SOĞUK SAVAŞA DOĞRU MU ?
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Osman Ecevit

Osman Ecevit

SÖZÜN ÖZÜ

SOĞUK SAVAŞA DOĞRU MU ?

20 Nisan 2017 - 13:02

Öteden beri sıcak gelişmelerin olduğu Orta Doğu şimdilerde,  bir cadı kazanıgibi kaynamakta kimin eli kimin cebinde olduğu da belli değildir.  Burada Rusya, ABD ve İran dominant olarak başı çekmekle beraber, sütreye yatmış olan İsrail olayları kendi istikametinde, yani ağa babası, ABD’ni kullanarak idare etmektedir. Her zaman şunun iddiasındayım ki, ABD bir Siyonist Yahudi devletidir. Çünkü, Yahudiler ortada olamamakla beraber, suflör olarak sermaye, idare, her türlü faaliyet onların ellerindedir. Burada bir husus üzerinde durmak isterim ki, hiçbir zaman antisemitist olmadım, olmanın da bana göre anlamı yoktur. Bu işi beceriyor ve yapıyorlar ise, aferin onlara; kürsülerde boş laflar etmenin âlemi de yoktur. Kaldı ki, tarihi süreç içinde Türklerin Yahudilerle ilişkileri çok iyi olmuştur. 
Orta Doğu’dan başka, Pasifik’te de sular ısınmaktadır. Özellikle, Kuzey Kore’nin faaliyetleri ortadadır. Bunun yanında, Pasifikte bir de Çin unsuru vardır. Bu itibarla ABD donanmasının % 70’ini Pasifikte tutmaktadır. Orada sadece Japonya bir denge unsuru olarak bulunmaktadır. Orta Doğu’da anlaşmış gibi duran, Rusya ve Amerika dişlerini gıcırdatarak, birbirlerine gülümsemektedirler. Dünya Konjonktürüuygun olsa, birbirlerini bir kaşık suda boğacaklardır. Şubat 1917 yılında Rusya’da çarlık rejimine son verilmiş ve Ekim 1917 yılında ise resmen komünist idare iş başına gelmiştir. Mao Zedong (1893-1976) ile Çin’de 1949 yılında komünist idare başa gelmiştir. Her iki ülkede, aynı rejim ile idare edilmelerine karşın, hiçbir zaman aralarındaki ilişkiler normal bir düzeyde olmamıştır. Çin özellikle bir dönem teknolojik olarak Rusya’dan yararlanmıştır. Çok dar bir alana sıkışmış olan Çin’in 100 yıldan fazla süre bilinen emeli, Sibirya’ya sahip olmaktır. Çin’de olmayan petrol, gaz ve madenler Sibirya’da bulunmaktadır. Bunun yanında, çok az nüfus barındıranSibirya, nüfus yoğunluğu bakımından sıkışık olan Çin’e nefes aldıracaktır. Bu gerçek, başta Rusya olmak üzere, Dünya tarafından bilinmektedir. Burada, Napoleon Bonaparte (1769-1821)’ın “Bırakın Çin uyusun. Çin uyanırsa Dünya yerinden sarsılır” sözünü unutmamak gerekir. İngilizler, Çin’de komünist idare başa geçmesine kadar olan süreç içinde, Çini uyutmuşlardır (Afyon ile). 
Bugün Dünya siyasetine üç kutuplu diyebilir miyiz, bilemiyorum. Amerika ile Rusya’yı bir kutup olarak ele alınca, diğer kutupta Çin bulunmaktadır. Tüm bunlara rağmen; Rusya ile Çin arasında birçok, Şanghay İşbirliği Örgütü, Şanghay Beşlisi gibi paktlar veya anlaşmalar bulunmaktadır. Orta Doğu’ya Rus hükümranlığının açılmasında, ABD’nin müsamahası veya gizli bir anlaşmanın parçası gibi bir şeyler bulunduğu gerçeği inkâr edilemez. ABD’nin, Irak’a müdahalesinde, ABD ile Rusya karşı karşıya idi. Bu yumuşamanın temelinde, Çin’in Dünya Konjonktüründeki gelmiş olduğu durum olarak mütalaa edilebilir. Güç durumda olan ve Kenar kuşağa sahip olan, Rusya’nın, ABD’nden başka alternatifi yok gibi görülmektedir. Bunun yanında, Çin’in Pasifik’teki yayılma projelerine karşı, ABD’nin, Rusya’dan başka alternatifi yoktur. Tüm bunlara rağmen, ABD, Çin ve Rusya arasında değişik şekildeki anlaşmalar yapılmaktadır. Özellikle, Donald Trump’ın, Uzak Doğu’daki Amerikan sermayesini ülkesine çekme çalışmalarında, Çin kaygısının çok önemli olduğu görülmektedir. Şu açık olarak ortada görülmektedir ki, Rusya, ABD ve Çin birbirlerine gülücükler dağıtmakla birlikte, aralarındaki ilişkilerin hiç de dostça olmadığı gerçektir. Saygılarımla.  

 

Bu yazı 2773 defa okunmuştur .

Son Yazılar