SOYLU USULÜ
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Ramazan Ateş

Ramazan Ateş

KALEMDEN DÖKÜLENLER

SOYLU USULÜ

01 Şubat 2017 - 11:21

Başlığı koyarken içişleri bakanımız sayın Süleyman Soylu’nun göreve geldiği günden itibaren gece gündüz ve büyük bir hırsla üzerine aldığı görevi yapmaya çalıştığı aklıma geldi. Bizler hafta sonlarında dinlenmek için yollar ararken, sayın bakan, doğuda kar – kış demeden yollara düşmüş,  gerek il, ilçe ve yerel yönetimlerde ve gerekse halkın içinde devletin halkın yanında olduğunu hissettiriyor, yapılması gerekenler için de elinden geleni yapmaya çalışıyor.

Yıllarca özlemini duyduğumuz devlet – millet birlikteliğini daha önce merhum Menderes, Özal ve Erbakan’dan biliyorduk. Ama asıl bu işin sahibi İstanbul Belediye Başkanlığından itibaren halkın hizmetkarı olmayı şiar edinen, milletimizin de kendisine hizmet eden ve son yüzyılda yönetici modeli olarak gördüğü Cumhurbaşkanımız sayın Recep Tayyip Erdoğan’dır. Aslında buna belki de “Erdoğan usulü” demek lazım. Çankaya kökçünden çıkmayan, çıktığında da kimseye görünmeden sinemaya, alışveriş merkezine giden değil, halkın içinde, meydanlarda, şehidin, yetimin, mültecinin evinde, tüm halk kesimini ayırt etmeksizin kucaklayan bir anlayışla millete hizmetkâr olan Cumhurbaşkanı. Darbe girişiminde en ön safta, canını hiçe sayarak halkına dönen bir anlayış…Yöneticiler, idareciler, Mevki – makam sahipleri;

Yaptığınız iş kolay olmasa da, yolunuz çetin olsa da, sorumlu olduğunuz birçok görev ve birçok insan olduğunu unutmadan işinizi ciddiye alın. Ciddiyet sizin en önemli vasfınızdır.
Öncelikle görevinizin yatay ve dikey olarak çapını iyi bileceksiniz. Ne yaptığınızı, niçin yaptığınızı, nasıl yaptığınızın bilincinde olun. Kontrolsüz iş ve görev akim olmaya mahkumdur.
Sonra Selahiyetlerinizi ve mesuliyetlerinizi iyi  öğrenin. Hangi yetkilere sahipsiniz ve bu yetkilerin verdiği sorumluluklar neler, farkında olun.
Görevinizi yaparken Plan ve projelendirin. Bu safhayı derinlemesine irdeleyin. Neyi , ne zaman, hangi şartlarda yapacaksınız. Bunları bir düzen ve intizam içinde yoluna koymak için elinizdeki mevcut imkânları göz önünde bulundurarak planlama yapın.
Yapılacak işleri ifa edecek kişileri iyi seçin. Ehil ve liyakatli kişileri göreve getirin. Bu kişileri ilgili görev yerlerine hassasiyetle yerleştirin. Yapılan işin sonucu yine size dönecektir.
İyi niyetle işe, göreve başlayın. Unutmayın ki, niyet hayr ise akibet de hayr olur.
Göreviniz ile ilgili olarak, şehrinizde, ilinizde, bölgenizde, ülkenizde ve dünyada neler yapıldığı, varsa başarıya nasıl ulaşıldığını çok iyi takip edin.
Gaye,  “almak”  değildir. Bilakis, “vermek” tir. Yani “bu milleten ne alabilirim” değil, “ne verebilirim” anlayışında olun.
Başarı için zor tatmin olmalısınız. Hemen, kısa vadede iş bitti demeyin. Yapılacak şeylerin ucu açıktır.
Vizyon sahibi olmak şiarınızdır. Asla vizyon ve misyonunuzdan vazgeçmeyin. Sizi oraya getiren bu misyonunuzdur.
Hayal dünyanızı olabildiğince geniş tutun. Hayali, heyecanı olmayanlar söner giderler.
Her işin en güzelini yapmak hedeftir. Ancak mükemmelliğin de ucu açıktır. Her gün yeni bir dünya doğarken, değişmeden, değişime uymadan, eski kalıplarla yola devam etmek imkânsızdır.
Görevinizi bir dava aşkıyla yapın. Kendinizi bu davaya adayın. Adanmadan başarı gelmez. Kefeni giyerek yola çıkmışsan geri dönmeyi düşünmezsin bile.
Şunu da unutmamalı; “olanla olması gereken arasındaki farkı yakaladığın, gün büyük gündür.”

Bu yazı 2940 defa okunmuştur .

Son Yazılar