunda da ifrat ile tefrit arasındayız. Tarihi süreç içerisinde anlamını yitirerek zamanla yanlış anlaşılma hastalığına yakalanan temel kavramlardan biri de sabır olmuştur. Ya teslimiyet ya da mahkûmiyet… Hâlbuki o kahramanlık ile cesaretin zirveye ulaştırdığı ruhi bir olgunluktur, insan için yani eski tabirle kemalâttır. 

Kutsal Kitabımızda, girişilen doğru, hayırlı bir çaba uğrunda insanın karşılaşabileceği zorluklara ve olumsuzluklara karşı dayanıklı olmayı, direnmeyi, dayanmayı ifade eden sabır, halk arasında başa gelen olumsuzluklara katlanma, baskıya boyun eğme, hakkından feragat etme, yoksunluğu kabullenme, benimseme, olumlama, daha ilerisi hayata dair inanç, ülkü ve iddialardan vazgeçme olarak algılanır hale gelmiştir. Elbette, hiç beklemediğimiz bir tutum ya da olmasını çok arzu ettiğimiz davranışlar bizi hayal kırıklığına uğratabilir, çekilmeyecek boyutlara da ulaşabilir. 

Acılar, ayrılıklar, yokluk ve yoksunluk, haksızlık; hırs ve haset insanı çaresizliğe, öfkeye ve yakıcı tepkiye sevk eder, genellikle. İnsan bütün bu olumsuzlukların üstesinden gelebilmenin yolunu sabır ile aşar. Sabır, karşılaşılan belaya, tahammül veya çaresizliğe teslimiyet göstermeden sorunların çepeçevre kuşattığı darlıktan çıkış kapısıdır. 

Sabır, zorluğa, yokluğa razı olup hiçbir şey yapmamak değil; bu durumdan kurtulmanın yollarını aramaktır. Zira sabır insana, kendini kontrol etme, acelecilikten, faydasız telaştan kurtulma ve sıkıntıyı aşmanın yollarını bulma imkânı verir. 

Konunun ayrıntıların girmeyi gereksiz bulurum. İfk hadisesi sonrası kendisine atılan çirkin iftira karşısında günlerce ağlayan Hazreti Ayşe, sabrederken haksızlığa boyun eğip tepkisiz kalmamış: “Vallahi aramızdaki durumu, Yusuf’un babası Yakup’un söylediği şu sözden daha güzel anlatan bir başka örnek bulamıyorum. O, şöyle demişti: ‘Artık bana düşen güzel bir sabırdır!’ söylenenlere karşı yardım istenecek de ancak Allah’tır.” diyerek bize sabrın nasıl anlaşılması gerektiğini ve biçimini çok güzel göstermiştir. 

            Fazla söze ne hacet? Sabır, nefsi telaştan, dili şikâyetten, organları çirkin davranışlardan koruma; nimet haliyle mihnet hali arasında fark gözetmeyip her iki durumda da sükûneti muhafaza ederek Allah’tan başkasına şikâyette bulunmaktan kaçınma halidir. 

Bu yazı 1647 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar