ÖNCE LİYAKAT
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Yunus Fatih SAĞ

Yunus Fatih SAĞ

NOTLAR

ÖNCE LİYAKAT

17 Mart 2019 - 19:05

“Erken öten horozun başı kesilir” demiş atalarımız. Bunu söylerken bir şeyler söylemek istemişler ima yollu.

 Her şey zamanı ve yeri geldiğinde olmalıdır. “Taş yerinde ağırdır” diye de başka bir ata sözümüz vardır. “Boyundan büyük işlere kalkışma” sözü de bir başka atasözümüzdür.

Ata sözleri, tecrübelerin sonucu söylenmiştir. Tecrübeler elde edilirken bedeller ödenmiştir. Başarılar bedellere bağlıdır. Bedel ödemeden elde edilen yükselişler köpük gibidir. Gücünü koltuğundan alanlar da işte bunlardır. Koltuk altlarından gittiğinde kelaynak kuşlar gibi kalırlar. Halbuki, koltuğuna güç katan kimselerin, koltuk altlarından gittikten sonra daha da itibar sahibi oldukları görülür.

 Kavakla-Kabağın sohbeti, hak etmediği halde imkan veya fırsat sahibi olanların durumunu anlatmaya yetecektir.

 On yılda yirmi–otuz metre büyüyen “Kavak” aheste ahesterüzgarla birlikte dalgalanırken, kavağın dibine ekilen “Kabak” iki ay içerisinde kavağın boyuna ulaşır. Başlarlar birlikte sohbet etmeye. Kabak hava atar, çaka satar kavak ağacına, kavak ağacının sorduğu “ne kadar zamanda benim boyuma kadar büyüdün” sorusuna kabak cevap verir kasılarak “elbette iki ayda” diye. Kavak ağacı kendinden emindir, kendisinin on yılda kat ettiği mesafeyi kabak bitkisinin iki ayda nasıl kat ettiğini düşünür bir taraftan. Bu arada yaz ayları geçer, son bahar gelir. Kabağın yaprakları dökülmeye, yem yeşil olan sapı sararmaya ve solmaya başlar. Yavaş yavaş aşağıya doğru kısalmaya başlar kabak. Karşılaştığı durumdan rahatsız olan kabak, daha önce birlikte sohbet ettikleri kavak ağacına sorar bu durumu, der ki “ne oluyor bana, kısalıyorum, sararıyorum ve kayboluyorum, nedendir bu” diye. Kavak ağacı kendinden emin ve omurgalı duruşuyla cevap verir birkaç ay birlikte yaşayıp sık sık sohbet ettikleri arkadaşı kabağa, “Kabak kardeş, sen benim on yılda geldiğim yere iki ayda geldin, iki ayda gelinen yerden iki ayda da gidilir” diye.

 Layık olmayana hak etmediği değeri vermek, o kimseyi şımartır. Layık olmayan kimseye haketmediği makamı vermek sadece şımarıklık meydana getirmez, bulunduğu makamı istismar etmesine, makam üzerinden hesap peşinde koşmasına, makamı hesabına sermaye yapmasına neden olur. Hak etmediği makam nedeniyle gördüğü saygı kendisini kabağın durumuna dönüştürür. Koltuk altından gidince kendisine gösterilen yapmacık ilgi de ortadan kalkar. İtibar gider. Kabağın misali, çabucak elde ettiği yerden aynı hızla çeker gider. Ama kavak hala ayaktadır ve kendinden emin bir şekilde dalgalanır. Çünkü kat ettiği mesafe kendisine aittir. Bu mesafeyi elde ederken bedel ödemiş, gayret göstermiş ve alın teri dökmüştür.

 Erken öten horozun başı kesilir ata sözünü duyunca hep kabak ile kavağın sohbetini hatırlarım. Hak etmediği ilgiyi görenlerle, hak etmediği makama gelenler bundan ders çıkarsınlar. O Kızıldereli atasözü bu günler için söylenmiş sanki .’’Sular yükselince balıklar karıncaları yer;sular çekilince karıncalar balıkları…Kimin kimi yiyeceğine,suyun akışı karar verir.

Bu yazı 877 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar