MÜFTÜ HACI SÜLEYMAN NECATİ ÖZUS HOCA EFENDİ (12) (2) (M.1947 -...
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Tahsin Çalışır

Tahsin Çalışır

EMEKLİ MÜFTÜ

MÜFTÜ HACI SÜLEYMAN NECATİ ÖZUS HOCA EFENDİ (12) (2) (M.1947 - 1953 )

18 Mart 2017 - 11:43

Önceki Yazının Devamı
Akşehir’e gelinceye kadar olan hayat ve hizmet serüvenini önceki yazımda özetlemeye çalışmıştım.
İSTANBULLU HOCA’NIN AKŞEHİR’E GELİŞİ 
(1922)
Merhum hocamız Hacı Süleyman Efendi 1922 yılında Bolvadin’den Akşehir’e göç etmiştir.Bir süre dinlendikten sonra, Akşehir ulema ve eşrafı kendisinin Akşehir’de kalıp hizmet etmesi için rica ve ısrarda bulunurlar.Hocada kabul ederek 1923’te 6 lira maaşla Akşehir medresesi ilmiye müderrisliğine tayin edilmişse de daha sonra medreselerin lağvedilip, kaldırılması üzerine 15 lira maaşla Akşehir Vaizliğine tayin edilmiştir.
Burada İmam-Hatip mektebi Tefsir,Hadis ve Tevhid ilmi muallimliği de kendisine verilmiştir.
1624 senesinde tayin edildiği merkez vaizliği ile birlikte 1929 yılında Merkez İplikçi Cami İmam Hatipliğine tayini yapılmış olup,bu görevi vefatına kadar devam etmiştir.
İstanbul’da tahsil görüp,bir süre de orada görev yaptığı için kendisi çok çok efendi olup,tertibi,düzeni ve temizliği çok severdi.İnce duyguluydu.İstanbul’da talebeliklerinden  tanışıp arkadaş olduğu 52 yıllık samimi dostu olan Müftü Hasan Efendi(deli kadı)nın 1947’de vefatında,kabrin başından az ayrıldıktan sonra, “Aslında ben şimdi garip ve yalnız kaldım” diyerek uzun süre ağlamıştır.
Yine İplikçi Cami’nin meşhur müezzini ve görev arkadaşı olan Mehmet Emin Efendinin 1653’te vefatında da “Mehmet Emin Efendi ile Akşehir’de müezzinlikte öldü gayri...” diyerek hüngür hüngür ağlamıştır.
Hacı Süleyman Efendi gerçekten vefakarlı bir ilim adamıydı.Vücudu pehlivan yapılı idi.Çarşıda yürürken,gerek saygınlığı,gerekse tertipliği,düzenli ve temiz giyinişi ile dikkati çeker,herkes ayağa kalkar,dükkanın içinde ise bile kapıya çıkar ve Selam vermesini büyük iltifat sayarlardı.
Özellikle kendisinden önceki müftü ve arkadaşı olan Hasan Efendiyle(deli kadı) çarşıda-pazarda hep beraber gezer,belli mahallelerde beraber oturur,ulema ve bilginlerin gerçekten olması gereken tavrı ve örnek hareketleri sergilerlerdi.
Hatta bu mükemmel ikilinin samimiyeti o seviyede idi ki; 1930’da Müftülük boşalınca Hasan Efendi (deli kadı)nın talip olması için Hacı Süleyman Efendi ısrarla teklif eder.Fakat Hasan Efendi bunu reddedince ,(kendisinden yaşça da büyük olan) Süleyman Efendi öfke ve sinirle bir tokat atar ve evine gider.Bir süre sonra Hasan Efendi,Süleyman Hoca’nın evine giderek
”Süleyman kapıyı aç,ben hem müftü olacağım,hem de seninle kucaklaşacağım diyerek açılan kapı ile kucaklaşmışlar ve bir de ağlamışlar.Şu samimiyete dikkat gerek.
1947 yılında Müftülük boşalınca,İplikçi Camii,Kur’an ve huffaz muallimliği görevlerinin üstüne bir de Akşehir Müftülüğüne tayini yapılmış olan Süleyman Efendinin vefatına kadar bu her üç görevi de devam ettirmiştir. Ancak son hastalığında,hastalığı uzayınca,Kur’an öğretmenliği görevine hocamızın güzide talebelerinden olan ve emekli olarak hayatını Ankara’da devam ettiren Hafız Mehmet Uyanık getirilip kendisi başarılı hizmetlerde bulunmuştur.Halen hayatta bulunan Kur’an öğretmenliği yapmış ve Ulu Cami İmam Hatipliğinden emekli olan Çataklı Sadettin Yıldız gibi talebeleri Akşehir’de ve dışında bulunmaktadırlar.
Kendisine Konya,Isparta,Afyon ve Eskişehir bölgelerinden talebe gelmekteydi.Bunlar arasında bilgisini ilerleterek Müftü olanları da olmuştur.Buna kendim ve Merhum Çiğilli Abdullah Arılık örnektir.Kendim Hocamın hayrı duasını aldığımın farkındayım.
Sürecek...

 

Bu yazı 2834 defa okunmuştur .

Son Yazılar