Köşeyi döndü ya da köşe oldu diye konuşulur toplumda, maddi durumu önceden zayıf olup sonradan bir şekilde durumunu düzeltenlere,zengin olanlara.
Bugün maalesef televizyonlardaki çoğu programlar ve diziler köşe dönmeyi, bir şekilde zengin olmayı teşvik ediyor.Aynı zamanda zengin gibi yaşamayı ve eğlenmeyi.”Köşeyi dön ,ama nasıl dönersen, dön,haram –helal deme.Nerden nasıl bulursan bul , nasıl kazanırsan kazan, köşeyi dön , köşe ol! Hatta dört köşe.banka soy, çal-çırp bir şekilde köşeyi dön işte.”
Bu konu toplumun aile yapısı,eğitim sistemi ile temelden ilgilidir.insan eğitim ile; maddiyata önem vermez, her canlıya merhametli, paylaşımcı bir kişiliğe kavuşturulabildiği gibi, yanlış eğitimle;egoist, zalim- merhametsiz,her şey, hepsi benim olsun diyen insan tipine-kişiliğe getirilebilir. Hatta bu kötü eğitilen insanlar;para vermeyen ana-babasını kesebilmekte,zengin olmak köşe dönmek için her yolu mubah görüp ;hırsızlık , soygun, gasp gibi yollara tevessül edebilirler.Tamahkar olurlar, doymak, yetinmek bilmezler.
Allah (cc) “biz insanı en güzel şekilde yarattık, sonra onu aşağıların aşağısı kıldık” buyuruyor.(tin suresi).Peygamberimiz as da “insan oğlu çok tamahkardır,bir vadi dolusu altın versen onunla yetinmez,bir ikincisini ister.Onun gözünü ancak toprak doyurur.” Diyerek; insan iyi bir AHLAKİ(Allah korkusu, kul hakkı, hesaba çekilmek ) eğitimden geçirilmezse;çok kazanma hırsıyla,egosu için her şeyi yapabileceğini belirtmiştir. maalesef televizyonlar da bu yanlış , gayri-ahlaki eğitimde etkili olmaktadırlar.
Bu dünyadan Karunlar,firavunlar ,tiranlar ;çok zengin,zenginliğinin, servetinin hesabın bilmeyenler gelip geçmiştir.Ama sefil insan oğlu tamahkarlığından hırsından vazgeçmemiştir.Hep malının kendisini ölümsüz kılacağını sanmıştır.Bu hak-hukuk tanımaz yaşayışıyla insanlara bela olmuşlardır, içinde bulundukları toplumların hep huzurunu bozmuşlardır.
Bu nedenle insanlarımızı güzel bir ahlak anlayışıyla, helal kazanma düşüncesiyle yetiştirmeliyiz,eğitmeliyiz.Biliyoruz ki insan değişebilen bir varlıktır;iyi bir eğitimle,şahsiyette , kişilikte meleklerden üstün bir yapıya kavuşabileceği gibi,ahlaki olmayan bir eğitimle şahsiyetsizlikte,ahlaksızlıkta, köşe dönmede şeytandan aşağı derecelere düşebilir.Bunun okullarımızdaki bir-iki saatlik Din kültürü ve ahlak bilgisi dersinin sağlayamadığı açıktır.Gerçi esas eğitim ana kucağında- baba ocağında başlar.
İşte bu nedenle eğitim sistemimizi; toplumumuzun değer yargıları ,inanç yapısı ananeleri,kültürel seviyesi göz önünde bulundurarak ,yeniden yapılandırmalıyız.Televizyonlar ve genel yayın vasıtaları diğer bir ifadeyle Kitle iletişim Vasıtaları buna göre dizayn edilmeli,eğitime katkıları sağlanmalıdır.
Diğer taraftan içinde bulunduğumuz ay; oruç ayı, Ramazan, insani ve ahlaki duyguların en yoğun yaşandığı , ilahi atmosfer merhamet duygularının, acıma duygularının en yoğun yaşandığı ay.Zekat ,fitre , sadaka vermenin tavsiye edildiği,fakir ve açların en çok gözetildiği bir zaman.
Burada zekatın hükümlerine girmeyeceğiz ama bir hususu hatırlatalım;para ve altının zekatı var, Müslüman için. Bunu çoğunluk biliyor ve zekatını vermeye çalışıyor.ancak ürünlerin de zekatı var;bunu çoğu insanlarımız bilmiyor ve uygulamıyor.ÖŞÜR ürünleri zekatıdır;buğdayın, arpanın, kirazın ,eriğin,pancarın ,haşhaşın ÖŞÜRÜ var.bilelim ,öğrenelim, öğretelim.Yani ürünlerimizin zekatını da verelim inşallah.Eskiden zekat- ÖŞÜR memurları varmış. Derler ki ürün az çıktığı zaman vatandaş, zekat memurları gelmeden kendi buğdayını, ürününü çalarmış harmandan. Bu uygulama herhalde Rahmetli Menderes zamanında kaldırıldı.
Zekat konusunda, Ebu Umame’den nakledilen bir Hadis şöyledir;namazlarını sürekli Peygamber’imizin arkasında kılan Salebe bin Hatip ,bir gün Rasulullah’a gelip kendisine mal (zenginlik) vermesi için Allah’a dua etmesini ister.Peygamberimiz de “yazık sana ey Salebe, şükrünü eda ettiğin az mal , şükrünü eda edemediğin çok maldan daha hayırlıdır” diyerek geri çevirir.Salebe tekrar gelip dua etmesini ister.Peygamberimi z;”yazık sana ey Salebe, benim gibi olmak istemez misin? Zira şu dağların altın ve gümüş olarak benimle yürümesini dileseydim mutlaka gerçekleşirdi “buyurdu. Salebe tekrar ısrarla “Ya Rasülallah bana mal vermesi içi Allah’a dua et.yemin ederim ki Allah bana mal verirse her hak sahibinin hakkını mutlaka vereceğim.”Bunun üzerine Peygamberimiz(as) “Allah’ım Salebe’ye mal ver.” Diye dua buyurur.
O arada Salebe birkaç koyun alır. Çok geçmeden koyunlar çoğalıp Medine’ye sığmaz olur.Salebe vakit namazlarına gelmez olur.Sürüleri daha da çoğalınca uzak bir vadiye taşınır, Cumalara da gelmez olur.Peygamberimiz Salebe’nin neden namaza gelmediğini sorunca, durumu anlatırlar.Bunun üzerine üç defa ”yazık oldu Salebe’ye “buyurur.Daha sonra zekatı emreden ayetler (Tevbe 103) gelince Rasulullah (AS) zekat memurlarını Salebe’ye gönderir.Salebe dağları kaplayan sürülerine rağmen TAMAH edip zekat memurlarını geri çevirir.Memurlar dönünce Peygamberimiz durumu anlar ve ”yazık oldu Salebe’ye” buyurur. Bir müddet sonra Salebe hakkında ( Tevbe 75-76-77) ayetleri ( Salebenin sözünde durmadığını ,münafık olduğunu belirten ayetler ) nazil olur ve bir akrabası bunu Salebe’ye iletir. Salebe bunun üzerine ZEKATINI getirir, fakat Peygamberimiz almaz.ondan sora hz Ebubekir ve hz Ömer de almaz. Salebe’nin hz Osman zamanında (kötü bir ölümle) vefat ettiği rivayet edilir.
Hülasa” tamah ve köşe dönmede” kişinin kendi nefsi için alma, temin etme hırsı vardır. Zekat ,fitre ve sadaka verme de başkalarını düşünme, fedakarlık yapma vardır.hak etmeden helal –haram,kul hakkı gözetilmeden elde edile zenginlikte hayır yoktur. Hayırlı yoldan zenginlik verildiyse fakir- fukarayı gözetelim . Hayırlı bayramlar.
SEFER UZ.