Milli Mücadele Akşehir 2
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Minzo Medya Ajans

Minzo Medya Ajans

Milli Mücadele Akşehir 2

21 Kasım 2012 - 09:41

Dünden Devam
Cephe Erkânı Harbiye Başkanı Asım Bey’in bizzat gelip Akşehir’in Batı Cephesi Karargâhı olarak kullanılmaya başladığı tarih, 15 Kasım 1921’dir. Yani 91 yıl önce bugün. Çay’da Birinci Ordudaki incelemelerini bitiren Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa’nın 19 Kasım 1921’in akşam saatlerinde Akşehir’e gelmesi ile Batı Cephesi Karargâhı tamamen Akşehir’e taşınmış oldu.
Cephede düşmana karşı yalnız örtme-gözetleme birlikleri bırakılan ordunun çoğunluğu geride eğitim ve eksikliklerini tamamlamakla uğraşıyor, dinleniyordu. Akşehir sahip olduğu sarsılmaz iman ve mevcut imkânlarını bu mücadeleye katmış; şehirdeki tüm arabacı, bakırcı ve demirci dükkânları silah imalathanesine dönüştürülmüştü. Arastadaki dükkânlarda usta eller süngüler yapmış, tüfekler tamir edilmişti. Ordunun mühimmatı, silahı ve cephanesinin imali ve ikmali burada gerçekleştirilmiş; evlerde giysiler dikilmiş, cephede yaralananların bakımı, tedavisi için yaşlı genç bütün kadınlar gönüllü hemşire görevi üstlenmişlerdi.
Milli Meclisin yetkilendirdiği Başkomutan Gazi Mustafa Kemal, Genel Kurmay Başkanı Mareşal Fevzi Çakmak, Milli Savunma Bakanı Kazım Karabekir Paşalar sık sık Akşehir’e gelmişler; Cephe Komutanı İsmet İnönü ile görüşerek Büyük Taarruz hazırlıklarını bizzat yönetip yürütmüşlerdir. Akşehir’de Büyük Taarruz planının hazırlandığı tarihi eski belediye binası elbette pek aziz, pek mübarek bir mekânıdır ki, bugün müze olarak Milli Mücadeleye yaptığı şahitliği canlı bir biçimde sürdürmektedir.
Büyük Taarruz planının esası Garp Cephesi Karargâhının yerleştiği Belediye binasındaki İsmet Paşanın tarihi odasında hazırlandı. Bu plan şekil itibariyle Arap elifbasındaki sad (ص) harfine benzediği için “Sad Projesi” adını aldı.
Bir askeri eser bu planı tetkik ederken der ki: “Bu plan milli hükümetin iç ve dış durumuyla düşman ve arazi vaziyetine derin bir vukuf ve büyük bir cüret ve basiretle doludur. Yüksek bir deha ve çok büyük bir cüret bu planda gözükür. Cüret ve basiret bu planda omuz omuza ve birbirine hiç ziyan vermeden yürütülmüştür. Bu taarruz planı tespit edildikten sonra hazırlıkların devamı sırasında düşmanın yapabileceği bütün taarruz ihtimalleri de incelenmiş ve karşı tedbirler tam olarak düşünülmüştür. Bu tedbirlerin düşünülmesinde ‘imha esası’ ana fikrinden asla feragat edilmemiştir.”
Çok değişik sebep ve vesilelerle Akşehir’e gelip özel ikametgâhında çalışmalar katılan Başkomutan düşmanı şaşırtacak faaliyetleri ihmal etmez. O sıralarda Türklerin müthiş bir gizlilik ve titizlik içinde sürdürdüğü çalışmaları fark edemeyen, Yunan tahkimatı karşısında sevinç ve heyecanını gizlemeyen bir İngiliz kurmay subayı “Türkler bu mevzileri 4-5 ayda düşürebilirlerse, bir günde düşürdüklerini iddia edebilirler.” der.
Sakarya Savaşından sonra Milli Meclisin zaferine inancı artan Fransa ile yapılan anlaşmayla Fransız yardımları sağlanır. Bu amaçla Fransız devlet adamı Franclin Buillon birkaç defa Anadolu’ya gelir, bir defasında Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Paşa’yı Akşehir’deki ikametgâhında ziyaret eder. 
Başkomutan, Konya’da bulunan İngiliz Generali Towshend ile görüşmek bahanesiyle 23 Temmuz 1922 akşamı bir daha Akşehir’e geldi. Gazi Mustafa Kemal Paşa mücadeleye destek veren ülkeler temsilcileri huzurunda kuvvet gösterisinde bulunur. 28 Temmuz 1922’de Akşehir’de sözde futbol müsabakası düzenlenir. Sovyet temsilcilerinin hazır bulunduğu merasimde ordumuz Akşehir’de üç saat süren bir resmigeçit yapar. Aynı heyet daha sonra süvari kolordusunun bulunduğu Ilgın’da 15 bin atlıdan müteşekkil üç süvari bölüğünün resmigeçidini izler. 
Uzun hazırlıklardan sonra Garp Cephesi Komutanı İsmet İnönü 6 Ağustos’ta ordularına gizli olarak taarruza hazırlık emrini verir.
 Gazi Mustafa Kemal, tarihe şu kaydı düşer: “20 Ağustos 1922 günü öğleden sonra saat dörtte Garp Cephesi Karargâhında, yani Akşehir’de, bulunuyordum. Kısa müzakere sonrası 26 Ağustos 1922 sabahı düşmana taarruz için cephe kumandanına emir verdim.” Her şey hazırdır.
Büyük tarihçi İbrahim Hakkı Konyalı o günleri tasvir ederken der ki: “Akşehir belediyesindeki tarihi odada Başkumandanın riyasetinde son toplantıdan sonra toplantıya iştirak edenler hamama gittiler, Ulu camii de okunan mevlitte bulundular. Sonra hep beraber büyük Türk dâhisi Nasreddin Hoca’nın Türbesi ziyaret edildi. 1’inci Ordu Komutanı Nurettin Paşa, Peygamberin menkıbesi okunurken duyduğu heyecanın şiddetini gözlerinden akan yaşlarla gideriyordu. Bütün bu fevkaladelikler Akşehir de beklenen günün pek yakın olduğunu müjdeliyordu. 
24 ağustos Cuma günü Akşehir tarihinin en heyecanlı bir gününü yaşıyordu. Erkenden Akşehir-afyon yol üzerindeki bütün binaların damları sokak başları, Gazi Başkomutanı, Büyük Genel Kurmay Başkanını 9 aydan beri misafir ettikleri Garp Cephesinin Sevimli Komutanı İsmet paşayı uğurlayacak, selametleyecek ve alkışlayacak olanlarla dolmuştu. Karargâh binasının önünü heyecanlı bir kalabalık çevirmişti.
  Bütün büyük misafirler birer birer Akşehir’i terk ettiler. Nihayet Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa’nın otomobili karargâhın önüne yanaştı. Karargâhtan aşağıya inen İsmet Paşa alkışlar arasında otomobiline bindi yanına Asım Beyi de aldı.
Otomobil, alkışlar, gözyaşları ve dualar arasında uzaklaştı. Göklere açılan eller Türkün büyük kumandanına Tanrıdan zafer yalvarıyordu. Beyaz yaşmaklı yaşlı kadınlar aylardan beri bağırlarına bastıkları, kendi iç varlıklarından bir parça sayıkları İsmet Paşadan büyük ve kahraman oğullarından ayrıldıkları için ağlıyorlardı.
Biraz sonra minarelerde verilen esselâların yankıları yaslı ve hüzünlü şehrin üstüne gözle görülmeyen ve fakat sezilen bir başka tül serpiyordu. 9 aydan beri; Türk tarihine eşsiz bir zafer armağan eden Batı Cephesini Karargâhını ve komutanlarını sıcak kucağında misafir eden Akşehir, alınan tedbirlerinin mahremiyetine rağmen her şeyi biliyor, asil vakarla son günü bekliyordu.”
Batı Cephesi Karargâhı 24 Ağustos Cuma günü Akşehir’den cephesi gerisindeki Şuhut kasabasına nakledildi. Garp Cephesi Karargâhında görevli bir subay olan Cevdet Kerim İncedayı ordunun ne kadar düzenli ve hazırlıklı olduğunu anlatırken: “24 Ağustos günü Genel Karargâh Akşehir’den Şuhut’a giderken dikkat ettim. Bir gün evveline kadar çeşitli kolorduların geçtiği bu geniş sahada geride kalmış tek bir nefer ve kırılmış tek bir araba görülmüyordu.” ifadesinde bulunur.
Akşehirlilerin dualarında eksik etmedikleri ve büyük bir vakarla bekledikleri zafer müjdesi bir hafta sonra, nefes nefese Arastaya gelen bir süvarinin: “Savaşı biz kazandık. Zafer bizim. İzmir’e doğru gidiyoruz.” haberiyle gelir. Bir hafta süren sessiz bekleyiş yerini bayram kutlamalarına bırakır.

Türk ordusu düşmanı bozguna uğratır, önüne katıp kovalamaya başlar. Manalı bir hüzün ve vakarlı bir sessizlik içine bürünen Akşehir zaferin coşkun şenliklerini yapmaya başlar. 30 ağustos zaferinden sonra Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Paşa 1 Eylülde: “Ordular ilk hedefiniz Akdeniz” emrini verdiği gün Akşehir baştanbaşa sevinç heyecanı içinde coşar. 9 Eylül’de Türk ordusu İzmir’e girdiği gün Akşehir, bayramın en büyüğünü yapar. Çünkü bu zafer’de onun pek büyük ve şerefli bir payı vardır. Zira Akşehirli için Zafer’in tarifsiz ve emsalsiz bir manası vardır. Ve hala öyledir.
Haklı bir dava, üstün bir strateji ve harp sanatının dâhiyane inceliklerini taşıyan Büyük Taarruz planının hazırlandığı Batı Cephesi Karargâhı ve onun kahraman komutan ve askerine sadece köylerinin, kasabalarının, şehrinin kapılarını değil; tertemiz engin gönlünü açan Akşehir insanının sarf ettiği mübarek gayret daima hatırda tutulmalıdır. Bu uğurda 1935’ten bu yana ülkemizde gerçekleştirilen ‘Zafer Haftası Kutlamalarının Akşehir’den başlamasını gerektiğini, bu vesileyle, bir daha belirtmek isteriz.
Umarız, bu meşru, makul isteği kimse Akşehir’e ve onun misafirperver halkına çok görmez. Bu talebin gerçekleşmesi ve hakkın teslimi adına çıktığımız bu yolda gerekirse Başkomutana kadar gideceğiz.

Bu yazı 1706 defa okunmuştur .

Son Yazılar