Konyalı kendine sahip çık!..Cüneyt ERSAN
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Tahsin Çalışır

Tahsin Çalışır

EMEKLİ MÜFTÜ

Konyalı kendine sahip çık!..Cüneyt ERSAN

27 Eylül 2012 - 10:33

 Zaman zaman o kadar çok şey yaşadım ki bu yazıyı yazmak zorunda kaldım. Mesele asla kişisel bir mesele değildir. Mesleğe başladığım 1991 yılından bu yana bizzat yaşadığım, eş-dost ve arkadaşlarımdan duyduğum vefasızlıkların bugüne yansımasıdır.
Tespit şu.: Konyalı Konya’lıya sahip çıkmıyor. Ne zaman bir işin düşse ya da bir rican olsa Konyalı yani hemşehrim ortadan yok oluyor. Açıkça iftira etmeliyim ki şu ana kadar bir yerlere gelmiş Konyalılardan beklediğim yardım elini bir türlü bulamadım. Ne siyasisinden, ne iş adamından, ne de başka meslek gruplarında bulunan Konyalılardan. Çok değer verdiğim üç beş kişi hariç. Aman bana bulaşmasın ana fikir. Konyalının bu vefasızlığını gördükçe başka şehirlerden olup da birbirine sıkı sıkıya bağlı, birbirini koruyan, her platformda destekleyen başka illerimizin vatandaşlarına hayranım. Mevlana torunlarına bu yakışmaz. Peygamber efendimiz bile kapısı herkese açık olan bir örnek insandı. Ama anlayana. Kimse kimsenin kapısında ağlamaz kardeşim. Kimse de kimseyi sıkboğaz etmez. Olursa bir ricası olur. Yaparsın ya da yapmazsın ayrı mesele. Yapamayacaksan bile çıkıp bu iş olmuyor kusura bakma diyerek adam gibi yol izlersin. Ama işte öyle değil. Konya dışına çıkan Konyalı maalesef küçük dağları ben yarattım havasında. Yardım elini uzatacaksın ki bir gün sen de yardıma muhtaç kalırsan sana da eller uzansın.
Tamamen kendi çabamla beş kuruş da para almadan, İstanbul’dan konuklar getirerek S.Ü.’de panel düzenliyorum, sırf Konya’mıza katkımız olsu diye onda bile “ee biz yapardık” diye surat asanlar, bozulanlar oluyor. Neden yapmadın o zaman. Ben yapınca mı aklına geldi. Konya’nın adını kötüye çıkaran işte bu dar kafalardır.
Bir siyasiden bir işim oldu bir gün. Gittim. Dedim şöyle şöyle bir işim var. Sen biliyorum ki bu işi yapabilirsin.Çünkü etkili bir konumdasın. En zor günlerinde, dışlandığında manevi desteğimi esirgemediğim bir Konyalı siyasi bu. Adamın bana dediği şu: Sen bakan beyin yanına git onun yanından beni ara, telefonu bana ver ben senin hakkında iyi konuşurum. Hah. Bakar mısınız? Ben bakan beyin yanına ulaşabilecek olsam sana neden ihtiyacım olsun. Peki sen orda ne için oturursun?
Beni Gazete, televizyon ve radyolardan tanıyan pek çok iş adamı, siyasi bana o kadar yardımlar ettiler ki. Hepsinden Allah razı olsun. Acı gerçek ne biliyor musunuz. Hiçbiri Konyalı değildi. İnsan üzülüyor. İstanbul gibi bir yerde tek başınayım. Yıllardır elimden tutan kimse olmadı. Tırnaklarımla kazıyarak geldim, eğer bir yerlere gelebildiysem. Bakıyorsunuz hiçbir vasfı olmayan insanlara paaat diye bir yerlere gelivermiş. Neden? Çünkü hemşehrisi elinden tutuvermiş. Bir ricası varsa yardımını esirgememiş. Bizimkiler “inşallah, maşallah, hadi güle güle. Mümkünse bir daha gelme” diyor.
Bakın ben kendim için bir şey istemiyorum. Benim derdim Konya’mızın imajı. Konyaspor süper ligdeyken dedim ki Konya’ya davet edelim spor yazarlarını, gezdirelim, yedirelim, içirelim Konya’mızı anlatalım. Allah sayın Mustafa Özkafa’dan razı olsun. Bana bu görev birkaç kez verildi ve layıkıyla da yaptık. Sonraki dönemde birkaç kez daha yapalım diye ben söyledim, ses çıkmadı.Konya hakkında ne kadar güzel şeyler yazılıp çizilirse inanın hepinizin önü o kadar açılır. Bırakın önü açılmayı Konya’nın imajı için iyi olur. Yemin ederim ki 1996 yılında İstanbul’a gelip yerleştiğimde Konyalıyım deyince öcü gibi bakıyorlardı. Bütün yollar kapanıyordu. İşte o günlerden bugünlere geldik
Spor olsun başka bir konu olsun neden çekişirsiniz, kendinizi neden saklarsınız? Konyaspor süper lige çıkarsa, başkan ticari hayatta prim yaparmış, beyler yardım edemezlermiş. Hay sizin Konyalılığınıza. Sen de ticari kafa olsa Konyaspor’u desteklersin ki Süper Lige çıksın da biz de Konya’mıza gelip gidenlerle ilişkiler kurarak bunu kazanca dönüştürelim diye. Eğer sende bu kafa yoksa zaten Konyaspor’un sana da ihtiyacı olmaz. Zaten bileğinin hakkıyla da çıktı. Vallahi yazdıkça açılıyorum.
Geçenlerde yine memleketime geldim, Konya’ya. Dedim ki eşi dostu ziyaret edeyim. Büyükşehir Belediye başkanımıza da nezaket ziyaretinde bulunalım. Aradım cebinden basın danışmanını. Başkanı cep telefonundan aramayı da biliriz ama nezaketen basın danışmanını aradık. Dedim ki bugün ve yarın Konya’dayım. Mümkünse sayın başkanı ziyaret etmek isterim. Ancak müsait değilse lütfen bana bildirin ki ben de kendimi ona göre ayarlayım. Basın danışmanı hala arayacak. Aradan bir aydan fazla süre geçti. Ya kardeşim ararsın başkana ilettim ama yoğun olduğunu iletti selamı var dersin anlarım. Ama nezaketen bir dönersin değil mi? Sonra başkanla İstanbul Atatürk Olimpiyat stadında karşılaştık final maçında “yahu nerelerdesin, neden gelmiyorsun, mutlaka görüşelim” dedi. Al işte bu ne perhiz bu ne lahana turşusu. Benim ricam başkana iletilmemiş bile.
Yapmayın böyle şeyler. Birbirinize sahip çıkın. Başka şehirlere gidiyorum maç anlatmaya falan. Aynı ziyaretleri oralarda da yapıyorum. Belediye başkanına uğruyorum, ziyaret ediyorum. Adamlar var ya inanın ki başkan beyle görüştürelim diye dört dönüyorlar. Bizimkiler de sallıyor.
Bir isteğim yok, bir ricam yok. İstiyorum ki Konya çok iyi anılsın. İstiyorum ki Konyalı birbirine sahip çıksın. Benim üzerime ne düşerse Konya için yapmaya hazırım. Bakın biz Mevlana torunuyuz. Biz birbirimize sahip çıkalım ki örnek olalım. Öyle Konya’da Allah deyip İstanbul’da yallah demekle, Konya sınırlarını geçince ikinci hanımı kola takmakla ya da parayı görünce geldiğin yere sırtını dönmekle bu işler olmuyor.
Yıllarca sunuculuk, spikerlik yaptım. Hala da mesleğime devam ediyorum. İçerde dışarıda çok önemli maçlar anlattım, pek çok özel organizasyonda sunuculuk yaptım. Ya bir gün de Konya’dan bir davet almadım  bu arkadaş Konyalıdır, hemşehrimizdir gelsin o sunsun bu programı vs. diye. Hayret ki ne hayret. Dışardan bir çuval para verip sunucu getiriyorlar. Elin bilmemnesi tatlı mı geliyor nedir? Bu kadar mı olur ya. Gerçekten inanamıyorum.
Dedim ki çok sevdiğim bir ağabeye. Bak önemli konuma geldin. Lütfen bana da sahip çık.  Bir değil, beş değil on değil kaç kez söyledim. Yok arkadaş tık yok. Adamlar nasıl yapıyor bilemiyorum ama dünkü muhabiri sunucu diye kakalayıp sonra da önemli bir kuruma basın sorumlusu diye gönderiyorlar. On bin tl maaşla. Helal olsun. Ne deyim.
Geçenlerde Ankara’da bir işim vardı. Uğraşıyorum olması için. Gittim orda Trabzonlu arkadaşlarla tanıştım. Siyasetin göbeğindeler. O kadar yardım ettiler ki. Allah razı olsun. Hergün de arıyorlar, hal hatır soruyorlar. bir şeyleri mi eksildi yoooo. Hayır duamı alıyorlar. Bizimkilerden kimseye de uğramadım. Konyalılara yani. Selam vermek için bile gitsen adam triplere giriyor kardeşim.
Neyse mesele anlaşıldı. KONYALI KENDİNE LÜTFEN SAHİP ÇIK. Buradan söylüyorum. Hangi Konyalı arkadaşın bir işi olursa benim yapabileceğim ya da aracı olabileceğim lütfen bana ulaşsın. Ben yardımcı olurum. Elimden ne gelirse yaparım. Benim yukarda yazdıklarımı kendi arkamdan yazdırtmam ben. İnsanlara yardım ederim, bir işleri varsa hallederim. Olmayacak bir iş ise de bunu açıkca söylerim. Umarım yanlarına ulaşamadığım, ulaşıp da ilgi görmediğim, ricada bulunduğum ama yaralı parmağa işemeyen tüm hemşehrilerim bir gün “”şu işimi halledersimisin” diye kapımı çalarlar. Onlara yapacağım en güzel şey elimden gelen yardımı yaparak insanlık dersi vermektir.
Yazımı Hz. Mevlana’nın bir öğüdüyle bitiriyorum. “CÖMERTLİK VE YARDIM ETMEDE AKARSU GİBİ OL”
Sevgilerimle…

Bu yazı 4754 defa okunmuştur .

Son Yazılar